8/10
·320 syf.··
2026 28. kitabı
İskender Pala severlerin hayır demeyeceği bir kitap.Yine vereceği konuyu çokça araştırdığı belli yazarın.Kitaba gelince akışında, sürükleyiciliginde sorun yok.Yazar her zamanki tarzının dışına çıkmış geldi bana.Ortadoğu problemi, Yahudiler, dervişler, bilimsel terimler, izafiyet teorisi,zaman ve mekânda geçmişe ve geleceğe seyahat, Filistin halkı, insanlae üzerinde yapılan deneyler....... Hepsi bir arada olmalı mıydı! Bilim kurgu , polisiye, tarih...Hangi alana koysak oluyor... Yazarın normalde ki tarzını daha çok seviyorum Belki yeni tarz ve farklılık arayışi vardır..Bu kitapta tam oturmayan şeyler var.yine de yazarin kalemine sağlık...
A-71İskender Pala · Kapı Yayınları · 20222,738 okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,078 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Soygun, İskender Pala ve oğlu
Puan vermedi·224 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 18:56
​Her yılın ilk ayı mutlaka kitap çıkaran İskender Pala, bu yılın başında çıkarmayınca beni üzmüş ancak nisan ayında çıkardığı kitapla sevindirmişti. Katre-i Matem ile okumaya başladığım yazarın tüm roman, hikaye, deneme ve anılarını okudum. A-71 dışında da beğenmediğim (yarım bıraktığım bu kitaba tekrar şans vereceğim) bir kitabı olmadı. Hatta yemek kitabı çıkarsa onu da alır okurum. ​Ancak son yıllarda yazdığı kitaplarda farklı bir üslup dikkatimi çekiyordu; yazı dili ilk romanlarından daha farklıydı. Hatta Azdahak’ı ilk okumaya başladığım zaman, "İskender Pala yazmış olamaz bunu," demiştim çünkü onun kaleminden çok farklıydı. Azdahak’ı çok beğendim ama yine de farklı olan bir şeyler vardı. Sonra fark ettim ki kitabın iç kısmında, yazar bölümünde iki isim var: Biri İskender Pala, diğeri ise oğlu Alperen Ahmed Pala. ​Aynı durum Soygun kitabında da var. Kitabın kapağında ne kadar "İskender Pala" yazsa da içindeki yazar kısmında Alperen Ahmed Pala da yer alıyor. Soygun kitabını da beğendim ama bunu eski İskender Pala kitapları ile bir tutamıyorum. Ne kadar yazarı çok sevsem de farklı bir kalemin devreye girmesi, eski dilini yitirmesine sebep olmuş. Sanırım Katre-i Matem, Abum Rabum gibi romanların dilini ve üslubunu arıyorum. ​Soygun güzel bir kitap, kesinlikle okunmaya değer ama bir "eski İskender Pala" kitabı da değil.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,285 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 07:21
Bazı yazarlar vardır,artık çok nadir şaşırtır fakat siz yine de iflah olmaz bir romantiksinizdir,vazgeçemezsiniz.. Soygun, Iskender Pala'nın zihnimdeki sıralamasında A-71'e yakın kaldı. Kaşıkçı elmasının kaçırılma öyküsü ne kadar ilgi çekmez anlatilabilirse,o kadarı mümkün olmuş. Hırsızların isimleriyle lakapları arasında bir -hitap noktasında-yaratılan kargaşa ve daha diğerleri..
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,285 okunma
Bilginin Soğukluğu, Kalbin Bilgeliği
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 18:14
İskender Pala’nın A-71 romanı, ilk bakışta zaman yolculuğu, kuantum fiziği ve politik entrikalarla örülü bir kurgu gibi görünse de esasen insanlığın kadim meselesine eğiliyor: İnsan, bunca bilgiye rağmen neden hâlâ bilgeleşemiyor? Romanın asıl gerilimi yalnızca zamanlar, devletler ya da ideolojiler arasında değil; insanın aklı ile vicdanı, bilgisi ile merhameti, gücü ile ahlakı arasında kuruluyor. Eserin merkezinde bilgi ile bilgelik arasındaki ince ama hayati fark var. Bilgi çoğu zaman aklın, hesaplamanın, analiz etmenin alanında kalır. Bilgelik ise bunların ötesine geçerek kalbi, vicdanı ve merhameti de içine alır. Pala’nın romanı, aklı küçümseyen romantik bir metin değil; fakat aklın kalpten koparıldığında ne kadar soğuk, tehlikeli ve yıkıcı hâle gelebileceğini gösteren bir anlatı. Bu nedenle A-71’de akıl ile kalp karşı karşıya getirilmez; aksine insanlığın kurtuluş ihtimali, ikisinin dengeli birlikteliğinde aranır. Romanın günümüz Ortadoğu siyasetine, devletlerin çıkar hesaplarına, kapalı kapılar ardında çevrilen oyunlara ve ideolojik ikiyüzlülüklere uzanan tarafı, metni yalnızca bireysel bir arayış hikâyesi olmaktan çıkarıyor. Burada insanlık, yalnızca bireyin iç dünyasında değil; devlet aklında, diplomasi dilinde, savaş politikalarında ve inançların araçsallaştırıldığı karanlık alanlarda da sınanıyor. Güç sahiplerinin hakikati eğip bükmesi, insan hayatını stratejik bir hesap kalemine indirgemesi ve dini söylemlerin çıkar ilişkileri uğruna kirletilmesi, romanın en sert eleştiri damarlarından birini oluşturuyor. Bu noktada eserde belirgin bir tasavvufi yön hissediliyor. Ancak bu tasavvuf, romanda süsleyici bir unsur gibi durmuyor; metnin ahlaki omurgasını kuruyor. Din, Pala’nın anlatısında iktidar sahiplerinin elinde biçim değiştirdiğinde insanı iyileştiren bir
1000Kitap
A-71İskender Pala · Kapı Yayınları · 20222,738 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 10. kitabı
"Kişinin kendine ettiğini, edemez kişiye hiçbir fâni." Mevlana (s. 69) Bozuk Satıh Adnan Bülent Baloğlu Hoca'nın, Diyanet Aylık Dergi'sinin 'Büyüteç' köşesine yazdığı on beş makaleden oluşmaktadır. Yazarın önsözünde ifade ettiği gibi, "Kapitalizm ve küreselleşme ekseninde hem bir İslâm dünyası hem bir Avrupa, daha genel bir ifadeyle, bir Doğu-Batı okuması denemesidir..." "İnsanî, vicdanî, ahlâkî ve dînî değerleri hiçe sayan, insanı metalaştıran ve sömüren bir zihniyet kapkara bir bulut misali her yere çöküyor. Nefret söylemleri, ırkçılık, kirli siyaset ve terör, yaşam ve özgürlük alanlarımızı her gün biraz daha daraltıyor. Bu genel manzaradan maalesef İslâm dünyası da nasibini fazlasıyla almış durumdadır. 'Bozuk Satıh' ise bölük pörçük olmuş İslam dünyasının bata çıka ilerlediği delik deşik asfaltının bir ifadesidir." (Arka Kapak) * Bozuk Satıh * Modern Dünyanın Kilit Kavramları * Vurgun Yemek * Krizlere Uyanmanın Dayanılmaz Sancısı * Hakikat Tekelciliğinin Ağır Faturası * Küreselleşmenin Eliyle Terörün Küreselleşmesi * Bir Çelişkiyi Anlamak : Din ve Şiddet * Medeniyetler Yıkımın Tohumlarını da Taşır * Çivisi Çıkmış Dünya * Kıyametin Doğulu Tellalları * Kıyametin Batılı Tellalları * Tuhaf Bir Manifesto * Aydınlanmanın Mumu * Can Çekişen Batılı Kent Kültürü * Yalnız Yılan Doğar Zehirli Yılanlardan başlıklarından oluşan makalelerde; Batı'nın durumu ve İslam'a bakış açısı, İslâm dünyasının içinde bulunduğu durumu eleştirel bir gözle anlatmaktadır yazar. "İskandinavya yollarında binlerce kilometre yol gittim, bozuk satıh levhasına rastlamadım. Asfaltı düzeltmektense levhayı dikivermek kolayımıza gelmiş." (s. 11) dediği gibi yazarın, ilk önce dönüp de bir aynaya bakmamız gerekiyor. "Vurgun Yemek" "Hakikat Tekelciliğinin Ağır Faturası" "Küreselleşmenin Eliyle Terörün
Deneme
Bozuk SatıhAdnan Bülent Baloğlu · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 202051 okunma