10/10
·129 syf.··
2026 9. kitabı
Aşık mı oldum aç bu kitabı okuyorum Çok mu mutluyum açıp bu kitabı okuyorum çok mu mutsuzum açıp bu kitabı okuyorum acıktım mı açıp bu kitabı okuyorum uzun bir yolculuğa mı çıkacağım açıp bu kitabı okuyorum her yerden aylin ablanın omzuna yaslanıp onu dinleyesim onu okuyasım geliyor su gibi bir kitap Storytel‘de de denemiş ve çok beğenmiştim tavsiye ediyorum
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
Bilge Karasu okumak benim için her zaman merak uyandıran ama bira kadar da gözümü kapattığımda korkutan bir yolculuktu. Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı’nı bitirdiğimde ise neden bu kadar beklediğimi sorgularken buldum kendimi. İlk sayfalarından itibaren Bilge Karasu’nun o kendine has, felsefi ve bir o kadar da şiirsel dili beni aldı, kitabın içine fırlattı. Bilge Karasu’nun katmanlı, felsefi ve şiirsel kurgusu ilk başta korkutucu gelebiliyor; açıkçası ben de öyle hissettim. Ama başladıktan sonra müthiş bir hızla sardı ve şaşırttı beni; hem zihnimi böyle zorlayan hem de bu derece sürükleyici bir metinle karşılaşmayı beklemiyordum. Zorluğuyla sürükleyiciliğinin bu kadar iç içe geçmiş olması, kitabı gerçekten eşsiz yapıyor. Her satırını, kurduğu derin dünyaya duyduğum hayranlık artarak okudum. Hatta okumadım, yaşadım adeta; karakterleriyle birlikte ben de inancı sorguladım, yaşamı düşündüm, kuşku duydum, tedirgin oldum, yürüdüm, tırmandım, susadım, acıktım… İç dünyalarındaki o sonsuz hesaplaşmaları, baskılar karşısında verdikleri mücadeleleri okurken bunların aslında ne kadar bugüne ait, ne kadar bizden olduğunu düşündüm. Yaşamın karmaşasını, insanın kendi doğrularıyla dünyanın beklentileri arasında sıkışıp kalmasını Bilge Karasu öyle şahane cümlelerle anlatmış ki bazı paragrafları okurken zihnimin açıldığını, düğümlerin çözüldüğünü hissettim. Okurken yaşadığım kitaplara hayran kalıyorum. Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı da tam olarak böyle bir kitap oldu ve bana kendimle yüzleştiğim, kısa ama yoğun ve nefis bir yolculuk yaşattı.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,175 okunma
Reklam
9/10
·240 syf.·
2025 2. kitabı
Erbain... Dahilik ile deliliğin sınırlarında gezen şairin 40 yılın şiirlerini hediye ettiği kitabı, yazarı gibi özel bir kitap. İsmet Özel bana göre iki ayrı şekilde değerlendirilmesi gereken bir yazar, şair. İdeolojik ve dünyaya dair fikirleri ayrı, edebiyatçılığı apayrı değerlendirilmeli. Şiirlerinin derinliği tartışılamayacak kadar aşikar. İnsan okurken zaman zaman kayboluyor satırlarının arasında. Uzun yıllar şiir kitapları okumuş, şiire diğer edebi metinlerden ayrı ilgi duyan biri bile her satırında yeni bir keşfe çıkabiliyor. "Bunu yazan nasıl insan olabilir" diye sorgulatıyor. Bütün şiirlerini defalarca okumuş ve bazılarını dinlemek nasip olmuş biri olarak özellikle; -Yıkılma Sakın, -Mazot -Amentü -Kanla Kirlenmiş Evrak -Mataramda Tuzlu Su -Celladıma Gülümserken isimli şiirleri okumanızı tavsiye edebilirim. Kitaptan sevdiğim birkaç satırı da paylaşmak isterim. "Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylân beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim yürüsem rahmet boşanacak ve sana bir karşılık vereceğim Sana bir karşılık vereceğim toprağı deşen boğuk sesimle sana bir karşılık verexeğim amansız kum fırtınası altında sana bir karşılık vereceğim birbiri üstüne yığılırken günler et taşan suların imkânı ey taşan suların bekâreti sana
Erbainİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 201211,6bin okunma
PİR-İ LEZZET: KALBİME YERLEŞEN, DAMAĞIMDA KALAN ROMAN
Puan vermedi·314 syf.··
2025 33. kitabı
