Yaşar Kemal, yine Türkçeyi ve onu kullanma işini kotarmış. Kürt bir yazar, Türkçeyi gerçek niteliğine yakın bir vaziyette kullanıyor. Onun eserlerinde aldığım tadın çoğunluğu da buradan geliyor. Gerek eşkıya güzellemelerini gerekse din ilişiğindeki kişilere bir yerlerden dokundurma gereksinimini hoş karşılamasam da Yaşar Kemal yaşadığı hayatı çok iyi değerlendirmiş. O -bildiğimiz kadarıyla- dindar olmayan bir folklor ustası. Halka inmeyi aşıp onlarla yaşayabilen bir halk ferdi. Bu nedenle onun dindar olmayan, eşkıya güzellemeleri yapan kısmını eleştirmekten çekinmesem de folklor bilgisine büyük bir saygı duyuyorum. Yaşar Kemal’in camiasından bir yazar diyebileceğimiz Attila İlhan bir kitabında “eşkıya övmeyi sosyalizm zanneder” diyerekten eleştiriyordu Yaşar Kemal’i. İşin sosyalizm kısmını onlar konuşadursun biz popülerlik uğruna eşkıya övdürmeyelim.
Fazla ciddileştik; Yaşar Kemal'den öğrendiğim birkaç kelimeyi buraya yazayım da ortam yumuşasın.
Cemaziyelevvel: Geçmiş; Ay takviminin beşinci ayı, büyük tövbe ayı.
Nârıbeyza: Akkor, ışık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
Teneke'de de bir ağa ve proletarya kavgası izliyoruz. Köylünün proletarya bile olamaması gerçeğini de dehşetle izliyoruz. Çünkü köylü köylülüğüyle kalıyor. Çeltik ekmek isteyen kasaba-köy ağaları köylüyü boyunduruğu altına alıyor. Bir de işin içine yirmili yaşlarının başında toy bir kaymakam giriyor. Çeltik ekmenin ışığında türeyecek sivrisinekler, sıtmadan ölen çocuklar, bir yanda bire on veren tarlalar ve para. Ağaların ''bir parmak kadar çocuk'' dediği bu kaymakam, her gün sıtmadan evladını kaybettiği yetmiyormuş gibi evleri su, yolları bataklık içinde kalan köylünün yanında olup ağalara karşı çıkabilecek mi?
Bu yazıyı fazla ipucu vermeden bitirmek istiyorum. Ancak okur bilsin ki
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Bana, "Sen şuna buna niçin sataştın?" diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!