"Fabrika, işyeri, dükkan, mescidin bir uzantısıdır müslüman için." Sayfa, 55
"Çağımızda cihadın sadece cephede savaşmak olmadığını bilecektir diriliş eri... Ekonomi ve kültür savaşları da cihadın zaruri bölümleri ve kesimleridir. Peygamberlerin ve velilerin aynı zamanda çok defa meslek pirleri olduğunu bilen ve bu geleneğin özüne inen diliriş erleri, erenleri ve pirlerinin de islamın yeniden diriliş toplumunu kurarken ekonomi ve kültüre hayatlarını adayan kahramanlar olacakları açık bir gerçektir." Sayfa, 55.
"İnancın kalesidir, bilim ve düşünce dünyası. İslam bilinci, bilimle kökleşir. Geçmişi ve şimdiki zamanı incelemek, öğrenmek ve bilmek, ibadet olarak benimsenecektir, Diriliş Nesli ve Toplumunca." Sayfa, 61.
Sezai Karakoç, Diriliş Neslinin Amentüsü
Bireyin anlam arayışının hız kesmeden devam edişi beraberinde yeni arayışlar getirmekte. Karşılaştığı maddî ve manevî krizler bireyi yeni olgulara yönlendirmekte ve yeni tecrübeler yaşatmakta. Özellikle Batı’da bu arayış “Yeni Dinî Hareketler” olarak ifadesini bulmakta.
Yeni Dini Hareket (YDH) mensubiyeti, modern dünyada hakikati yaşamak adına zamanı geri almaya dair bir arzuyu yansıtmakta. Aynı zamanda kadim olan hakikati modern zamana taşıyarak onu çağdaş ve sükeler bir düzlemde eyleme/yaşama taşıma isteğini ifade etmekte. Bu durum ‘din’e yeninin ve modern bir sosyal yapı olan hareketin katılması; ‘yeni’ yani ‘seküler’ olana da dinin taşınması ile gerçekleşmekte. Bunun için de pek çok Yeni Dini Hareket, hem moderniteye uyum unsurlarını hem de ona direnmenin unsurlarını içermekte.
Farklı bir anlam atfı ve tipolojiyle tanımlanan Yeni Dini Hareketler hakkında pek çok soru sorulmakta: “Hangi tip bireyler Yeni Dini Hareketlerin ideallerinden, inançlarından ve pratiklerinden etkilenmekte? Bir YDH’e üyesinin kararı özgür bir seçim midir? İdeoloji ve hayat tarzındaki bu keskin değişim kişinin zihinsel ya da duygusal gelişimine faydalı mıdır yoksa zararlı mıdır? Bu çalışma, Yeni Dini Hareketler hakkında sorulan sorulara Psikoloji perspektifiyle verilen cevapları/tespitleri teorik düzlemde aktarmayı amaçlamaktadır.
"Türk" ismi, Avrupa ve Balkanlarda yüzyıllar boyunca Müslüman'ın müteradifi (eş anlamlısı) olarak kullanılmıştır. Modern zamanların bir gereği veya uygulaması olarak Türk veya Müslüman'ın kavram olarak birbirlerinden arındırılması ve ayrıştırılması 18. yüzyılın sonlarından itibaren başlamıştır. Balkanlardaki Türk, Arnavut ve Boşnak millet adlarının seküler anlamda Müslüman'dan ayrışmasının, günümüzde dahi tam olarak tamamlanamadığı söylenebilir. Zira 1992-1995 Bosna-Sırp-Hırvatların bunlara "Türk" demesi ve Osmanlı devrine atıfta bulunması manidardır."
(Ve Selanik Düştü, Necmettin Alkan, sf. 339-340)
Cahiliye dönemi Araplarının taptığı putlar:
1. SANEM: Madenden veya tahtadan insan şeklinde yapılan put.
2. VESEN: Taştan veya ağaçtan insan şeklinde yapılan put.
3. NUSUB: Muayyen bir şekli olmayıp tapmak için kullanılan taş.
(Arap Edebiyatı Tarihi 1 - Cahiliyye Dönemi, Prof. Dr. Kenan DEMİRAYAK)