Zeynep SelviliPembe Fili Düşünme
Öncelikle yazarımıza bu kitabı yazmayı her ne olursa olsun tamamladığı için teşekkür ediyorum. Aynı yaşta, aynı yoldan geçiyormuşuz meğer. Hocamla ortak noktalarımız varmış bunu öğrendim. Bana zor gelen sınav sürecinden sonra gereksiz endişelerimi azaltmayı öğretti bana bu kitap.
"Hareket etmezsen acı üzerinde birikir."
Kaygılarımızın, korkularımızın üzerine gitmezsek onlar bir çığ olur bizim üzerimizde yükü daha da birikir. Beni en çok etkileyen yer ise Zeynep hocanın İngiltere'de "Öz-güven mi, Öz- kabul mü?" adında katıldığı seminerde yapılan bir etkinlik oldu. Yapışkanlı kağıtlar. Konu kendimizi nasıl etiketlediğimiz. Kendimizi etiketlerken acımasız bir varlığa dönüşürken nasılsa başkalarını etiketlerken daha yumuşak davranıyoruz. Kendimize neden bu kadar acımasız davranıyoruz? O seminerde bilge bir kişinin kendini yeterince bilge biri olarak nitelendirmiyor. Aptalın tekiyim. Sahtekârım. Takıntılıyım. Yeterli değilim. Korkağın tekiyim. Sevimsizim. Gibi gibi birçok etiket var. Ben okurken şaştım kaldım. Yani hocam siz diyorsunuz ki kendimi onların arasında yetersiz hissettim, söz aldıklarında müthiş fikirleri vardı ama kalkmış kendilerini böyle etiketliyorlar. İnanamadım. Sonra düşündüm ki dedim ya evet: İnsanlar zayıf noktalarını pek göstermezler. Dışarıdan gördüğümüzün aksine kim bilir o kişinin içinde ne fırtınalar kopuyordur? Ama iş kendini acımasızca etiketlemeye gelince ben buyum, ben şuyum diye başlarlar.
"Hepimizin kafasının içinde her daim hikâyeler anlatan bir ses yok mu?"
Var. Olmaz mı hocam:) Her hata yaptığımda veya herhangi bir şey yapmaya kalkıştığımda başlıyor söylenmeye o ses. Başarısız olduğumu, beceriksiz olduğumu dile getiriyor her seferinde. Acımasız bir iç sese sahibim. Biliyorum siz de sahipsiniz.
"Meğer zaman değil, zamanla
Anna KareninaLev Tolstoy
Anna Karenina sadece bir aşk romanı değil. Bunun yanında dönemin içinde bulunduğu ekonomik durum,siyasi yaşam, eğitim gibi konulara yer verilen bir roman. Bunu yer yer bazı sayfalarda görebiliyoruz. Kapitalizmden bile bahsettiği olmuş; gerek buharlı makinelerin insan gücünün yerini alması gerekse bankaların kredi vermesi bunlara güzel bir örnek. (Bknz. Sayfa 436.)
"Ben diyorum ekonomi-politik siz diyorsunuz daha kötü. Ben diyorum sosyalizm, siz diyorsunuz daha kötü. Eğitim - daha kötü." Birkaç yerde de kadın haklarından, kadının eğitimin öneminden bahsetmiş. (Bknz. sayfa 508.) Bununla ilgili bir diyalog geçiyor şu konuda Stepan Arkadyiç'e hak veriyorum: " Kadınlar arasında eğitim yaygınlaştığı zaman herhalde çok yetenekli oldukları görülecektir." Sayfa 765'te de yine ekonomi ile ilgili konulardan birisi olan emek-kazanç-sermaye ilişkisinden bahsedilmiş.
"İşte böyle dostum, iki şeyden birini yapmak gerek: ya şimdiki toplum düzeninin haklı olduğunu kabul etmek ve dolayısıyla haklarını savunmak ya da benim yaptığım gibi haksız hintiyazlardan yararlandığını itiraf etmek ve bu imtiyazlardan memnuniyetle yararlanmak." Tolstoy bu romandaki karakterlerin psikolojik tahlillerini ayrıntılı işlemiş. Aristokrat sınıfın yaşantısı ve bir toprak sahibinin emri altında yaşayan insanların çatışmasına yer vermekte. Anna- Vronskiy aşkı Kiti- Levin aşkı işlenmekte.Aynı zamanda da parçalanmış bir ailenin üzerine kurulan bir aile görmekteyiz.
Ben okurken çok keyif aldım, umarım siz de keyif alırsınız. Keyifli okumalar.
Önermekten bıkmayacağım bir kitap. İki hastanın birbirini iyileştirme çabalarını anlatıyor. Diyaloglar düşündürücü. Mutlaka okumalısınız. İyi okumalar.