Hanbelîlerin hocası ve mezhebin müceddidi, Ebû Ya'lâ Muhammed b. el-Hüseyin el-Ferrâ'dır (ö. 458 h.). Kendisine kadılık makamı teklif edildiğinde bundan kaçınmış, ancak ısrarlar neticesinde şu üç şartla kabul etmiştir: Resmi tören günlerine katılmamak, karşılama merasimlerine çıkmamak ve sultanın sarayına bilfiil gitmemek. ​Kadı Ebû Ya'lâ, Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin el-Mu'temed adlı eserine dayanarak Kitâbü'l-Ude'yi tasnif etmiştir. Bu eser, Hanbelî mezhebinde fıkıh usulü alanında yazılmış ilk kapsamlı/derli toplu kitap kabul edilir. Çünkü bu eser, İmam Ahmed'in usule dair görüşlerini aktarmaya ve bunların doğrudan nas yoluyla mı, işaretle mi yoksa ima yoluyla mı geldiğini satır satır takip etmeye büyük özen göstermiştir. ​Yazar kimi zaman İmam Ahmed'den gelen farklı rivayetleri aktararak aralarında bir tercihte bulunur. Aynı şekilde, Ebü'l-Hasan el-Harazî, Ebü'l-Fazl et-Temîmî ve Gulâmü'l-Hallâl gibi günümüzde artık kayıp hükmünde olan erken dönem Hanbelî usul kaynaklarına müracaat ettiğini de açıkça belirtir. ​Ebû Ya'lâ, Hanefî alimi Cessâs'ın usulünden ciddi şekilde istifade etmiş ve ondan çok etkilenmiştir. Buna şaşmamak gerekir; zira babası Hüseyin b. Muhammed (ö. 390 h.) Hanefî mezhebinin önde gelenlerinden olup fıkhı bizzat Cessâs'tan okumuştu. Ancak babası vefat ettiğinde Ebû Ya'lâ henüz on yaşındaydı.
Bazı insanların bile isteye beni üzdüğüne şahit olduğumdan beri, içlerinde bir yerlerde iyi niyetli, merhametli, vicdanlı olabilme ihtimallerini görmek için çaba harcamıyorum. Çünkü herkes ne yaptığının gayette farkında ve bundan zerre pişmanlık duymuyor, biliyorum. Her şeyin altında bir sebep aramaktan vazgeçtim. Bazı insanlar gerçekten kötü, sâfi kötü, basbayağı kötü, açıkça kötü, bilinçli kötü, tercihen kötü.
İnsan ve Duygular
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
TARİH VAHYE DEĞİL, VAHY TARİHE HÜKMEDER...
(...) Tarihselcilik, yalnızca bazı Kur’ân hükümlerinin tarihî bağlamla kayıtlanması meselesinden ibaret değildir. Daha temelde, Kur’ân, Sünnet, sahabe, icma, mezhep ve fıkıh gibi Ehl-i Sünnet’in temel kaynak ve intikal halkalarının tarihîleşmesi söz konusudur. Kaynakların tarihîleşmesi, onların açıkça reddedilmesi anlamına gelmez; fakat kaynaklık vasıflarının, bağlayıcı otoritelerinin ve zamanüstü ölçü değerlerinin tarihî oluş şartlarıyla kayıtlanması anlamına gelir. Bu doğrultuda tarihselcilik, önce Sünnet’i tarihîleştirir. Çünkü Kur’ân’ın nasıl anlaşılacağı, nasıl yaşanacağı, hangi ölçülerle hükme dönüşeceği ve cemaat planında nasıl tatbik edileceği Sünnet üzerinden bilinir. Tarihselci bakışla, Kur’ân’ın anlamı tarihî şartlar içinde aranır; oysa Ehl-i Sünnet için Kur’ân’ın anlamı Allah Resûlü’nün tebliğ, tebyin ve tatbikinde açılır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -III. Tarihselciliğin Yanlış Varsayımları. c) Edille-i Şeriyye’nin Tersine Çevrilmesi-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
VAHYİN HÜKÜM ve ANLAM ALANI...
(...) İlk safhada Mustafa Öztürk’ün tarihselci perspektifi, kendi iddia örgüsü içinde mümkün olduğunca sarih biçimde ortaya konmuştu. Bu safhada maksat, Öztürk’ü peşinen mahkûm etmek değil, onun ne dediğini kendi bağlamı içinde anlaşılır hâle getirmekti. Burada açıkça şunu gördük ki, tarihselcilik, Kur’ân’ın tarih içinde nazil olduğu hakikatinden hareket eder; fakat bu hakikati, vahyin tarih tarafından belirlenmiş olduğu sonucuna doğru genişletir. Öztürk “Kurân’ı tarihe gömme” itirazını reddetse de onun kurduğu argümanlar zinciri, Kur’ân’ın tarih içinde nazil olduğu hakikatini giderek daha ileri bir yoruma taşır; vahyin tarihî şartlar içinde konuştuğu fikri, bir noktadan sonra vahyin anlam ve hüküm alanının tarihî şartlarla belirlendiği sonucuna doğru genişler. Böylece “Kur’ân tarih içinde indi” önermesi, “Kur’ân’ın ne dediği ve bugün ne demek istediği tarihî bağlam tarafından tâyin edilmelidir” sonucuna doğru açılır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -II. Tarihselciliğin Temel Varsayımları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
"NESH" MESELESİ ve ANLAYIŞLAR...
(...) Mustafa Öztürk, tarihselciliğe yöneltilen “Kur’ân’ı nüzûl çağına gömme” suçlamasını tersine çevirmeye çalışır. Herkesin bildiği fakat açıkça söylemekten kaçındığı bir gerçeği ilân ettiğini imâ eder: Anânevî İslâm ilimlerinde kabul edilen nesh anlayışı ile modern dönemde “tarihselcilik” diye adlandırılan yaklaşım arasındaki “benzerliği” öne çıkararak, tarihselcilik gelenekten bütünüyle kopuk, Batı’dan ithal edilmiş yabancı bir yöntem değildir, demek ister. Ona göre tarihselcilik, tam aksine klasik nesh teorisinin mantıkî sonuçlarının bugünkü dile taşınmış hâlidir. Buna göre geleneksel nesh anlayışına göre Kur’ân’daki bazı hükümler, daha sonra gelen başka âyetlerle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu da, vahiy sürecinde hükümlerin belli şartlara göre değişebildiğini gösterir. Öztürk buradan hareketle, “Madem klasik ulema, vahiy devam ederken bazı hükümlerin değiştiğini kabul ediyor; o hâlde Kur’ân hükümlerinin tarihî şartlarla ilişkisini vurgulayan tarihselcilik niçin sapkınlık sayılsın?” demektedir. Ona göre tarihselciliğin yaptığı şey, neshin içinde zâten bulunan tarihî değişim fikrini daha açık ve sistematik biçimde dile getirmektir. Böylece Öztürk, tarihselciliği, İslâm ilim geleneğinin dışında değil, bizzat bu geleneğin nesh, esbâb-ı nüzul, Mekkî-Medenî ve tedricî teşri gibi kavramlarının devamı olarak konumlandırmaktadır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -I. Mustafa Öztürk’ün Dilinden Tarihselciliğin İddiaları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik