Ölüm tarihini,ölüm saatini bilerek nasıl yaşar insan?
Giyotinin korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böyle kolaylaştırıldığını söylüyorlar. Peki ya mahkumun idam edileceği kararını duyduktan kafasını o idam düzeneğine yerleştirdiği âna kadar geçen sürede zihninde kopan fırtınalar? Bunları acıdan saymıyor kimse. Kanın damla damla tükendiği, zihnin ölümünden başka bir şey düşünemediği, son nefeslerini de acıyla soluduğu o manevi ızdırap daha acı verici değil mi?
Kızıyla geçirdiği son an öyle üzücüydü ki. Yıl 2026 ; Gazze’de hiçbir suçları olmadıkları hâlde idam edilen masumlar, evlatlarından koparılan ana-babalar, ana-babalarından koparılan çocuklar... Yaralılar, şehitler, kimsesiz kalanlar. Ne çektikleri fiziksel acılar bitiyor onların ne de manevi acılar. Ve dünya, tıpkı kitaptaki idam mahkumlarını izlemeye gelen kalabalık gibi…