Söyleyin bana, onu bilen dürüst kadınlar,
Söyleyin, burada yanıp tutuşan aşk mıdır?
Başıma gelenler benim için çok yeni,
Anlamış değilim, neler olup bittiğini.
Şehvet dolu arzular, ciğerime sığmıyor.
Bu hem zevk hem de acı veriyor.
Donuyorum ve ruhumun alev aldığını hissediyorum.
Ve bir anda, tekrar buza dönüyorum.
Mutluluk uzaklarda beni çağırıyor,
Ama onu tutmaya çalıştığımda, elimden kaçıyor.
Sanki bir rüyadaymışım gibi iç çekip inliyorum,
Gözlerim doluyor, ne yapacağım, bilemiyorum.
Gecem ve gündüzüm ıstırap oldu.
Ve yine de kalbim buna severek katlanıyor!
Söyleyin bana, siz kadınlar, vs.
Gösterilen çaba alınan sonuca hiç değmiyordu. Gençliğin parlak umutlarının karşılığı, gerçekleri görmenin acı bedeliyle ödeniyordu. Istırap, hastalık ve üzüntü teraziye tüm ağırlığıyla çöküyordu. Tüm bunların anlamı neydi?
Kendi hayatını, buna başlarken taşıdığı büyük umutları, bedeninin ona dayattığı sınırlamaları, arkadaşsızlığını ve gençliğini dolduran şefkat yoksunluğunu düşündü.
Ne yaptığını bilmiyordu, sadece ona en doğru gelen şeyleri yapmıştı ve sonunda böyle bir yıkımla karşılaşmıştı!
Ondan daha avantajlı olmayan başka insanlar başarılı olmuş ve yine daha fazla şeyi olanlar başarısızlığa uğramıştı.
Tamamen şans gibi görünüyordu.
Yağmur haklıyla haksızın üstüne aynı şekilde yağıyordu ve hiçbir şeyin bir nedeni yoktu.
Sayfa 682 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu