Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Yeni bir gün daha.
Yeni doğan her gün için kalbimizin kıyısında köşesinde hiçbir pişmanlık olmasın.
Olmasın ki kafamızda kalbimiz gibi dingin olsun.
Güneş doğup batana kadar her şey için vaktimiz çok, bu çok vakitte yapabileceklerimiz hudutsuzca.
Gün aydı.
İnzivaya çekilen anlamına gelmesiyle beraber fikrimce bilinçsizce ya da bilinçli bir biçimde herkesin kendi iç dünyasında inzivaya çekildiği göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Bunun sebepleri yine bizleriz. Asıl olan yalnızlık, münzevi durumu insanın doğasından gelmiyor. Her şeyin sorumlusu insanlar değil mi yine ? Her şeyi mahveden insanlar; savaşlar, ölümler, kırgınlıklar...
Yargılamadan önce dönüp bin kere bakmalısın, bakmalıyız.
Kırmadan önce empati kurmalısın, kurmalıyız.