Puan vermedi
Vladimir ve Estragon isimli iki ana karakterimiz, Godot isimli birini tek bir ağacın bulunduğu ıssız bir ovada beklemektedir. Godot’yu beklerken zamanın geçmesi için bazen saçma ve anlamsız uğraşlara yönelirler. Beckett burada aslında gündelik hayatta yaptığımız, bizi oyalayan ve zaman geçirmemizi sağlayan anlamsız alışkanlıklara vurgu yapar. Godot, eserde önemli bir metafordur. Tanrı, umut, kurtuluş veya insanın hayat boyunca beklediği anlam olarak yorumlanabilir. Godot’nun hiç gelmemesi ise insanların sürekli bir şeylerin değişmesini beklemesine rağmen bu değişimin çoğu zaman gerçekleşmemesini simgeler. Godot’nun gelmeyeceğini haber veren küçük çocuk ise, beklenen umudun gerçekleşmemesine rağmen insanların “yarın her şey düzelecek” düşüncesiyle umut etmeye devam etmesini temsil eder. Vladimir ve Estragon’un sürekli ayrılmayı düşünüp bir türlü ayrılamaması ise insanların zaman zaman birbirlerinden sıkılsalar bile yalnız kalma korkusuyla birbirlerine tutunmalarını anlatır. Pozzo ve Lucky karakterleri ise güç ve itaat ilişkisini temsil eder. Başta gücü elinde bulunduran tarafın zamanla güç kaybedebileceğini göstererek, hiçbir konumun kalıcı olmadığını vurgular. Absürd tiyatronun en önemli eserlerinden biri olan Godot’yu Beklerken, yoğun sembolizmi ve alışılmışın dışındaki anlatımıyla okuyucuyu düşünmeye zorlayan bir kitap. Sembolizm ve varoluşsal sorgulamalar ilginizi çekiyorsa etkileyici bir eser olabilir; ancak daha klasik bir anlatım sevenler için yer yer zorlayıcı gelebilir. İyi okumalar.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Okuyanınız varsa, yazsın arkadaşlar lütfen..
7/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:26
Yazarımız Gülseren Budayıcıoğlu'nun yabancı reaksiyonu diyebilirsiniz :)) Yabancılarda bilirsiniz klasik cümleler vardır; canın cehenneme vs...Bir de bizde absürd olan onlara göre gayet normaldir. İşte tam da bu noktada bu kitap yazdıklarımı onaylarcasına psikolojik sorunu olan hastalarını dile getirirken hepsini ayrı ayrı bölümlerde absürd olaylarıyla dile getiriyor. Neymiş hastalarından birinin penisinde kaşıntı varmış, kaşıntının geçmesi için sürdüğü kremin penisi her sürüşünde küçülttüğü inancı varmış. Başka bir hastamız da 19 yaşlarında çırılçıplak amuda kalkmış neden şekeri düşmüş ne yaptığını bilmiyor tesadüfen ikram edilen portakal suyunu içince düzeliyor. Bir diğeri de her gece bara gidip farklı adamlarla eşini aldatıyor,ertesi mi gün kendimi kirletilmiş hissediyorum diyor.... Vs. Tarz Gülseren Budayıcıoğlu ama hikayeler devasa..O kadar psikoloji ve kişisel gelişim kitabı okudum hiç bu kadar arka arkaya absürt olayla karşılaşmadım ya da ben okumadım. Okuyan varsa da eğer yazsın arkadaşlar:)) Sayısız kitap var netice de, sanırım ben bu kadarını ilk kez bu kitapta gördüm. Yalnız dip not,akıcı bir dille anlatılmış..
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·303 syf.··
2026 258. kitabı
Albert Camus, edebiyat tarihinin ve varoluşçu felsefenin en sarsıcı başyapıtlarından biri olan bu eserinde; insanlığın çaresizlik, ölüm ve anlamsızlık karşısındaki o muazzam direnişini epik bir dille ölümsüzleştiriyor. Roman, Cezayir’in Oran kentinde aniden ortaya çıkan ve tüm şehri dış dünyaya kapatan korkunç bir veba salgınını ve bu salgının ortasında kalan insanların psikolojik, ahlaki ve varoluşsal dönüşümlerini konu alıyor. Camus, o alametifarikası olan sade ama hipnotize edici üslubuyla, şehri pençesine alan vebayı sadece biyolojik bir hastalık olarak değil; insanlığın kaçamayacağı o kaçınılmaz "saçma"yı (*absürd*), kötülüğü ve her an kapımızı çalabilecek olan felaketleri simgeleyen devasa bir alegori olarak kurguluyor. Salgının ilk günlerindeki inkar ve bencillik, yerini yavaş yavaş toplumsal bir dayanışmaya bırakırken; Dr. Rieux, Tarrou, gazeteci Rambert ve oda kâtibi Grand gibi karakterler üzerinden yazar, kötülüğe karşı boyun eğmeyen insani erdemi masaya yatırıyor. Karakterler, dünyanın anlamsızlığına ve ölümün acımasizlığına rağmen, sırf "insan olmanın gereği" olarak görevlerini yapmaya ve vebaya karşı savaşmaya devam ediyorlar. Kitap, ikinci Dünya Savaşı’nın ve Nazi işgalinin yarattığı o boğucu karanlığın da edebi bir yansıması olarak kabul edilir. Camus, dinin salgını bir ceza olarak gören dogmatik bakış açısıyla, bilimin ve insan sevgisinin pratik ahlakını karşı karşıya getirerek okuru derin bir vicdani sorgulamaya iter. *Veba*; felaketler karşısında umutsuzluğa kapılmak yerine, yaşama anlam katmanın yegane yolunun direniş, dürüstlük ve dayanışma olduğunu haykıran; her çağda ve her kriz anında insanlığın yüzleşmek zorunda kaldığı o karanlığı ve aydınlığı fısıldayan evrensel ve zamansız bir başucu klasiğidir.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
Puan vermedi
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu, o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında da safi fos bir ezik olduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komplekslerinin farkında olmayan, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz, ama sonra bir bakıyorsunuz hiçbir bağlam yok. Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Olaylar bildiğin sebep sonuç ilişkisinden bağımsız. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz elit, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (sebep sonuç arıyosanız bu sayın iştee) filan..." Ya bu arada o ilginç
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Juan Jacinto Muñoz-Rengel – Hastalık Hastası Kiralık Katil)
9/10
·160 syf.··
2023 52. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2023 21:24
Bəzi romanlar var ki, janrı ilə, ideyası ilə və qəhrəmanı ilə oxucunu dərhal təəccübləndirir. “Hastalık Hastası Kiralık Katil” də mənim üçün məhz belə bir əsər oldu. Romanın mərkəzində Bay Y. adlı bir kirayə qatil dayanır. O, peşəkar şəkildə insanları öldürür, amma eyni zamanda ağır bir hipokondriya ilə yaşayır. Daim özündə ölümcül xəstəliklər axtarır, hər gün yeni bir diaqnozla özünü “son günlərini yaşayan insan” kimi görür. Ən maraqlısı isə budur ki, ölümə bu qədər yaxın yaşadığını düşünən biri, başqalarının ölümünü təşkil edən bir insandır. Bu ziddiyyət romanın əsas gücünü təşkil edir. Əsər təkcə kriminal süjet deyil, eyni zamanda fəlsəfi bir mətn kimi də oxunur. Müəllif ölüm qorxusu, varoluş narahatlığı və insanın öz bədəni ilə münasibəti kimi mövzulara toxunur. Roman boyu Dekart, Şopenhauer, Nitşe və qismən də Kamyu kimi filosoflara göndərmələr hiss olunur. Xüsusilə insanın ölüm qarşısında mövqeyi və qorxunun həyat üzərindəki təsiri bu fəlsəfi qatın əsasını təşkil edir. Kitabın dili qara yumorla doludur. Absurd vəziyyətlər, ironik hadisələr və qəhrəmanın öz daxili monoloqları oxucunu həm düşündürür, həm də bəzən gülümsədir. Bu balans əsəri sadə bir kriminal romandan çıxarıb daha dərin bir psixoloji-fəlsəfi mətnə çevirir. Oxuyarkən diqqətimi çəkən əsas məqamlardan biri də budur ki, Bay Y. nə qədər güclü və təhlükəli biri olsa da, öz bədəni və qorxuları qarşısında son dərəcə zəif görünür. Bu isə insanın nə qədər paradoksal bir varlıq olduğunu göstərir: bir tərəfdən nəzarət edən, digər tərəfdən isə öz içində dağılmaqda olan. “Hastalık Hastası Kiralık Katil” qısa, amma ideyaca çox qatlı bir əsərdir. Həm qara yumor, həm də fəlsəfi dərinlik axtaran oxucular üçün maraqlı bir təcrübə təqdim edir. 9/10
Hastalık Hastası Kiralık KatilJuan Jacinto Muñoz Rengel · Yapı Kredi Yayınları · 2021497 okunma
Hem düşündüren hem gülümseten bir eser.
Puan vermedi·144 syf.··
2026 182. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 08:57
Aziz Nesin'nin dil ustalığı ve gözlem yeteneği, bu kitapta da kendisini gösteriyor. Ülkemizin sosyal yapısını ve siyasi atmosferini, mizah bil dide eleştirirken aynı zamanda bizleri hem düşündürüyor hem güldürüyor. Kitaptaki hikayeler kısa ve öz. Günlük hayatta karşılaştığımız absürd durumlar Aziz Nesin'nin kaleminden mizahi bir şekilde aktarılmış.
1000Kitap
Havadan SudanAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2015825 okunma