Arapça öğretilmesi, fıkıh ve hadis öğrenimi ayıp sayılır hale geldi. Bu işle uğraşanlar da aşağı ve küçük görülür ol du. Müderrisler, hocalar ve okuyanlar aşağılarıyor, adi bir iş yapmış gibi görülüyordu. İslami ilimlerle uğraşmak yüz kızartıcı bir suç olarak niteleniyordu.
İslami ilimlere bedel olarak da felsefe, tarih ve hesap ilmi teşvik ediliyordu.
Medreseler bomboş hale getirildi. İlim ehli başka memleketlere çıkmaya mecbur bırakıldı.
Yönetimle ilgili hiçbir kararda İslam'a söz hakkı tanınmadı.
Resmi dil olarak Hintçe kabul edilmiş ve dile katılmış olan Arapça kelimeler atılmıştı.
Bütün bunlar yapılırken de Müslümanlar çeşitli işkencelere maruz bırakılarak ülkeyi terke zorlanıyordu.
Tek cümle ile Padişah Ekber Şah, Hindistan gibi dünyanın önemli bir bölgesinde İslam'ı temelden yıkmış, Müslümanları garip bırakmıştı.
Zaten onun "yeni din" projesi de, garip ve şeytanî teşebbüslerinden biridir. Çünkü onun gayesi, İslam'ı ortadan kaldırmakla beraber, yönetimine dayanak yapacağı bir temel bulmaktı. Yani tamamen dinsiz kalmak istemiyordu. İkinci maksadı: "İnsanları idare edecek" bir şey bulmaktı. Halkını otoritesi altında tutmak hususunda dinin gücünden faydalanmak istiyordu.
Fakat bu planın yürümediğini, beşerî dinin tutmadığını görünce İslam'a ve müslümanlara olan hıncı artmıştı.
Bişeyler bilmek ve akıllı olmak güzel bişey ve keşke dünyadaki herbişeyi bilseydim diye düşünüyorum. Keşke diyorum şu anda tekrardan akıllı olabilsem. Eğer olabilseydim oturur durmadan okurdum.