Hamit

Hamit
35 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·80 syf.··
2022 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2022 00:58
Ailesinden yüklü miktarda miras kalan Baron Friedrich Von R. (kısaca Baron), ailesi gibi burjuva sınıfından olan, hayatı boyunca hiç çalışmasa dahi paraya ihtiyacı olmayacak biridir. Geçim derdi bulunmayan kahramanımızın başka dertleri vardır; yaşam tutkusunu, hırsını, heyecanını, arzularını kaybetmiştir. Kalbinin hızlı atmasına sebep olacak hiçbir olay yoktur. Öyle ki, sevdiği kadından gelen “ben artık başka birini seviyorum, hayatımı onunla sürdüreceğim, lütfen kendine zarar verecek bir şey yapma” mealindeki mektup dahi onu etkilemez. Bu mektup karşısında öfkelenmeyen, kıskançlık dahi hissetmeyen kahramanımız artık içinde bulunduğu ve onu giderek boğan hissizlik girdabından tam olarak emin olur. Tam burada bir virgül koymak istiyorum, çünkü kitabı okurken Baron’un içinde bulunduğu durum; yakın zamanda okuduğum Albert Camus’un “Yabancı” adlı romanındaki kahramanın ruh dünyasını bana hatırlattı. Her iki kitapta da kahramanlarımızın içinde bulundukları çevreye karşı bir duyarsızlaşma, hissizleşme halleri söz konusu. Olağanüstü Bir Gece’de kahramanımız Baron içinde bulunduğu hissizleşmenin ve topluma karşı yabancılaşmanın farkındadır ve bundan rahatsızdır. Bunu durumu aşmak için türlü şeyler yapar, bir suç (hırsızlık) işlediğinde bundan en azından içinde bulunduğu toplumsal sınıfın bunu onaylamaması sebebiyle ve dışlanma korkusuyla kendini sorgular, kendine bunu yakıştırmaz. Oysa “Yabancı” isimli eserde kahramanımızın içinde bulunduğu durumdan, suç (kasten adam öldürme) işlemekten rahatsızlığı yoktur, içinde bulunduğu durumu, toplum tarafından dışlanmayı, hissizleşmeyi kabullenmiştir. Kahramanımız Baron, tesadüf eseri ve hiçbir beklenti içinde olmadan gittiği at yarışlarında bir burjuvaya yakışmayacak hareketlerde bulunur. Hatta hırsızlık yaparak birinin kuponunu
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Reklam
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet abi
Puan vermedi·116 syf.··
2022 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2022 23:16
Kitap, Edip Cansever’in seçme şiirlerinden oluşuyor. Ancak benim bu kitabı okumadan önce de çok sevdiğim ve karşılaşınca yine çok etkilendiğim, bu paragrafı yazmama sebep olan “Mendilimde Kan Sesleri” şiiridir. Bu şiir geçmişten günümüze çok güzel bir Türkiye insanı portresi çiziyor okuruna. Güzel ama acı, hüzünlü, gerçekçi bir portre. Şiirin sonunda ifade edildiği üzere memleketimizin hali; dağılmış akşamüstleri pazarlarını(çöplerini-çirkinliklerini-dağınıklığını, karmaşasını) andırıyor. Ve elimizden -ülkemizin her soruna, dağınıklılığına, çarpıklığına- ani gelip giden hüzünlerden başka bir şey gelmiyor. “Ah güzel Ahmet Abim benim Gördün mü bak Dağıtılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa işte o kadar.”
Gelmiş Bulundum – Seçme ŞiirlerEdip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 202311,4bin okunma
İnsanlığın Evrensel Trajedisi Üzerine
Puan vermedi·332 syf.··
2022 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 23:06
İnsanlık tarihinin başlangıcından beri iyi ve kötünün mücadelesinin izlerini her toplum ve inançta rastlanır. Dünya Miras Listesi'nde yer alan ve 12 bin yıllık geçmişi bulunan, insanlık tarihinin ilk izlerine rastladığımız Göbeklitepe bile dünya tarihinde bilinen en eski tapınak olduğu arkeologlar tarafından kabul görüyor. İlk insanlar daha karınlarını doyurmazken, başlarını koyacakları bir ev, yerleşik hayatları yokken 12 bin yıl sonrasında biz yaşayanlara kadar ulaşacak bir tapınak yapmaktan geri durmamışlar. Şeytan ve insanın mücadelesi ise, iyi ve kötünün mücadelesinden çok daha eski -hatta ilk insanlar Adem ve Havva’dan çok daha eski- henüz kovulmadan önce cennetten İnsanoğlu başlamış mıydı? Tanrı ile şeytanın iddiası sonucunda başlamamış mıydı insanlığın hüzünlü hikayesi? Yasaklı elmayı yiyen Adem ile Havva kovulmamış mıydı cennetten? Yine şeytan kazanmamış mıydı iddiayı? Şeytan ve insanoğlunun mücadelesi hiç şüphesiz insanlık tarihi var olduğundan beri ve kutsal kitaplara göre insanlık tarihinden çok daha öncesinden de işlendiği bilinen bir gerçek. Hikayenin içeriği farklılıklar gösterse de tema çoğunlukla benzer. Faust, doktor, bilimlere meraklı, yeryüzünün ve hayatın sırlarını çözmek için ömrünü adamıştır. Hayatın sırlarını çözemeden ömrünü tükettiğini ve hayatı ıskaladığını düşündüğü bir zamanda şeytanla bir iddiaya girer. Şayet Faust, şeytandan -zamanı durdurmasını isteyecek kadar mutlu olursa- şeytan bu iddiayı kazanacaktı. Ve böylece tekrar başlar evrensel insanlık trajedisi. Faust, zamanın durmasını isteyecek kadar mutlu olma, gençliğine dönmek ve ıskaladığı hayatı dolu dolu yaşama uğruna satmıştı ruhunu şeytana. Zaman içerisinde yolculuk yapsa da, gençleşse de, aşk yaşayıp Şeytan tarafından aldatılsa da ve hatta uğruna Truva Savaşının çıktığı,
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · İskele Yayıncılık · 202216,8bin okunma
4/10
·192 syf.··
2022 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 22:49
Muhtelif Evhamlar Kitabı adlı öykü kitabını okuyordum. Bunu gören bir arkadaşım bu yazarın kitaplarını tavsiye etti bana. Okurken hem güldürüyor, hem de öykünün içine alan, anlatılanı hayal etmeni sağlayan bir yönü varmış sözde yazarımızın. Kitaplarından iki tanesini sipariş ettim tavsiyeye uyarak. Yazarın bu kitabını bugün bitirdim. Bitirdim, çünkü para verdiğim bir kitabı sonuna kadar okuyacağım diye bir prensip edinmeye çalışıyorum. Yazarın başından geçen anıları komik bir şekilde anlatmaya çalışarak farklı bir tarz yakalamaya çalışmasını, bir dereceye kadar argoyu, küfrü kullanmasına bir şey diyemem. Ama bir okur olarak, güldürmek için bu kadar küfür, argo, kötü söz kullanılmış olması, bu kadar kendini kasması bir yerden sonra itici gelmeye başlıyor. Hayatımda duymadığım nice küfürlü söz var kitapta. Bir yerden sonra, sanki yazarın küfürlerini okumak için mi para verdim ...diye sizin de argoya başvurmanız olası. Farklı bir tarz yaratmaya çalışan yazardan edebi yönü yüksek bir kitap beklemiyordum, ama kitabın bu kadar boş olması da üzdü. Espriler, komik olma çabaları, küfürleri görünce, kasıntılar vs fark edildikten sonra güldürmüyor zaten. Okumak isteyen arkadaşların iyice araştırıp karar vermesini tavsiye ediyorum.
Bir Alex Değilimİstiklal Akarsu · Okuyan Us Yayınları · 2012301 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2022 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2022 00:21
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluyorsa orada güneş batıyor demektir” der bir Çin atasözü. Şatonun bulunduğu küçük tepenin eteklerindeki köyde yaşayan küçük memurların büyük gölgelerini okuyoruz. Roman boyunca K., okurla beraber, o bürokrasiyi, küçük memurları aşmak ve o Şatonun arkasındaki ışığı, gerçekliği görmek için didinip duruyor. Okurlar beraber diyorum, çünkü kimse mantıklı bir açıklama getiremiyor bu ulaşılmazlığa ve kitap boyunca K. ile beraber sorguluyoruz. Nereden geldiği, asıl işinin ne olduğu ve hatta adı dahi belli olmayan kahramanımız ile birlikte Şato’ya giden yolda karşılaştığı insanları mantık oyunlarıyla yeniyor, bazen onların oyunlarına da yeniliyoruz. Ancak, o şatoda yaşayan iktidarın asıl sahiplerine bürokrasiyi aşarak ulaşmak, onları görmek, onlarla konuşmak imkansızdır. Gücün en korkuncu görünmeyen, ulaşılmayan kişilerin elinde olanı olsa gerek. Bizim gördüklerimiz; küçük memurlar, müdürler, hakimler, polisler, ulaklar, öğretmenler ve bazen de yaşadığımız sokakta grup halinde dolaşıp efelenen bekçiler. Yaptığımız iş ne olursa olsun bizler; baştan sona düzensizliğin içinde kendi düzenini kurmuş, bunaltıcı ve birazda tanıdık olan bu bürokrasiyi aşmakla yaşıyoruz. Kimi zaman biz de, K.’nın muhatap olduğu o küçük memurlardan biriyizdir. Memur olamasak bile, o memurları kutsallaştıran halktan biriyiz kimi zaman. Mesela toplumsal hayatımızın herhangi bir döneminde, bu sisteme uymasak, farklı fikirde olmayı denesek ne olacağını düşünüyor muyuz? Çevremizde bulunan diğer memurlar, akrabalarımız, arkadaşlarımız aykırı olduğumuz için bizi tebrik edip, takdir mi ederlerdi? Yoksa onların gözündeki yine yazarın Dönüşüm romanındaki Gregor Samsa gibi bir sabah dev bir böceğe dönüşmüş olarak mı buluruz kendimizi? Tamam abartmış olabilirim, bizi
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma