4/10
·448 syf.··
2017 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2017 00:00
Hayatımda okuduğum en vasat kitaplardan biri oldu. Bir kitap yarıda bırakılır mı? Aslında evet, normal şartlarda bırakılabilir ama Dan Brown’un kurgusunu gerçekten merak etmiştim. Kitabın dili fazlasıyla sade, o yüzden çabuk ilerliyorsunuz ve çok fazla düşünmüyorsunuz. (Abuk sabuk şifreleri de kendiniz çözüyorsunuz zaten; yok Tankado’nun kendisine e-posta atması, yok asal sayılar vs. dahi olmaya gerek yok bütün bunlar için.) Fakat kitap size hiçbir şey katmıyor maalesef. Bir iki yerde belki "Acaba şimdi ne olacak?" diyorsunuz ama zaten baştan beri eminsiniz David’in ölmeyeceğine. E zira "balmumuyla alakalı", Susan’a hitaben şifresinin açıklanması olmak durumunda kitabın sonunda. O yüzden katilden gelen "David öldü." mesajına da derin bir "Hadi len!" çekiyorsunuz. TRANSLTR denen alete de gıcık oldum. İsmini duymaktan tiksindim; her satırda koca harflerle, ha bire "Çekin fişini, sallayın!" deyip durdum. Ve buradan katile de seslenmek istiyorum: Yedi sekiz el ateş ettin David’e yakın mesafeden, vuramadın. Bu mu profesyonelliğin? Taktığın özel gözlük kör etti sanırım seni. Katil uşak olsa kepçeyle öldürmüştü şimdiye... Dan Brown
Edebiyat
Dijital Kale (Cep Boy)Dan Brown · Altın Kitaplar · 201722,7bin okunma
Tutarsız
3/10
·182 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
Eserin ilk bölümleri Türkiye gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Kadınları ve kız çocuklarını baskı altına alan erkek tiplerini, kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığını sarsıcı bir şekilde anlatıyor. Ancak ilerleyen bölümlerde yazarın düşünceleriyle kitaptaki ana karakterin yaptıkları tam bir tutarsızlık örneği sergiliyor. “Erkekler zaten böyle. Erkek milleti değil mi, alayı aldatıyor.” vb. abuk düşüncelerle etik sınırları zorlayan bir karakter ortaya çıkıyor. İyi başlayan ama düşüncesiyle uygulaması tutmayan bir kurgu olmuş.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
Reklam
8/10
·286 syf.··
2026 63. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 13:54
Serinin ikinci kitabı aynı güzellikte devam ediyor gerçekten genel olarak gruba bayıldım nefis adamlar bazı yerler çok komik falan :D Zaten arada bir tane tam rahatsız var onu mimledim umarım onun kitabını yazar yayınlar dört gözle takibe aldım yazarı :D Ink 35 yaşında mc grubunun ana adamlarından dövme stüdyosu işleten Tom Hardy anımsatan abimiz Bunlar randevuların ayarlanması için bir iş ilanı açıyorlar Sutton bu ilana başvurup işi alıyor . Sutton 25 yaşında önce ailesinde sevimsiz Vaiz babası kızı ezmiş yok etmiş sonra babasının uygun bulduğu tiksinç erkek arkadaşı bonus olmuş . En son kaçıp saklanıp bu işe giriyor fakat silik abuk sabuk giyinen sesi çıkmayan bir hatun . Hatta Ink başta kıza illet oldu ne alaka bizim dükkana böyle bir çalışan diyerek . Kız gitti saçlarını mavi siyah yaptı falan hayatında ilk defa minik özgürlükler yaşarken şerefsiz adam kızı buldu dövüp parasını aldı bir hafta içinde dönmezse daha kötü yapacağını söyleyip gitti . Ink kızı işe gelmeyince katatonik halde bulunca of yavrum benim delirdi kızı aldı hemen kulübe kendi odasına yerleştirdi . Tabi bunlar bir noktada sevgili oldu ve en sevdiğim bölüm geldi bunlar grupça gidip kıza bunları yapan şerefsiz yaratığı nefis şekilde öldürdüler . Mc ve mafya kitaplarının en sevdiğim tarafı bu kadınlara pislik yapanlara verilen cezalar :D Sonrasında diğer bir mc grubu ile devam eden sıkıntılar bu kitapta hala çözülmeden gidiyor . İlk kitabın ana çifti özellikle hatun beni mest ediyor şahane bir karakter ya :D
InkD. Vessa · D. Vessa · 01 okunma
9/10
·264 syf.·
2026 2. kitabı
Selamun aleyküm, Öncelikle her ne kadar günde sadece 1-2 sayfa okuyup kitabı birkaç ayda bitirsem de kitabı beğendim. Yeni şeyler öğrenmeme vesile oldu Elhamdülillah. Tasavvuf ve psikolojiye ilgisi olanlara tavsiye ederim. Sufi Psikolojisi İçerik olarak Kemal Sayar'ın bu konuda kendi makalesi ve diğer yazarlardan makale bölümleri şeklinde derlediği tasavvuf psikolojisine dair genel bir bakış veriyor . Ve yazarlar genel olarak üniversitelerde akademik çalışmalar yapmışlar, konuya farklı açılardan yaklaşmışlar. Bölüm başlıkları şöyle; GEÇMİSİN BİLGELİĞİ BUGÜNÜN PSİKOTERAPİLERİYLE BULUSABİLİR Mi? Kemal Sayar TASAVVUF: EVRENSEL BENLİĞE GiDEN YOL A. Reza Arasteh - Enis A. Sheikh SŨFÎ RUHBİLİMi Muhammed Ecmel VAROLUŞSAL VUSLAT: BENLiĞİN KURTULUŞU Muhammed Shafii TASAVVUF VE PSİKİYATRi Arthur J. Deikman AŞKIN iSLEV VE PSiKOTERAPi: BİR SÛFÎ PERSPEKTiFi Don Weiner SUFİ UYGULAMALARI VE BİREYLESME YOLU ARASINDAKi BAZI PARALELLÍKLER Muhammed Shaalan
1000Kitap
Sufi PsikolojisiM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 2016888 okunma
6/10
·524 syf.··
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 20:31
Masumiyet Müzesi Üzerine Bir Gözlem Aslında en başta yazarı okumayı pek istemediğim, hatta mesafeli durduğum bir eserdi bu. Ancak önyargılarımı bir kenara bırakıp, kimseye yargısız infaz yapmamak ve bu kadar göz önünde olan bir konuda kendi düşüncelerimi sınamak istedim. Kitaptan çok da hoşlanmadım Masumiyet Müzesi ancak bu eser, "büyük sanatçıların ve yazarların o alışılagelmişin dışındaki, çarpık ve uçlardaki zihin yapısını" iliklerine kadar hissettiriyor. Normalin Sınırında Bir Saplantı Kemal’in Füsun’a olan bağlılığı, modern dünyanın "aşk" tanımını aşarak, normal insanların cesaret edemeyeceği, hatta "abuk subuk" bulabileceği bir koleksiyonculuk cinnetine dönüşüyor. Bu noktada Orhan Pamuk’un da bu uçuk kafalılığa sahip olduğunu görüyoruz; çünkü karakteri yaratan zihin, o saplantıyı bizzat kurgulayarak normal insanların sınırlarını zorlayan bir dünyayı önümüze koyuyor. Birçok büyük yazar, ressam veya müzisyenin hayatına baktığımızda gördüğümüz o "çarpık ve uçlarda yaşama" hali, bu romanda normal karakterlermiş gibi hayatımıza sunuluyor. Sessiz Ortaklar: Aile ve Çevre Romanın asıl sarsıcı yanı, Kemal’in bu saplantısının herkesin gözü önünde yaşanması ve çevresindeki herkesin buna bir şekilde "hizmet" etmesidir. • Sibel ve Toplumsal Maske: Kemal’in nişanlısı Sibel, Batılılaşmış ve "ideal" eş adayıdır. Sibel’in Kemal’in Füsun’a olan kayışını bir noktaya kadar tolere etmesi, aslında o çevrenin çarpık ve "görmezden gelme" üzerine kurulu ahlak yapısını yansıtıyor. • Nesibe Hanım ve Tarık Bey: Füsun’un ailesi, Kemal’in 8 yıl boyunca her akşam yemeğine gelmesine, evden gizlice eşya (tuzluk, toka, izmarit) yürütmesine sessiz kalır. Özellikle Nesibe Hanım, bu ilişkiyi en başından beri görmesine rağmen göz yumarak aslında kızının trajik sonuna giden yolu sessizce döşemiştir. Babanın
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 18:07
"Sadece yazın... Saçmalayabildiğiniz kadar saçmalayın. Aptal olun, duygusal olun... İçinizden gelen her sese kulak verin, dizginleri anlık arzulara bırakın... Kırın, dökün, devirin. Kendi keşfiniz olsun olmasın, her türlü kelimeyi kullanın... Aklınıza gelen abuk sabuk, anlamsız sözlerle oluşturduğunuz gelişigüzel metinlerle öfkelenin, sevin, alay edin. Ta ki yazmayı öğrenene kadar." (syf:162-163) Her kitaptan, kendimize ders çıkardığımız biz söz, bir cümle, bir an vardır. O nedenle bu paragrafla başlamak istedim bu incelemeye. Uzun bir aradan sonra beni masa başına oturtan bu cümleler oldu çünkü... Çocukluğumuzda dinlediğimiz bazı masallarda, canavarlardan bahsedilirdi; eğer hikaye korkunçsa ve biraz ilginçlik de katılmak isteniyorsa... Canavarın tasviri bazen bize bırakılırdı, bazen de anlatan kişinin insafına. Hayal gücümüze göre kafamızda çeşitli şekiller oluştururduk. Kimimiz korkunç gözler hayal ederdik, kimimiz keskin dişler, kimimiz korkunç eller... Yani kafamızdaki canavar nedense hep korkunç ve vahşi bir hayvana benzerdi. Çünkü bir insanın canavar olabileceği fikri hiç aklımıza gelmezdi. Bizim için insanlar ufak çevremizdeki yakınlarımızdı. Ve onlar genelde iyiydi. Fakat bizim kadar şanslı olmayan çocuklar da vardı. Onlara masal anlatılmazdı, onlara masallar yaşatılırdı. Bize masallarda anlatılan canavarlar onların hayatındaydı. Ve hayatı onlara zindan ediyorlardı. Biz canavarlı masalları dinlediğimizde muhtemelen o gece uyuyamazdık. Fakat ona rağmen ailemizin ve çevremizin bizi koruyacağını bilirdik. O nedenle bir şekilde güvende olduğumuzu bilir ve uykuya dalardık. Bunun yanında, kendilerini güvende hissetmeleri gereken yerde, en büyük zulmü yaşayan, bizim korktuğumuz canavar yüzlü yaratıklarla aynı evde uyumak zorunda olan çocuklar, kadınlar vardı
Boyun Eğmeyen KadınlarBahar Eriş · Alfa Yayınları · 2025333 okunma
Reklam
Reklam