dünyanın en objektif incelemesi
7/10
·512 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 03:02
selamlarr canlar! söylenecek çook şey var ben genellikle beğenmediğim şeylerden başlarım bu yüzden; şimdi 1. kitap daha iyiydi ve bunun herkes farkında daha aksiyon ve yan karakterler daha fazla vardı. kitabın ilk başı sıkıcı. ortaları çok daha iyi. sonu mükemmel. benim aradığım şey aksiyon, aşk, olaylar ama çoğunlukla kunterle gri hanımın sahneleri vardı. romantiklik yani. ben demiyorum hiç olmasın ama baydı bi süre. cringe cümleler vardı yalan yok ama çokda rahatsız etmedi. (kitabın sonları istediğim gibiydi tabii.) neyseki tam artık baydınız yeter dediğim anda bi olay oluyordu. NEYSEKİ. kitabın çok kusuru yok ama bi şeyler eksik yada fazlaydı, yazar tam ayarlayamamıştı bence. yine de yazar hemen toparlamayı başarıyordu. mantıksız, oturmayan şeyler çoğu kitapta olduğu gibi bunda da var. inş serinin diğer kitaplarıyla toparlanır bu boşluklar özellikle bi kısımda gri aydınlanıyor ama ben anlamadım yav. orası boşluk kaldı bende yazar orayı okuyucunun anlayabileceği bi şekilde yazamamış ya da ben anlamadım bilmiyorum..? bunlar dışında ki diğer düşüncelerim; abi kitabın en sevdiğim yanı hep böyle bi bokluk olmasını ve bi sırttan bıçaklanmayı beklemekti. en kritik anlarda diyorum ki “ tamam şimdi bu kesin bunu satacak, arkadan bıçaklayacak, ters köşe olacak” ve ve ve en sevdiğim de tam böyle düşündüğüm anlarda hiç bir şey olmaması ve tam olmamasını beklediğim anlarda olması güzel ters köşeydi. keyfim yerine geliyordu. bi de mesela bi karakterden bi şey bekliyorsun ama olmuyor diyorsun ki a aa ben bunu öyle yapacak sanmıştım. yazar o şüphelendiğin şeyi senin kafandan atıyor ve sonra bam! düşündüğün şey olmuş ve sende mal gibi kalıyorsun. karakter gelişimi gördük diyebilirim. kunter çok tattlıydı ama eski kötü halini özlettirdi bana. en çok 1. kitapta kunterin grinin
1000Kitap
Veyl 2 - Şeytanın YancısıFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025115 okunma
Aristoteles’in Ruh ile Derdi Ne?
Puan vermedi·%65 (125/192 syf.)
Ruhu tanımak bir bütün olarak hakikate büyük katkıda bulunur gibi görünüyor...” Bu eseri eline alacak olan bir okurun öteye olan arzuyu bir kenara bırakması gerekiyor. Ruh Üzerine boyunca göremeyeceğimiz şey: ruhun akıbeti. Aristoteles, bir filozof olmanın yanında, hatta filozofluğunun bile önüne geçecek boyutta bir biyolog olduğu için derdi yaşarken ne olup bittiği. Ruh Üzerine’de konu edinilen “psykhe”, tamamen onun neliği üzerinden beden ile ilişkisi ve beraberinde gelen kuvveler/yetiler üzerine bir çözümle çalışması. Psykhe’nin çeviri karşılığının ‘nefs’ mi ‘ruh’ mu olması gerektiği bir tartışmadır ancak burada buna girmeyeceğiz. Metin zaten psykhe’yi ne olarak gördüğünü açıkça ortaya koymayı başarmaktadır. Eserden konuşmaya başlamadan önce bazı bilgileri vermemiz gerekiyor. Immanuel Bekker’in Aristotelis Opera edisyonunda 402 ile 435b25 numaraları arasında yer alıyor. Üç kitap(rulo) ile karşımıza çıkıyor. Türkçe çevirilerine bakacak olursak eğer Zeki Özcan’ın, Aristoteles yorumcusu Jules Tricot’un Fransızca çevirisinden yaptığı çeviri (Alfa, Birleşik, Sentez gibi yayınevlerinden çıkan çeviri son olarak Albaraka Yayınları tarafından yayımlandı); bir Aristoteles çevirmeni Saffet Babür ile Lale Levin Basut’un hazırladığı çeviri (BilgeSu Yayınları); önce Ömer Aygün ile Y. Gurur Sev’in işbirliği ile yayımlanan (Pinhan Yayınları, 2018.) daha sonra Ömer Aygün’ün tüm titizliği ile uzun yıllar gözden geçirerek hazırladığı yeni çevirisi olmak üzere üç çevirisi var elimizde. Malum bir şahsında var ama onu zikretmesek de olur… Pür-i taksir-i fani, ilk önce ortak çeviriyi yer yer kendisi, yer yer ise Ömer Aygün’ün Klasik Düşünce Okulu’nda gerçekleştirdiği 4 oturumluk (Aristoteles, Peri Psykhês Okumaları) dersleri ile okumuştu. Ömer Aygün’ün çeviriyi gözden geçirdiğini
Ruh ÜzerineAristoteles · Can Yayınları · 0395 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 02:53
Kitapla ilgili karışık duygular içindeyim, güzeldi şaşırttı evet ama daha iyilerini gördüm mü diyim abartıldığı kadar değilmiş mi diyim bilemedim. Belki yabancı dilde okuduğum için bilmiyorum ama bana bir şeyler eksik hissettirdi. SPOİLER Sanırım ben doktorla ilgili ikna olamadım. Tamam çok güzel bi bok yedi, mental stabilitesi olmayan bi kadını daha da triggerlayarak cinayet işlettirdi sonra belki vicdani yükümlülük belki merak belki de kendisinin de dediği gibi cinayet mahaline geri dönmek kadını takıntı haline getirip doktoru olarak geri geldi. Kendi psikolojik sorunları üzerine hayatının merkezine koyduğu ve adeta taptığı karısının ihaneti üzerine böyle bir kafayı yemişliği kendini kaybetmeyi anlıyorum. Doktorun çocukluğunda babasından gelen bi sevgi açlığı var bunu yetişkinlik hayatında da sürdürüp travmasını farkında olmadan ilerletiyor ve çocuklukta nasıl beynine işlediyse bu sevgiyi hak etmediği düşüncesi, sevgi alamayacağı bir kadına kaptırıyor gönlünü. Kathy ve doktor çok farklı karakterlerdeler ilk başta okurken bile bunlar nasıl çift olabilmiş diye şaşırmıştım. Buraya kadar her şey çok güzel. Ben zaman kavramının giderek yok olmasını ve arada karısını takip etmelerini anlatırken kitap ilerledikçe belirsizleşen, bahsedilmeyen zamanın yansıtılma şeklini çok sevdim bence kafa karışıklığından çok okura yol gösteriyor ve kaotik bir noktaya sürükleyip merak duygumuzu perçinliyor. Benim tuhaf bulduğum nokta ise doktorun bu kadar kendini kaybetmiş bir ruh halinden toplayıp sanki kendi yaptığını unutmuşçasına planlı sistemli bi şekilde Alice i konuşturmaya bu kadar uğraşması sonra konuşunca da aa hatırlıyormuş diyip zehirlemesi. Oturmayan bir şeyler var sanki. Hani kitap sonunda doktorun kendi yaptığını inkar etmesi ve Alice e yüklemesini görsek daha mantıklı
The Silent PatientAlex Michaelides · Celadon Books · 201912,8bin okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 09:13
ツﻬஐ Tυğçє Aкѕαℓ 12'ƊЄƝ VƲƦMƛƘ ﻬஐﻬツ Selammm,bugün sizlere çok sevdiğim Tuğçe Aksal kaleminden yepyeni #ardelyonakademisi serisi 1.kitabi #12denvurmak paylaşımı ile geldim. Lütfen biri bana 12'nin Gölgesinde yi versin.O nasıl bir finaldi öyle!! Off umarım hemen kavuşuruz. Spor romantizmi sevenler, Amerikan futbolunun o sert dünyasına Tommy Brooks ile girmeye hazır olun! Ve birde kartanesi gibi güzeller güzeli Albino Mine'miz var. İki karakteride çok sevdim. Serinin giriş kitabı daha fazla onları ve çevresinde olanları bize tanıtarak bu dünyaya adım atmamızı sağladı. Rob ve Gökkuşağını şimdiden merak ediyorum. Ardelyon Akademisi Serisi şimdiden favorim oldu diyebilirim. Haydı sizler için kısaca konusuna geçelim! Thomas Brooks, Amerikan futbolunun gelecek vadeden en önemli yıldızıdır.Henüz lise son sınıfta olmasına karşın NFL şimdiden yakın takibe almıştır. Tommy bu sporu hayatının merkezine almış, tam bir disiplinle taşımaktadır. Annesinin ani ölümünün üzerindeki şüpheler babanın mesleki hayatını işaret edince, babası tarafından İstanbul'a,annesinin ailesi yanına apar topar gönderilir. Annesi Türk olan Tommy, henuz bu acıyı yaşarken Bir de çok sevdiği ülkesinden ve çok sevdiği sporundan uzaklaştırılmıştır. Çok sevsede uzak olduğu buradaki yaşam onu şimdiden zorlayacak gibi duruyordur. Babası ve koçunun yaptığı ayarlamalar,dedesi, anneannesi,dayısı,yengesi ve iki kuzeninin desteği İstanbul'da ona günler içinde bir nebze olsun nefes aldırmıştır. Lakin futbol sezonuna bu ülkeden hazır gitmek onun için imkansız görünen bir durumdur. Büyükada'da sahilde köpeği kömür ile gezerken küçük bir kaza ile tanıştığı Mine ile hayatı değişecektir.İlk gördüğü andan itibaren etkilendiği bu kız dünyalar güzeli bir Albinoydu. Kısacık tanışmaları sonrasında unutamadığı kızı günler sonra
12’den VurmakTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202616 okunma
Sevgiyle büyüyen her insan, iyi bir insan olur.
