Kübra

Kübra
@_vanilyacicegi
8/10
·267 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
“İnsanoğlu için toprağından edilmek kadar büyük zulüm yoktur.” Kemal Sadık Gökçeli namıdiğer Yaşar Kemal’in kaleminden enfes bir seriydi. Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana ile başladığımız yolculuğumuzu Çıplak Deniz Çıplak Ada ile sonlandırdık. Bilindiği üzere, Cumhuriyetin kuruluş aşamasında ülkemizde zorunlu iskânlara tâbi tutulan insanlar bulunmaktaydı. Bunlardan bazıları da Karınca Adası halkıydı. Serimizin ilk kitabında bu ada halkının mübadele aşamalarına şahit olmuşken, son kitabında ise mübadele sonrası yurdun her köşesinden gelip adaya yerleşen göçmenlerle tanışıyoruz. Farklı dinlerden, etnik kökenlerden, kültürlerden gelmiş bu insanlar, burada yaralarını birlikte sarmaya çalışır, sevgi ve saygı ile dostça, kardeşçe yaşarlar. Poyraz Musa, Vasili, Nişancı Veli, Melek, Lena, Poyraz Ağaefendi, Zehra, Hayri Efendi ve diğerleri… Bu insanlardan kimi savaştan kaçmış, kimi mübadil, kimi sürgün, kimiyse gazi. Hepsi birbirinden güzel olduğu kadar yaralı birer karakterdir. Hatta satırları okurken “Böyle bir dünyada, böyle güzel insanlarla yaşayabilseydik keşke” diye düşünmekten kendimi alamadım. Şu an buraya ne yazsam bu seri için az gelir kanısındayım. En az İnce Memed kadar güzel bir eserdi. Seriye konu olan bu karakterleri yazar, derin ruh tahlilleriyle anlatır. Yazarın şiirsel dili sayesinde burada yazılanları sadece okumayacak, iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Yaşar Kemal’in kendisi de Ruslar Van’a gelince Anadolu’nun birçok köşesine göç etmiş, en son da ailece Adana’ya yerleşmişler. Bu yüzden de mübadeleyi, göçü yaşayan biri olarak bu seriyi bu denli hissederek kaleme aldığını dile getirir. Kitabı okuyanların hepsi hiç şüphesiz bu adada yaşamak isteyecektir, tıpkı benim gibi. Okumak isteyenler için ise menekşeleri, güneşin doğuşunu, batışını saatlerce
Edebiyat
Çıplak Deniz Çıplak AdaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20253,153 okunma
Reklam
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
“Kendimize ait, garip, bilinçsiz bir dilimiz var gibiydi; birbirimizi kendimize özgü bir şekilde anlayabiliyorduk.” Beyin felciyle dünyaya gelen İrlandalı ressam, yazar Christy Brown’ın 1954’te kaleme aldığı otobiyografik eseridir Sol Ayağım. Brown, bu eserinde bebekliğinden yetişkinliğe kadarki yaşam mücadelesini anlatır. Bunu anlatırken de, annesinin desteğini, ona olan inancını hiç yitirmeyişini dile getirir. Eseri okuyup bitirdikten sonra ne kadar az şükrettiğimizi anladım. Kimsenin yardımı olmadan yemek yiyebildiğimiz, serbestçe yürüyüp koşabildiğimiz, en önemlisi de temel ihtiyaçlarımızı kendimiz giderebildiğimiz için çok şanslıyız bence. Ayrıca insanın sabırla, azimle, özveriyle çıktığı bir yolun sonunun güzel sonuçlanacağına dair ümitvâr olmamız gerektiğini gösteren bir yaşam öyküsüydü. Özel bireyleri anlamamıza bir aracı olan bu eser, hayata, etrafımızdaki insanlara farklı bir bakış açısı ile bakmamızı sağlıyor. Bu güzel eseri mutlaka sizler de okumalı, azmine hayran olunası Christy’i tanımalısınız. Keyifle okuyun.
