ölü bir kirpi oluyordum, dikenleri yıldızlar
ve yalnızlıkla kıvrılan. Soyumun küskünlüğünü
hazırlıyordum, bir kez daha oralarda gezinmeyecek
olan kardeşlerimin iyicil adımlarını, daha şimdiden
saptırıyordum. Sen de ölüyordun ön-bilisinde,
ağlatıyla giyinecek sonuçları.
Şimdi ölü bir kirpiyim.
Sen, ölü bir insan.
“Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de buydu: yaşamak.”
Sorarlarsa, “Ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını: “Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından…”