1234

Hayatınız rüyanızın ifadesidir ve yaşam bir sanattır. Eğer rüyadan zevk almıyorsanız istediğiniz an yaşamınızı değiştirebilirsiniz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocuk gibi olabilmeyi değiştiren bir şey vardır: sorumluluk. Bu durumda Yargıç devreye girer: "Bir dakika, sorumlulukları­ nı düşün, yapman gereken şeyler var. Çalışmak zorundasın. Okula gitmek zorundasın. Hayatını kazanmak zorundasın." Çocukların, yetişkinleri oyna­ dığı oyunları izlerseniz o küçücük yüzlerinin değiştiğini görür­ sünüz. "Şimdi ben bir avukatım" dediğinde hemen yüzü değişir. Yetişkin yüz taklidini yapar. Mahkemelere gittiğimizde gördü­ ğümüz yüz budur. Biz buyuz.
Gerçek siz, hiç büyümcmiş olan içinizdeki o küçücük çocuk­ tur. Bazen içinizdeki çocuk dışarıya çıkar. O anlarda kendinizi mutlu hissedersiniz. Eğlenirken, oynarken, resim yaparken, pi­ yano çalarken, kendinizi bir şekilde ifade ettiğiniz anlarda çocuk dışarıdadır. Bu anlar yaşamınızın en mutlu anlarıdır. Gerçek siz dışarıya çıktığında geçmişte takılmazsınız ve gelecekle ilgili en­ dişe duymazsınız. O anlarda çocuk gibi olursunuz.
Sözlerinize gösterdiğiniz dikkat ve seçimle başkalarının negatif telkinlerine karşı bağışıklık kazanacak ve size söylenen olumsuz sözlerden etkilenmez hale geleceksiniz. Olumsuz fikirleri kabul etmek ancak olumsuz fikirlerin ve­rimli olduğu bir zihinde olabilir. Siz sözlerinizde saflığı ve ger­çeği ifade ettiğiniz sürece, zihniniz kara büyüden gelen sözler için verimli bir ortam oluşturmaz. Böyle bir zihin sadece sevgi­ den gelen sözler için verimli olur.
Birinci anlaşmayı (Sözünüzü Özenle Seçin) kavradığınızda, yaşamınızda olabilecek tüm değişimleri de görmeye başlarsınız. Önce kendinizle olan ilişkinizde değişim olur, sonra diğer insan­ larla, özellikle sevdiğiniz kişilerle olan ilişkileriniz derinden larklılaşır. Şimdi düşünün. Haklı çıkmak adma, başkalarının sizin bakış açınızı desteklemesini sağlamak adma kaç kez sevdiklerinizle il­ gili dedikodu yaptığınızı bir düşünün. Sevdiğiniz kişileri başka­ larına çekiştirdiğiniz, onlarla ilgili şikayetlerde bulunduğunuz anları bir düşünün. Kaç kez kendi düşüncenizin doğru olduğunu kanıtlamak uğruna sevdiğiniz biri hakkında zehir saçarak başka insanların dikkatlerine çapa attınız. Sizin fikirleriniz sizin bakış açınızdan başka bir şey değil. İl­ le de doğru olması gerekmiyor. Fikirleriniz inançlarınızdan, egonuzdan ve bireysel rüyanızdan kaynaklanıyor. Zehri yaratı­ yoruz ve başkalarına yayıyoruz çünkü kendi bakış açımızın doğ­ ru olduğunu hissetmek istiyoruz. Birinci anlaşmayı benimsersek ve sözümüzü özenle seçer­ sek, bir süre sonra zihnimiz ve bireysel ilişkilerimizdeki iletişi­ mimiz duygusal zehirden arınacaktır.