1234

Öz-zarar, öz-reddedişten kaynak­ lanır. Öz-reddediş ise, mükemmellik imajına sahip olup, asla bu ideale, bu mükemmelliğe erişememekten kaynaklanır. Kendimizi reddetmenin nedeni mükemmellik imajına sahip olmamızdır. Bu nedenle, kendimizi olduğumuz gibi kabul etme­ yiz; bu nedenle başkalarını olduğu gibi kabul etmeyiz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hiç kimse bizi kendimizden daha fazla sömüremez, hiç kimse bize kendimizin zarar verdiğinden daha fazla zarar vere­ mez. Bize zarar veren, içimizdeki Yargıç, Kurban ve inanç sis­ temimizdir. Öz-zararınızın sının ölçüsünde başkalannın size zarar vermesine izin verirsiniz. Eğer birisi si­ ze, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. Ama sizi sizden birazcık az sömürdükleri ve za­ rar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar to­ lerans gösterir ve'katlanırsınız.
Ehlileştirme sürecinde, yeterince iyi olabilmeye çabalamak için zihnimizde bir mükemmellik imgesi yaratırız. Olmamız gerektiğine inandığımız gibi olmadığımızı biliriz. Bu yüzden kendimizi sahte, riyakar, dürüst olmayan biri gibi his­ sederiz. Kendimizi gizlemeye çalışırız. Olmadığımız biri olduğu­ muz imajını vermeye, kendimizi öyleymişiz gibi göstermeye ça­ lışırız. Bunun sonucunda kendimizin suni olduğunu hissederiz ve başkalarının bunu görmesini engellemek için sosyal maskeler gi­ yeriz. Başkalarının bizim göründüğümüz gibi olmadığımızı keş­ fetmelerinden çok korkarız. Başkalarını da kendi mükemmellik anlayışımıza göre yargılarız. Doğal olarak onların da asla bizim beklentilerimizi karşılaması mümkün olmayacaktır.
Yaşamak insanların en büyük korkusu. Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku de­ ğildir; en büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkma- mızdır. Gerçekte kim olduğumuzu ifade ederek yaşayabilme riskini almaktan korkuyoruz.
Her insanın bireysel rüyası vardır. Bireysel rüyalar da çoğu kez korkularla yönetilir. Kendi yaşamımızda cehennem rüyası görmeyi öğreniriz. Aynı korkular, her insanda değişik yollarla ifade bulur tabii ki. Ama her birimiz kızgınlık, kıskanç­ lık, nefret, çekememezlik gibi negatif duyguları deneyimleriz. Bireysel rüyamız, korkuların kıskacında geçen, bitmek bilme­ yen bir kabusa da dönüşebilir. Bu kabusu yaşamaya gerek yok­ tur. Haz dolu bir rüyayı da yaşamak mümkündür. Her şey zaten içimizde olduğu halde, gerçeği adaleti ve gü­ zelliği umutsuzca dışarıda aramayı sürdürüyoruz. Arıyoruz, arı­ yoruz, arıyoruz. Bulunacak bir gerçek yok. Başımızı nereye çe­ virirsek çevirelim, gerçeği her şeyde görebiliriz. Ama zihnimiz­ de depoladığımız anlaşma ve inançlar gerçeği görmemizi en­ gelliyor.