Abdullah

Sanki kader ressamı her zaman birbirine musallat olagelen ve birinin ötekinin pençesinden hiçbir zaman kurtulamadığı vefa, ihanet ve intikam karakterlerini dikkat çekici bir tablo üzerinde bir araya getirmişti. Vefayı, her türlü hüznü, her türlü talihsizliğiyle Dilaşub'da, ihaneti her türlü iğrençliği, her türlü ağır sonucuyla Mehpeyker' de, intikaını her türlü şiddeti, her türlü dehşetiyle Ali Bey'de cisimleştirmişti.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
lyd-i ekberdir şehid-i aşkına derse o mah Bir nigah-ı rahm edip biçare kurbanım mıdır (O ay yüzlü, aşk şehidine acıyan bir bakışla "Bu zavallı kurbanım mıdır?"dese, bu onun için en büyük bayramdır. )
Sayfa 120·Kitabı okudu
Edebiyat
Kaş fermudi be şimşir-i siyaset kuştenem Ta nedidi der çunin ruzi behari düşmenem. (Keşke ceza kılıcıyla öldürülmemi emretseydiniz de/ Düşmanlarım beni böyle bir günde hor görmeselerdi.)
Sayfa 106 - (Farsça) İsmet-i Buhari'nin bir beyti·Kitabı okudu
Edebiyat

Abdullah

, bir kitap okudu
9/10
·148 syf.·
Beğendi
·
147 günde okudu
·
2025 9. kitabı
Enis Doko
8.5/10 · 383 okunma
Galileo’yu suçlayan Kardinal Roberto Bellarmine 12 Nisan 1615’de kaleme aldığı bir mektupta Güneş merkezli sistemi reddetme sebebinin kanıt eksikliği olduğunu belirtmektedir. Eğer Güneş’in merkezde olduğu yönünde güçlü kanıtlar verilirse, İncil’in Dünya’nın merkezde olduğu yönünde yorumlanan pasajlarını yeniden gözden geçirmeye hazır olduğunu ifade etmektedir.* Ne var ki günümüzde, o dönemlerde Güneş merkezli modelin, Dünya merkezli modeli açıkça saf dışı bıraktığı, din adamlarının buna rağmen kanıtları görmezden geldiği izlenimi hâkimdir. Hâlbuki bu izlenim gerçeği yansıtmamaktadır. Her şeyden önce Dünya hareket ediyorsa paralaks olarak bilinen yıldız hareketlerinin gözlemlenmesi gerekirdi. Paralaks o dönemlerde gözlemlenmemişti. Yine Dünya hareket ediyorsa, Dünya’daki cisimlerin neden savrulmadığı, neden göğe bırakılan balonun hızla bizden uzaklaşmadığı açıklanamıyordu. O dönemde Newton’un hareket yasaları daha ortada yoktu. Teleskoba güvenilip güvenilemeyeceği de aynı derecede tartışmalıydı, zira o dönemlerde gelişmiş bir optik teorisi yoktu. Optik teorisi için de Newton’u beklememiz gerekmekteydi. Dolayısı ile Galileo’nun yaptığını iddia ettiği gözlemler de kuşkuluydu. O dönemde bir insan rasyonel nedenlere dayanarak Dünya merkezli Evren’i pekâlâ savunulabilirdi. *Bellarmine’den Foscarini’ye, 12 Nisan 1615, Opere, 12, 171–2; Discoveries and Opinions of Galileo, çeviren Stillman Drake, Garden City: Doubleday, 1957) s.162–164
Sayfa 106 - Bilim ve din arasında bir çatışma var mıdır?·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce