Toplumsal rüya içinde zaten ölü gibi yaşıyoruz. Ölümün ini- siyasyonundan geçen kişi harikulade bir armağan alır: Yeniden doğuş. Ölümden sonra yine canlı olmak, yine kendimiz olmak.
Bir savaşçı farkındalığa sahiptir. Bu çok önemlidir. Savaşta olduğumuzun farkında olduğumuz için zihnimizin disipline ih tiyaç duyduğunun da farkında olur.
Bir savaşçı kontrol etmeyi bilir. Başka bir insanı değil, ken di duygularını kontrol etmeyi bilir. Duygularımızı kontrol etme yi yitirdiğimizde duygularımızı bastırırız, duygularımızın yöne timi bizde olduğunda değil. Duyguların kontrolü, onları bastır mak anlamına gelmez.
Kurban duygularını bas tırır, çünkü duygularını göstermekten, söylemek istediğini söy lemekten korkar. Savaşçı duygularını denetler ve onları doğru zamanda ifade eder.
Korku büyük boyutlara eriştiğinde, mantıksal zihin, fonksi yonunu yerine getirmemeye başlar ve biz bu durumu akıl has talığı olarak tanımlarız. Zihin çok korku dolu, yaralar çok acı verici olduğunda psikotik davranışlar başlar. Psikotik davranış lar, toplumsal rüya ile yapılan kontratların ani bir şekilde feshe- dilmesidir; "normal"in dayanılmaz acısından kaçmanın bir yo ludur.
Her gün, gün boyunca kullanacağımız zihinsel, duygusal ve fiziksel enerjiyle uyanırız. Eğer duygularımızın, enerjimizi tü ketmesine izin verirsek, yaşamımızı değiştirmek için ya da baş kalarıyla paylaşacak enerjimiz kalmaz.