Kleopatra
bugün buraya kalbimi bıraktığım, araştırırken "yuh bu kadar da olur mu" deyip hayran kaldığım o kraliçeyi ve onun gizemli ülkesini anlatmaya geldim: Kleopatra ve Mısır piramitleri popüler kültür bize Kleopatra'yı hep filmlerde falan sadece güzelliğiyle erkekleri parmağında oynatan biri gibi gösteriyor ... hepsi yalan! bu kadın aslında tam bir dahi, inanılmaz bir vizyoner ve tam bir İKOONN. üstelik içinde yaşadığı o gizemli Mısır dünyası ve piramitlerle ilgili öyle tatlı detaylar var kii öncelikle en büyük şoktan başlıyorum: bu kızımız aslında Mısırlı bile değil ? soyu Makedon Yunanistanı'na, yani Büyük İskender'in generali Ptolemaios'a dayanıyor. ama işin en saygı duyulası kısmı ailesindeki herkes Mısır halkını küçümseyip sadece Yunanca konuşurken, Kleopatra oturup sıfırdan Mısırca öğreniyor! sırf halkıyla gerçekten bağ kurabilmek, onların dilinden konuşabilmek için. bu bile onun ne kadar samimi ve halkına değer veren bir lider olduğunu gösteriyor hazır Mısır demişken piramitlere geçmezsek olmaz şimdi zaman algınızı tamamen altüst edecek o meşhur bilgiyi veriyorum: Kleopatra, kronolojik olarak Gize Piramitleri'nin (yani o bildiğimiz kocaman Keops Piramidi'nin) yapılışından ziyade, aya ilk insanın ayak basışına yani 1969 yılına çok daha yakın yaşadı! evet, . piramitler o kadar eski ki, Kleopatra bile bizim şu an piramitlere baktığımız gibi uzaktan hayranlıkla bakıyor, onların gizemini çözmeye çalışıyordu. yani piramitler onun için bile çoktan "antik tarih" olmuştu, inanılmaz bir detay ✨ peki bu piramitler nasıl yapıldı dersek: hani filmlerde hep köleleri kırbaçlayarak zorla çalıştırıyorlar ya, o da yanlış! piramitleri inşa edenler aslında ülkenin dört bir yanından gelen, maaşları ödenen, hatta öldüklerinde piramitlerin yakınına gömülme şerefine erişen saygın
Trump, 7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi’ne katılacağını ve Türkiye’yi ziyaret edeceğini göğsünü gere gere ilan ediyor. Bir lider, perde arkasında sıkıştırılacağını bildiği bir küresel sofradan (NATO'dan) korkuyorsa, yapacağı en rasyonel şey "Gelmeye niyetim yok, çekiniyorum" imajı vermek değil; aksine vites yükseltip "Oraya bizzat geliyorum ve masaya oturacağım" diye gövde gösterisi yapmaktır. Trump, Ankara'ya gelerek hem Erdoğan ile kurduğu o "Şara ve Suriye planını" sahada tahkim etmek istiyor hem de kendisini ablukaya almaya hazırlanan Avrupalı liderlere (Macron, Scholz vb.) karşı "Ben buradayım, kaçmıyorum" mesajı vererek psikolojik üstünlüğü korumaya çalışıyor. Trump'ın "İran 60 gün içinde anlaşma yapmalı yoksa onları memnun etmeyecek şeyler yapacağız" çıkışı, Hürmüz’ün sadece 24 saat önce Devrim Muhafızları tarafından kapatılmasının ardından karizması çizilen bir hegemonun hırçın öfkesidir. Trump, 60 günlük resmi müzakere süresini zaten kabul etmişti. Ancak sahada İsrail ve İran’ın restleşmesi yüzünden "zayıf" görünmemek adına bu süreyi şimdi İran'a verilmiş bir "ültimatom" gibi pazarlıyor. "Memnun etmeyecek şeyler yaparız" tehdidi, Kasım seçimleri öncesi içerideki Yahudi sermayesine ve şahinlere "İran'ı hala tehdit edebiliyorum" mesajı vermektir. Yani masayı deviren tarafın kendisi olmadığını savunurken, arkada yaşanacak olası bir başarısızlık durumunda faturayı ekibinden birine kesmek için zaman kazanıyor. Trump, Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normal bir şekilde sürdüğünü iddia ediyor. Devrim Muhafızları boğazı kapatıp ticari gemileri tehdit etmiş, İsrail saldırıları "donduracağını" söyleyerek taktiksel bir geri adım atmışken; Trump borsaların çökmesini engellemek için rasyonel bir yalan söylüyor: "Sıkıntı yok, trafik akıyor". Petrol fiyatlarının
Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sözde stresimi atmak için ileti aticam!!!! Şimdi icon olmak için ykseden bir gün önce bile bisiler yazmam gerek ama dimi..🫪 PEKALA SOSYAL MECRALARDA BASIMA ACTIGIM BELALARDAN KONUSALIM!🥳🥳🥳 Yavsaklik basa dert, bunu şaka anlaminda söylemiyorum cidden ağzınıza ve kafanıza yerlestimi kurtulamiyorsunuz... Bir aralar (1 seneyi rahat gecmistir) bir kızla konuşuyorum, normal sanal arkadasim böyle 3 aya yakın süren bir arkadaşlık.. Arkadaşlarım bilir, belirli bir samimiyet şeyini aştıktan sonra dilimi tutmam, canim cicimli sohbet bir anda dirty talka dönüşür☠️☠️☠️🥰 Neyse bunun bir de erkek arkadasi vardı, sohbet ederken bazen derdi, işte a**@##'le konuşmam lazım gitmeliyim diye. Sevgilisinin de benden haberi var, işte bir tane arkadaşı kızın..🎀 Bir gün biz yine sohbet ederken çocuk bizim yazışmaları okumuş şey demiş, niye bu kadar samimisiniz? (Sen sor d-) Çocuk kızın realdeki arkadaşlarını bile kıskanan bir tip zaten haberim var, neyse aralarinda ufak bir sürtüşme çıkınca biz uzak aralıklarla konuşmaya başladık🥀🥺 Bir gün bana yazdı bu çocuk, işte (kızın ismi Ayşe olsun) Ayşe'nin lezbiyen olduğunu biliyorum, sen de iğrenç bir insansın o da, işte yok bilmem siz şuna dönüşeceksiniz, nasıl beni seninle aldatır vb vb.... Konuşmayı bana yaratık diyerek bitirmişti🫰🏻😝 Ayşe'ye bişey diyememistim çünkü o da beni engellemisti(bunu çocuğun yaptığını düşünüyorum btw🤬) sonraki günlerde başka hesaplar yine bana hakaretvari cümlelerle mesaj atmaya devam etmişti.. HERRR NEYSE ayseyle tekrar konuşma fırsatı buldum tabii ki🥹 ayrılmışlar fln🥳 alakam olmadığı halde onları ayirmakla suclanmam tabii sinirimi çok bozmuştu, bu da haliyle ayseyle samimiyetimizin kendiliginden bozulmasına sebep olmuş gibi oldu🙏🏻 Arada hatırlayıp gülüyorum işte, berbatti aw kiz için de kötüydü...BU
Pakistan'ın içindeki TTP (Pakistan Talibanı) ve Beluçistan Kurtuluş Ordusu (BLA) gibi yapılar, İslamabad için cephe gerisinde ciddi birer iç güvenlik kâbusu (Truva Atı) yaratıyor. Pakistan, Kabil'i havadan vururken kendi iç eyaletlerinde (Hayber Pahtunhva ve Beluçistan) kontrolü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ekonomik olarak iflasın eşiğinde olan bir Pakistan, Suudi Arabistan'dan Taliban'a karşı ne diplomatik ne de finansal bir açık çek alabilmiş durumda. Bu durum, İslamabad'ın jeopolitik yalnızlığını derinleştiriyor. Normal şartlarda Pakistan, Suudi hanedanlığının en büyük askeri garantörlerinden biri olarak görülürdü. Pakistan'ın aynı anda ekonomik kriz, Beluç isyanı ve Afganistan ile açık bir savaşla boğuşması Hindistan için yapısal bir rahatlama sağlıyor. Hindistan'ın Pakistan saldırılarını kınayıp Afganistan'ın egemenliğini savunması, Yeni Delhi'nin 2021'den bu yana Taliban ile yürüttüğü el altındaki pragmatik diplomasiyi taahhüt ediyor. Hindistan, Taliban'ı resmen tanımasa da Pakistan'ı sıkıştırmak için Kabil ile ilişkilerini sıcak tutmak istiyor. Hindistan buraya dolaylı da olsa (örneğin istihbarat veya örtülü operasyonlar yoluyla) fazla müdahil olursa, ucu bucağı olmayan Peştun milliyetçiliği ve radikalizm sarmalının kendi sınırlarına sıçrayabileceğini biliyor. Durand Hattı, tarih boyunca dışarıdan müdahale eden her gücü (İngiltere, Sovyetler, ABD) yutan bir kara deliktir; Hindistan bu riski almayacak kadar rasyonel bir stratejik akla sahip. Bu durum, Hindistan için sınır güvenliğini (Keşmir hattını) tahkim etmek ve savunma sanayisini (Ermenistan örneğinde olduğu gibi) dış pazarlara açmak adına altın bir zaman dilimi yaratırken; Pakistan için ise sömürge dönemi sınır çizgilerinin (Durand) ve geçmişteki "stratejik derinlik" (Afganistan'ı arka bahçe yapma)
Tarih
lgbt
LGBT dediğimiz şey, eşcinselliği savunan; yani erkeklerin kadın gibi, kadınların ise erkek gibi davranabileceğini ve aynı cinsiyetten olan insanların birlikte olabileceğini savunan bir düşünceyi temsil eder. Bu durumun toplumsal düzeni, sosyal ahlakı ve aile içi dengeleri olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Aynı zamanda dini ve psikolojik açıdan da bazı sorunlara yol açtığını ifade eden görüşler bulunmaktadır. Bunları inceleyelim. 1. Toplumsal düzen Toplumun belli başlı yapı taşları ve bir düzeni vardır. Bunun bir kısmını erkekler, bir kısmını ise kadınlar sağlar. Genel olarak bu düzende erkekler daha ağır işleri yapıp çalışırken, kadınlar da aile içi işler ve daha hafif görevlerle ilgilenir. Bu demek değildir ki kadınlar erkek işi, erkekler kadın işi yapamaz. Ancak tarih boyunca toplumlarda bazı görev dağılımları oluşmuştur. Bu görevlerin bir kısmı insanların biyolojik özellikleriyle ilişkilendirilir. Bu nedenle bazı düşüncelere göre kadın ve erkek arasındaki farkların tamamen ortadan kaldırılması toplumdaki düzeni zorlayabilir. Bir örnek vereyim. Kadınlar biyolojik olarak doğuran taraftır. Bu yüzden toplumlarda genellikle annelik rolü önemli görülmüştür. Erkekler ise fiziksel güç gerektiren alanlarda daha fazla yer almıştır. Elbette günümüzde birçok farklı örnek vardır, fakat bu farklılıkların tamamen yok sayılması bazılarına göre toplumsal dengeyi zorlayabilir. Bunu anlatmak için şöyle bir örnek verilebilir: Bir yokuşu tabaka ekleyerek düzlememiz gerektiğini düşünelim. Bunun için bir uzun bir kısa sütun gerekir. Kısa sütun yüksek yere, uzun sütun alçak yere yerleştirilir ve böylece tabaka dengelenir. Ancak sütunların yerleri değiştirilirse zemin eğri ve işlevsiz olabilir. Bu örnekle anlatılmak istenen şey, toplumda bazı rollerin birbirini tamamladığı düşüncesidir. Bu
Siyaset
Düşünce Trafiğinde Bir Yaya (Absürt Deneme)
İnsanlar neden “koltuk altı” demiş de “kol altı” dememiş, onu düşünürken aklıma şu geldi: Kolun ne ara oturacak kadar statü kazandığını kimse açıklamıyor. Şimdi burada aniden “imdat” diye bağırsam, yardım etmek isteyenle video çekmek isteyen arasında ilginç bir yarış başlar mı acaba? İnsanlar başkaları hakkında nasıl bu kadar emin konuşabiliyor? Ben kendimden bile bazı günler emin olamıyorum. Birine “yanlış düşünüyorsun” desem, o da bana aynı şeyi dese, ortada iki yanlış mı olur yoksa iki farklı doğru mu? Acaba kulağımdaki tıkaçları fark eden oldu mu? Yoksa insanlar beni çok iyi bir dinleyici sanıp içlerinden takdir mi etti? Tebessüm ederek etrafa bakarken, içimde yüz sekiz sekme açık olduğunu anlayan biri var mıydı? Buradan koşarak uzaklaşsam peşimden gelen olur mu, yoksa herkes benim spor hayatına aniden dönüş yaptığımı mı düşünür? Yüzümden okunmayan düşünce sistemimi çalıştırırsam ortamın işlemcisi kaldırır mı? “Ben aslında burada yokum, bedenimi kısa süreliğine park ettim.” desem, otopark ücreti çıkar mı? Maruz kaldığım bu sesli ama sessiz titreşimleri hangi çöp konteynerine atacağımı düşünürken aklıma geldi; acaba zihinsel geri dönüşüm kutusu neden hâlâ icat edilmedi? Bazı insanlar beni dinlerken gerçekten beni mi dinliyor, yoksa konuşma sırasının kendilerine gelmesini mi bekliyor? Bankta otururken bankın benden daha huzurlu görünmesi normal mi? Bir insanın “çok rahatım” derken ayağını saniyede on iki kez sallaması bilimsel olarak nasıl açıklanıyor? Telefonuma bakmadan oturunca insanlar beni derin düşünceli mi sanıyor, yoksa şarjımın bittiğini mi? Bazen öyle sorular geliyor ki aklıma, cevaplarını bilsem bile inanmazdım.A.ka
1000Kitap