İtalyan birliklerin haberleşme imkânları genişti. Hatta 1909 Nobel Fizik Ödülü'nün sahibi, radyonun mucidi Guglielmo Marconi bizzat İtalyan birliklerinin başındaki mühendisleri örgütleyip bilgilendirmek için Trablusgarp'a geçmişti.
Nikomakhos'a Etik'te "Erdemli karaktere" ilişkin kapsamlı araştırmasında Aristoteles erdemli olmanın kilidinin insanın tutkularını yönetmeyi öğrenmesi olduğunu yazmıştı. Öğretmeni Platon'un aksine, Aristoteles, akılcılığın her zaman duygularla çatışma içinde olmadığını fark etmişti. Platon'un ikili karşıtlık içeren psikoloji anlayışının meseleyi aşırı basitleştirdiğini düşünüyordu. Aristoteles, akılcı ruhun kritik işlevlerinden birinin duyguların gerçek dünyaya zekice uygulanmasını sağlamak olduğunu savunuyordu. "Herkes kızgın olabilir - bu kolay" diye yazar Aristoteles. "Fakat hak eden kişiye, hak ettiği kadar, doğru zamanda, doğru amaçlarla ve doğru tarzda kızmak, işte bu kolay değildir." Bu biraz düşünmeyi gerektirir.
Ne kadar zaman oldu yediğin yemeğin,içtiğin suyun,denizin,Güneş’in,Ay’ın,ayağımızın altındaki canlı tohumu çıkaran şu ölü toprağın üzerinde düşünmeyeli ?
Râbian:
Yirmiyedinci Mektub'a ilhak edilecek, kardeşlerimizin bazı yeni fıkralarını size gönderdim. Hakikaten bu fıkralar ve umum Yirmiyedinci Mektub'un fıkraları çok faydalıdırlar.
Ehemmiyetli,
tatlı,
hoş,
güzel manalar,
dersler;
teşvik, teşci' eder hisler vardır.
Ben kendim onlardan tatlı istifade ediyorum, tenbel olduğum zaman bana ehemmiyetli bir teşvik kamçısı oluyor. Her ne ise...
Kardeşlerim, gücenmeyiniz; bir mikdardır sizlere mektub yazdığım zaman birbirinden uzak mes'eleleri topluyorum. Her mektub bir aşure olur.
Barla - 289
Proust'a göre aşk, bir insanı tanıma isteğinden ziyade, o insanın temsil ettiği "gizemli dünyaya" sahip olma ve onun içinde kaybolma arzusudur. Birine aşık olduğumuzda, aslında onun hayatının bizde uyandırdığı o merak duygusuna aşık oluruz.
“”””Onu sevmeye hazır olduğum anlamına geliyordu bu. Bir insanın. bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğmasında en temel unsurdur ve başka hiçbir seyin önemsenmemesine yol açar.”””