Edebiyat
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,8bin okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:12
“Sen bilirsin ki gönül denilen şey ikiye bölünemez. Sen bilirsin ki aşk ortak istemez.” Tanzimat Edebiyatımızın ilk popüler yazarı olan, birçok ilke imza atan Ahmet Mithat Efendi’nin kaleme aldığı ilk eserlerinden biridir Ölüm Allah’ın Emri. “...sonu en evvel söyleyeceğim. Ama diyeceksiniz ki bu halde hikâyeden hiçbir lezzet çıkmaz. Maşallah, niçin çıkmasın? Hikâyeye lezzeti yazar verecek değil mi? Bakın ben lezzet vereyim de çıkar mı çıkmaz mı?” sözlerinden de anlaşılacağı üzere eser, kurgunun sondan başa doğru gitmesiyle dikkat çeker. Başkahramanlarımızdan biri olan Sıtkı, dayısının evinde yaşamaktadır ve evin genç, gözde cariyelerinden Sinesaf’a aşıktır. Yalnız bu aşkı kıskanan ve Sıtkı’ya deli divane olan biri daha vardır, Behice. Sıtkı, Behice’den Sinesaf’ın zehirlenerek öldürüldüğü haberini alır. Geride bir mektup bırakarak kendi canına kıyma düşüncesiyle Sinesaf’ın mezarının başına gider. Fakat burada Sıtkı’yı bir sürpriz beklemektedir. Peki bu sürpriz nedir? Bundan sonrasında yazarın usta kalemiyle onunla sohbet ede ede hikâyemizin başına dönüyoruz. Hakikaten de yazarın dediği gibi merak unsuru hep canlı kalıyor. Yazar burada gözlem gücüne dayanarak dönemin zihniyetini, karakterlerin iç dünyasını güçlü tasvirlerle ele almış. Ben çok severek, eğlenerek okudum kitabı. Sizler de benim gibi hem Türk klasiklerini çok seviyor hem de çerez niyetine bir eser arıyorsanız bu eser tam sizlik. Keyifle okuyun.
Edebiyat
Ölüm Allah'ın EmriAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,291 okunma
10/10
·441 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
“Her savaşta yalnız savaşanlar ölmez, onlardan daha çok savaşmayanlar ölür. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, çocuklar da ölürler. İnsanlık insanlığını kaybeder. Hangi savaş olursa olsun insanın insanlığında hayır bırakmaz.” Bir Ada Hikayesi dörtlüsünün üçüncü kitabıdır Tanyeri Horozları. Yurtlarından olmuş insanların korku, özlem ve acıyı geride bırakmaya çalışıp umutla yeni bir yaşam kurma çabası içerisine girmesi anlatılır burada. Karınca Adası da buralardan biridir. Burada yaşama tutunmaya çalışan insanların birlikte üşümelerini, ısınmalarını, adadaki zeytin ağaçlarını, meyve bahçelerini, menekşeleri ve adanın daha birçok güzelliğini öylesine güzel betimlemiş ki yazar, sanki o satırları okumuyorsunuz da, orada bir köşede oturmuş izliyorsunuz. Serinin bu eserinde cennetten bir köşe olarak nitelendirdiğimiz Karınca Adası, gittikçe kalabalıklaşmaya başlar. Yeni insanlar, yeni aileler gelmeye başlar buraya. Bu kısımlarda yeni karakterlerin yaşam hikâyelerini, detaylı tasvirlerle okuyoruz. Bütün bunların yanında Anadolu’da yaşanan kan davasına değinmeyi de ihmal etmiyor yazarımız. Kendine has üslubuyla, betimlemeleriyle, birçok tarihçinin değinmeye çekindiği konuları işlemesiyle bambaşka bir boyuta getiriyor eseri. Sizler de muhakkak okumalı, mübadele konusuna bir de Yaşar Kemal’in gözünden bakmalısınız. Keyifle okuyun.
Edebiyat
Tanyeri HorozlarıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20133,407 okunma
6/10
·88 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:29
“…anlaşılmamak da öyle bir işkence ki…” Servet-i Fünûn romanının öncülerinden olan Mehmet Rauf’un, Eylül’ün ön çalışması olarak nitelendirilen romanıdır Ferdâ-yı Garam. Basit bir olay örgüsü var aslında eserin; son derece melankolik, içine kapanık, psikolojik anlamda zayıf Macit ile Sermet amca çocuklarıdır. Sermet, okuduğu kitapların etkisinden çıkamadığı için çevresine uyum sağlamakta zorlanır. Babasının memuriyetinden dolayı ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan Macit’in de Sermet’ten aşağı kalır yanı yoktur. Birbirleriyle sürekli didişen bu iki kuzen kavgaların arasında birbirlerine aşık olduklarını farkeder. Sonrasında ise olanlar olur. Buram buram melankoli kokan, okuyucuyu karamsarlığa iten bu eseri ben pek beğenemedim maalesef. Zaten dönem itibariyle boğucu, sıkıcı eserler kaleme almışlar burada yazarlar. Bu eserde de bunu fazlasıyla bulmak mümkün. Kitap kısa olsa da ben okurken çok bunaldım, çok yoruldum, çok ikilemde kaldım. Döneme vâkıf olmak için okunabilir belki, ancak şimdiden söyleyeyim bunalıma girmeye hazır olun. Kitapla kalın.
Edebiyat
Ferdâ-yı GarâmMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,455 okunma
Reklam