…henüz dünyaya gelmemiş bazı insanların hayatına bir şeyler katabilirsem eğer ,kendimi binlerce kez normal bir hayat yaşamış gibi hissedeceğim
Sayfa 253·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Sunuş
Bizi Kelam-ı Kadim'ine bu kadar cūz'i de olsa hizmete muvaffak kılan Allah'a hamd; o kelamı bize aktaran sevgili Peygamber'imize ve âl ve ashabına salat ve selam ederiz. Bu yolda değerli çalışmaları ile bu hizmetimizi kolaylaştıran İslam alimlerine tarziyelerimizi yollarız. Sevgili okuyucular Kur'an-ı Kerim'e bu seviyede bir çalışma, küçük bir kayıkla denize açılmaya benzer. Bu kişi kayıkla da olsa denizden bir şeyler istifade edecektir. Ancak vasıtası küçük ve imkanı az olduğu için kendini deniz gibi bir riske de atmıştır. Onun için bu kimsenin kıyıdan uzaklaşmaması lazımdır. İşte tıpkı bunun gibi böyle bir meal okuyarak istifade etmeğe çalışan da imkanının kıt olduğunu bilerek bundan derin manalar ve hükümler çıkarmağa çalışmamalıdır. İşin henüz ilk adımında olduğunun şuurunda olmalıdır. Eğer Kur'an denizinin derinliklerine açılmak istese, hedefine göre zamanla vasıtasını güçlendirmeli ve kendini ona göre hazırlamalıdır; yani altyapısını daha sağlamlaştırmalı ve imkanını genişletmelidir. Fakat bu ilk çalışmasını da küçümsememelidir. Çünkü hemen hemen bu tabii ve normal yoldur. Bu dalda en sağlam başvuru eserini veren İmam Rağıb el - İsfahani, el - Müfradat fi Ğaribi'l-Kur'an kitabının önsözünde şöyle demektedir: Allah Teala nasıl peygamberliği bizim Peygamberimizle sona erdirmiş; bütün şeraitleri onun şeriati ile bir bakıma nesh etmiş ve bir bakıma tamamlamışsa, kitabı da bütün kitapları içine almıştır. Bir mucizesi olarak hacmi küçük olan bu kitabın içine birçok manalar sığdırmıştır. Öyle ki insan aklı bunu kavramaktan, dünyevi imkanlar bunu teminden aciz kalmıştır. Onun nurlarını ancak sağlam gözler görür ve onun güzel meyvelerini ancak temiz eller toplar ve şifasına ancak arı nefisler nail olur. Nasıl içinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmezse, içinde
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Galiba, sevdiğimiz kişiler mütemadiyen kırık parçalasın diye kalp taşıyoruz. Bunu bilmeli, kabul etmeli ve normal karşılamalıyız.
Sayfa 205·Kitabı okuyor
Alıntı
Barbo'nun şaşkınlığı
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?" "Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?" "Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?" Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi. "La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?" Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros. "Konuşuyor ki," dedim. Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman. "Misal?" dedi Aybüke. "Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen." Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu. "Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde." Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?" Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda. Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?" Kızılgerdan ekibi
Savaşlarda her şey tersine döner. Normal şartlarda insanların uzak durmak istedikleri "ölüm" savaş şartlarında yaşanan acılar nedeniyle bir kurtuluşa dönüşür.
Cemiyetimiz çağ’a, ferdimiz ise hayata yetişemiyor. Sömürmemişiz, sömürülmemişiz güya. Beri tarafta kendi kendimizi ezip, hürriyet ve terakki imkanlarını heba etmişiz. Sefalet ve buhran içinde sürüklenmeyi normal telakki ediyoruz.
Sayfa 58 - Everest Yayınları 15. Basım·Kitabı okuyor
Alıntı