“İnsanoğlu için toprağından edilmek kadar büyük zulüm yoktur.”
Kemal Sadık Gökçeli namıdiğer Yaşar Kemal’in kaleminden enfes bir seriydi. Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana ile başladığımız yolculuğumuzu Çıplak Deniz Çıplak Ada ile sonlandırdık.
Bilindiği üzere, Cumhuriyetin kuruluş aşamasında ülkemizde zorunlu iskânlara tâbi tutulan insanlar bulunmaktaydı. Bunlardan bazıları da Karınca Adası halkıydı. Serimizin ilk kitabında bu ada halkının mübadele aşamalarına şahit olmuşken, son kitabında ise mübadele sonrası yurdun her köşesinden gelip adaya yerleşen göçmenlerle tanışıyoruz. Farklı dinlerden, etnik kökenlerden, kültürlerden gelmiş bu insanlar, burada yaralarını birlikte sarmaya çalışır, sevgi ve saygı ile dostça, kardeşçe yaşarlar. Poyraz Musa, Vasili, Nişancı Veli, Melek, Lena, Poyraz Ağaefendi, Zehra, Hayri Efendi ve diğerleri… Bu insanlardan kimi savaştan kaçmış, kimi mübadil, kimi sürgün, kimiyse gazi. Hepsi birbirinden güzel olduğu kadar yaralı birer karakterdir. Hatta satırları okurken “Böyle bir dünyada, böyle güzel insanlarla yaşayabilseydik keşke” diye düşünmekten kendimi alamadım.
Şu an buraya ne yazsam bu seri için az gelir kanısındayım. En az İnce Memed kadar güzel bir eserdi. Seriye konu olan bu karakterleri yazar, derin ruh tahlilleriyle anlatır. Yazarın şiirsel dili sayesinde burada yazılanları sadece okumayacak, iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Yaşar Kemal’in kendisi de Ruslar Van’a gelince Anadolu’nun birçok köşesine göç etmiş, en son da ailece Adana’ya yerleşmişler. Bu yüzden de mübadeleyi, göçü yaşayan biri olarak bu seriyi bu denli hissederek kaleme aldığını dile getirir.
Kitabı okuyanların hepsi hiç şüphesiz bu adada yaşamak isteyecektir, tıpkı benim gibi. Okumak isteyenler için ise menekşeleri, güneşin doğuşunu, batışını saatlerce