Travma yaşayan pek çok insan, kronik bir şekilde etraflarındaki insanlarla uyumsuzdur. Bazıları, savaş deneyimlerini, tecavüzü ya da işkenceyi, kendileriyle benzer geçmişleri ya da deneyimleri olan insanlarla paylaştıkları gruplarda rahat eder. Travma ya da mağduriyete ait geçmişi paylaşmak, yalnızlık algısının katılığını yumuşatır ancak bunun bedeli bireysel farklılıkların reddedilmesidir. Üyeler yalnızca uyguladıkları bir şifrede ortaklaşabilirlerse gruba ait olabilirler.
Kendini dar bir şekilde tanımlanmış mağdur gruplarında yalnızlaştırmak, başkalarını, en iyi anlamda ilgisiz, en kötü anlamda ise tehlikeli olarak görmeyi sağlar ve sonunda da yalnızca daha fazla yabanılaşmaya neden olur. Çeteler, aşırı uçtaki politik partiler ve dini tarikatlar teselli edebilir ancak nadiren yaşamın sunduklarına tamamen açık olmak için gerekli ruhsal esnekliği sağlar ve üyelerini travmalarından kurtaramaz. İşlevleri iyi olan insanlar bireysel farklılıkları ve başkalarının insanlığını kabul edebilir.
İslam, iyilere ve hakikati kabul edenlere değer verir.
"İman etmiş kimse günaha batmış kimse gibi olur mu? Bunlar elbette eşit değildirler."
Natüralizm, ahireti ve İlahi adaletin her türlü şeklini reddettiğine göre suçlu olan ile barıştırıcı olanı [bir katil ile bir masum kişiyi] aynı son ile ödüllendirir: ölüm. Hepimizin kaderi aynı. Öyleyse Hitler ile Martin Luther King Jr.'un hayatlarının nihai değeri neydi?
İslam'da ise Allah'a ibadet eden ve merhametli, dürüst, âdil, kibar ve şefkatli olanların sonu ile kötülükte ısrar edenlerin sonu karşılaştırılır. İyi olanların kalacakları yer ebedi saadet yurdu, kötü olanların kalacakları yer ise azap yurdurur. Bu azap, Tanrı'nın merhametini ve rehberliğini kasten reddetme-nin akıbetidir ve neticede manevi bir eleme sebep olur. Şüphesiz, bize nihai değerimizi veren İslam'dır. Fakat Ateizme göre değer, makul bir zeminde gerekçelendirilemez ve zihnimizdeki bir yanılsamadan ibarettir.
Nurten hıçkırarak ağla, kurban olayım. Sessiz sessiz ağlama, bağır, neden diye bağır. Allah'ınla konuş Nurten, bana değilse ona sarıl, ona anlat, ona sor. Ben Allah'a senin kadar yakın değilim Nurten, neden diye sor, neden biz bu haldeyiz? İkimiz için de sor.
Felaketlere tepkiler konusunda dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan çeşitli çalışmalar, stres ve travmanın üstesinden gelmek için sosyal desteğin en güçlü koruma olduğunu göstermiştir.
İbrahim b. Edhem'e şöyle sormuştu: "Ey İbrahim! Allah'a dua ediyoruz ama dualarımız kabul olmuyor. Bunun sebebi nedir?" O ise kalpleri derinden sarsan şu cevabı verdi: "Dualarınızın kabul edilmemesinin sebebi kalplerinizin ölmüş olmasıdır.
Sizin kalplerinizi şu sekiz şey öldürmüştür:
1. Üzerinizde Allah'ın (cc) hakkı olduğunu bildiğiniz halde bunu yerine getirmiyorsunuz.
2. Kur'ân'ı okuduğunuz halde onun talimatlarına göre hareket etmiyorsunuz.
3. Allah Resûlü'nü (sav) sevdiğinizi söylediğiniz halde onun sünnetine göre yaşamıyorsunuz.
4. Ölümden korktuğunuzu söylediğiniz halde onun için hazırlık yapmıyorsunuz.
5. Şeytanın düşmanınız olduğunu bildiğiniz halde onunla günah işleme konusunda anlaşıyorsunuz.
6. Cehennemden korktuğunuzu söylediğiniz halde bedenlerinizi cehenneme götürecek işlerden vazgeçmiyorsunuz.
7. Cenneti sevdiğinizi söylediğiniz halde ona girmek için gayret göstermiyorsunuz.
8. Kendi kusurlarınızı görmezden gelip başkalarının kusurlarıyla uğraşıyorsunuz. Bütün bu kötü huy ve davranışlar sizde varken Allah sizin dualarınızı nasıl kabul etsin?"