"Abdal hâli değişen demektir, aptal ise değişmeyendir.
Abdal anlamak, aptal ise anlaşılmak ister.
Abdal iyiliğin peşinden koşar, aptal ise çıkarının.
Abdal anlar ve susar, aptal anlamaz ve yine konuşur.
Abdal dünyadan kurtulmaya, aptal ise dünyayı kurtarmaya çalışır.
Abdal yaptığı kötülükten, aptalsa yaptığı iyilikten pişman olur.
Abdal yapmadığı iyilikten, aptalsa yapmadığı kötülükten pişman olur.
Abdal düşteyken uyarılınca uyanır ve utanır ,aptal ise ne uyanır ne utanır ,sayıklamaya devam eder.
Abdal tebessüm etmeyi, aptal ise sırıtmayı sever.
Abdal sevdiğini beğenir, aptalsa beğendiğini sever.
Abdal aptalı bulunca susar, aptal bulsa da bulmasa da konuşmaya devam eder.
Güzel deyince aptalın aklına "kadın" gelir, kadın deyince abdalın aklına "güzel".
Abdalın namazı kaçırma ihtimali yoktur, aptalınsa bahanesi çoktur.
Abdal soru sormayı, aptal cevaplamayı sever.
Abdal çaya karışıp erimek ister, aptal çay kaşığı gibi orada kalmak .
Abdal kar tanesi gibi yumuşak konuşur, aptal dolu gibi sert.
Abdal az kişiye çok, aptal çok kişiye az değer verir.
Abdal azı bulunca sevinir, aptal çoğu bulamazsa üzülür.
Abdal düşünmekten uyuyamaz, aptal uyumaktan düşünemez.
Abdal yüreği sarsılsa kendine gelir, aptal yer sarsılsa da kendine gelemez."