“Ruhu tanımak bir bütün olarak hakikate büyük katkıda bulunur gibi görünüyor...”
Bu eseri eline alacak olan bir okurun öteye olan arzuyu bir kenara bırakması gerekiyor. Ruh Üzerine boyunca göremeyeceğimiz şey: ruhun akıbeti. Aristoteles, bir filozof olmanın yanında, hatta filozofluğunun bile önüne geçecek boyutta bir biyolog olduğu için derdi yaşarken ne olup bittiği. Ruh Üzerine’de konu edinilen “psykhe”, tamamen onun neliği üzerinden beden ile ilişkisi ve beraberinde gelen kuvveler/yetiler üzerine bir çözümle çalışması. Psykhe’nin çeviri karşılığının ‘nefs’ mi ‘ruh’ mu olması gerektiği bir tartışmadır ancak burada buna girmeyeceğiz. Metin zaten psykhe’yi ne olarak gördüğünü açıkça ortaya koymayı başarmaktadır.
Eserden konuşmaya başlamadan önce bazı bilgileri vermemiz gerekiyor. Immanuel Bekker’in Aristotelis Opera edisyonunda 402 ile 435b25 numaraları arasında yer alıyor. Üç kitap(rulo) ile karşımıza çıkıyor. Türkçe çevirilerine bakacak olursak eğer Zeki Özcan’ın, Aristoteles yorumcusu Jules Tricot’un Fransızca çevirisinden yaptığı çeviri (Alfa, Birleşik, Sentez gibi yayınevlerinden çıkan çeviri son olarak Albaraka Yayınları tarafından yayımlandı); bir Aristoteles çevirmeni Saffet Babür ile Lale Levin Basut’un hazırladığı çeviri (BilgeSu Yayınları); önce Ömer Aygün ile Y. Gurur Sev’in işbirliği ile yayımlanan (Pinhan Yayınları, 2018.) daha sonra Ömer Aygün’ün tüm titizliği ile uzun yıllar gözden geçirerek hazırladığı yeni çevirisi olmak üzere üç çevirisi var elimizde. Malum bir şahsında var ama onu zikretmesek de olur…
Pür-i taksir-i fani, ilk önce ortak çeviriyi yer yer kendisi, yer yer ise Ömer Aygün’ün Klasik Düşünce Okulu’nda gerçekleştirdiği 4 oturumluk (Aristoteles, Peri Psykhês Okumaları) dersleri ile okumuştu. Ömer Aygün’ün çeviriyi gözden geçirdiğini