Sanayi Devrimi’nin arifesinde, çoğu Avrupa Ülkesinin kontrolü aristokrasilerin ve geleneksel elitlerin elindeydi.(…) Başlıca gelir kaynağı arazi sahipliği ya da … tekellerdi.(…)Fabrikaların ve şehirlerin yayılması kaynakları araziden ayırdı, arazi kiralarını düşürdü ve arazi sahiplerinin işçilerine ödedikleri ücretleri arttırdı.(…)Aristokratlar yalnızca ekonomik bakımdan değil Siyasal bakımdan da kaybedenler olma riski ile yüzyüze geldiler.(…) Bu elitler sıklıkla sanayileşmeye karşı zorlu bir muhalefet oluşturdular.(…) Bu sözü edilenlerden çıkan ders çok açıktır; güçlü gruplar çoğunlukla ekonomik ilerlemenin ve refahın karşısında yer alırlar.(…)Ekonomik büyüme, ancak ekonomik ayrıcalıklarını yitireceklerini sezen ekonomik kaybedenler ve siyasal güçlerinin azalacağından endişe eden siyasal kaybedenler tarafından engellenmezse yol alabilir.