9/10
·48 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 22:56
"Beklerim ben, cehennem azabıysa da beklemek seni." William Shakespeare Hayat biraz da beklemek değil mi? Hatta belki en çok beklemek. "Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp bekler­ken ölmek," diyor Ümit Yaşar Oğuzcan, Sezai Karakoç, "Beklemek, neyi beklediğini bilmeden." "Tek yaptığım ölümü beklemek," diyor Hakan Günday, ona cevap verir gibi adeta Nazan Bekiroğlu, "Ölümü beklemek bile yorgunluktu." Bekledim. İlber Hoca hastaneye yattı, sağ salim çıkmasını bekledim. Bekledim. Öldü, Fatih Altaylı ile yaptıkları ölmeden önceki son program olan Teke Tek'in yayınlanmasını bekledim. youtu.be/EjvkF-7HQOc?si=... Gerçek dostluk ebedidir. Öyle zordu ki ölümünün ardından hiç ölmemiş gibi onu izlemek... Bekledim. Daha Kafa dergisinin yeni sayısına vardı. İlber Hoca yetişir dedim. Yetişti de... Kapakta kocaman resmi... Öyle siyahlar içinde falan değil! İlber Hoca siyah olur mu! Gençlerin umudu o! Umut siyaha bürünür mü hiç... Ve işte şimdi, okudum; bitti... "Bu satırları yazarken boğazım düğümleniyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyorum." Celâl Şengör Hepimiz duygusuz bilirdik dimi onu... Kaybetmek insanın içindeki gizil duyguları tüm çıplaklığıyla dışarı çıkarıyor. Okurken ben de ağlamamak için zor durdum. Her sayfa biraz ona götürdü beni: En sevdiği romancı: Tolstoy. Aa, dedim ben de çok seviyorum. Göçmen: Kırım'dan Stalingrad'a, Avusturya'dan Türkiye'ye gelen ailenin yaşam hikâyesi. Ben de anne tarafından Kırım - Tatar Türküyüm! Satır satır aradım onu. "Mektebi bitirir bitirmez evlenip de mobilyacı dükkanı gezeceğinize dünyayı gezin." Onun sesiyle okudum... instagram.com/reel/DV1ebLlCNS... "Gazze Katliamı, Epstein Skandalı, İran'ın işgali... Dünyayı satanist pedofil yamyamlar yönetiyor!" **Yalnız duygulu değil, duyarlı da bir sayıydı
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 139 (Nisan 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 2026114 okunma
Pick-me'ler Kraliçesi Yelloz Row ve Azizleri
3/10
·416 syf.··
2026 3. kitabı
Sadece benim fikrim, spoiler! Row'un akademiye girer girmez Adrian ve arkadaşlarıyla tanışıp Lena'nın yerine geçip baloya Kant'la gitme fikrine daha dün tanıştığı elemanların hemen aslında olur ya biraz eğleniriz kafasıyla gitmesi bana garip geldi yani biraz olsun,biz bu kızla dün tanıştık bugün gelmiş bize sonunda yakalanma riskimizin fazla olduğu bi plandan bahsediyor bence biraz daha birbirimizi tanıyıp güvenmemiz gerekiyor böyle bir şey için demeleri daha gerçekçi olurdu bence ama tabi ki yazar bunu tercih etmiş olabilir ayrıca başlıktanda anlaşılcağı üzere Row'u hiç sevmedim herşeyde sürekli şöyle iyiyim böyle keserim triplerinde takılıyor olması bana artık yeter dedirtti tamam en iyi ve en güçlü kadın karakter sensin ayrıca yaptığı planlar da böyle tesadüfi tutuyor gibiydi yani gece gizlice Bay Harlow'un odasına giriyor kapıda muhafız yok sabah mesaisi bitince muhafızlar beni evde hanım bekler diyor ve gidiyor mu ya da gece nöbeti için olan muhafızlarda sallana sallana mı geliyor kız iki saat içerde alıcağını aldı daha muhafız yeni geliyor hoşgeldin paşam seni oraya bi tanıdığın mı soktu ki bu kadar rahatsın Adrian,Garrison,Vladimir(Putin diyesim geldi okurken bu adama)bana hepsi işe yaramaz gibi geldi sevenlerinden özür dilerim şimdiden bi tek Lena'ya biraz sempati besledim çünkü ikimizde Row'dan nefret ediyoruz Kant desen ayrı bi dangalak Row'un Lena yerine gittiği baloda Row'un Lena olmadığını göğüslerine bakarak anladı tebrik ederim sapık hazretleri iyi iş çıkardın ayrıca Row kendisini Bay Harlow'a şikayet etti diye kıza bir gece işkence etmende biraz çocukça geldi ya kaç yaşındasın çok merak ettim kız hakkında Bay Harlow'a yalan şeyler söyleyen sensin doğal olarakta kız hayır öyle bir şey olmadı Kant yalan söylüyor gibisinden bir şey dedi biraz unuttum
İnceleme
Raven SuikastçısıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2025602 okunma