1234

1 9. yüzyılın ortasına kadar bebeklere kız-erkek ayırt etmeden beyaz giydirilirmiş. Pembe/ mavi ayrımı ise 1918'e kadar ortada yok. Ortaya çıktığında ise (buraya dikkat!) önce kızlara mavi, erkeklere pembe giydirilme­ si önerilmiş. 1 927'de Time dergisinde yayınlanan bir araştırma­ da önde gelen birçok mağazanın hala ala kızlara mavi erkeklere pembe önerdiği görülüyor. Günümüzde yaygın kabul gören "kızlar pembe, erkekler mavi" alışkanlığı ise, ancak il. Dünya Sa- vaşı'nın bitiminden sonra, savaştaki büyük insan kaybına tepki olarak ortaya çıkan "bebek furyası" döneminde başlıyor. Maryland Üniversitesi'nden Jo Paoletti, Pembe ve Mavi: Ame­ rika'da Kızlarla Oğlanları Birbirinden Ayırmak adlı kitabında işin sırrını açığa vuruyor: 1985'ten, yani çocuğun cinsiyetinin anne karnında anlaşılır olmasından sonra, yeni doğacak bebek için alış­ veriş yapma süresi uzadı. Bu da "Giysiyi ne kadar bireyselleştirir­ seniz, o kadar çok satarsınız," (Paoletti) anlayışıyla, bir pazarlama taktiği olarak "kızlar pembe, erkekler mavi" sloganını iyice yerleş­ tirdi. Yani kısacası, erkeklerle kadınlan birbirinden ayırmada kul­ landığımız bir efsane daha basit bir pazarlama hilesiymiş meğerse; tarihle, kültürle, biyolojiyle ya da psikolojiyle bir ilişkisi yokmuş.
Reklam
Eğer, tüm yaşam dramanızın inançlarınızın sonucu olduğu­ nun farkındalığına sahip olursanız ve inançlarınızın gerçek ol­ madığını bilirseniz, o zaman yaşamınızı değiştirmeye başlayabi­ lirsiniz.
Yaşadığınız rüya kendi yaratıcılığınızın eseridir. Kendi ger­çeklik algılamanızdır. Bu realiteyi istediğiniz an değiştirebilirsi­ niz.
Toplumsal rüya içinde zaten ölü gibi yaşıyoruz. Ölümün ini- siyasyonundan geçen kişi harikulade bir armağan alır: Yeniden doğuş. Ölümden sonra yine canlı olmak, yine kendimiz olmak.
Reklam