Sanatkâr, bu eksikliği en kuvvetle duyan insandır. Ondaki susamış irade, sanki kendisini bu içli buhranından kurtaracak yegâne şeymiş gibi, herhangi bir varlığa bağlanıyor. Bu kurtarıcı vehimden, insanın bütün irade kuvvetleri ile kendinden başka bir varlığa sığınması demek olan aşk doğuyor. Başka ifade ile aşk, benliğin kendi varlığını bırakıp mevzuunun varlığına bürünmesidir.