Pir-i Lezzet’i düşündüğümde aklıma önce koku geliyor, sonra tat, ondan sonra da kitaplığımda durduğu yer. Okurken hissettiklerimi tam anlatabilmem zor, çünkü bu roman benim için yalnızca güzel bir okumadan ibaret değil. Hayatımda en sevdiğim ilk beş kitabı saysam, hiç düşünmeden arasına koyarım. Hatta artık biriyle edebiyat konuşurken, ona bir kitap hediye etmem gerekse, elim önce bu romana gidiyor. Pir-i Lezzet’i okurken yaşadığım en belirgin şey, sürekli canımın tatlı, özellikle de şerbetli bir şeyler çekmesi oldu. Normalde okurken atıştırmalık arayan biri değilim, ama bu romanda sayfalar çevrildikçe zihnimde hep bir baklava tabağı, bir revani dilimi, bir güllaç parçası canlandı. Sadece tatlı da değil, ağır kokulu baharatlar, özenle pişmiş etler, farklı pilavlar, şerbetler, aklıma geldikçe bile içimi kıpırdatıyor. Yazar, mutfağı öyle bir anlatmış ki, kitap bittiğinde sanki uzun bir sofradan yeni kalkmış gibi hissettim. Karnım doymuş gibiydi, ama ruhum bir süre daha masadan kalkmak istemedi. Romanın dünyasına girmek, bana biraz eski bir İstanbul rüyasına adım atmak gibi geldi. Tam olarak hangi yüzyıl olduğunu söyleyemiyorum, zaten kitabın da böyle net bir tarihi yok, ama Osmanlı kokusu her satırda hissediliyor. Saray koridorlarında dolaşırken, mutfağın sıcak taşlarına basarken, liman kentlerinin tuzlu havasını içine çekerken, arka planda hep o dönem var. Bazı detaylar, bazı isimler, bazı atmosferler insanın aklına Kösem Sultan dönemini getiriyor. Yazar bunu açık açık söylemiyor ama okur olarak sezdiğin, hissettiğin bir hava var. Ben de o havayı çok sevdim. Tarih dersi gibi değil, belgesel gibi hiç değil, daha çok hatırlanan bir rüya gibi. Pir-i Lezzet’in en vurucu tarafı, baş karakterin kendisi. Beş yaşındayken kardeş katlinden sağ kurtulan bir şehzadenin, yıllar
Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,014 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 02:35
pedroya çok sinirliyim kitabı okurken sürekli acıktım günlerdir sağlıklı beslenmeyi sürdürürken iki gündür çikolataya sarmış durumdayım neyse ki az önce kitap bitti sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum çok beğendim
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20214,285 okunma
Puan vermedi
Bugün sizi 1964’ten 1999’a uzanan iki kardeşin aynı bedende büyüdüğü acı dolu ama umut taşıyan bir hikayeye götürmek istiyorum… Yoksulluğun,savaşın, yokluğun ve suskunluğun arasında başlayan bir hayat düşünün. Bir annenin yıllarca beklediği evlat hasreti... Bir babanın gururu ile çaresizliği arasında sıkışmış hali…Tüm bunların ortasında doğan masum bir çocuk... Halil İbrahim. Daha nefes aldığı ilk günden itibaren kaderi hiç kolay olmadı.Bir odalı evde tandırın sıcağında yokluk içinde ama sevginin gölgesinde büyüdü. Çocukluğu yırtık ayakkabılar, yarım kalan kahvaltılar, acıktım diyemediği sabahlar ve yine de hiç eksilmeyen bir umutla doluydu. Okul yıllarında yetersiz görülen mahallede sürekli itilen ama içindeki iyiliği hiç kaybetmeyen bir çocuktu o. Bazen arkadaşlarının gölgesinde kaldı.Bazen hayatın yükü omuzlarına erken çöktü…Ama ne olursa olsun hep yürüdü. Derken yıllar geçti. Gencecik yaşında aile yükünü sırtlanmak zorunda kaldı.Aşkı tanıdı.Kayıplarla yüzleşti.Babasıyla söyleyemediği bir seni seviyorumun altında boğuldu. Hayat onu en büyük sınava hazırlıyordu. Kendi kimliği. Halil İbrahim bir gün öğrendi ki yıllardır taşıdığı isim bile ona ait olmayabilir. Mahkemeler, ifadeler, nüfus kayıtları, pasaport savaşları… Bir gencin ömrünü tüketen o bitmeyen devlet koridorları. Ama bu sadece başlangıçtı. Almanya’ya gittiğinde hayat yeniden şekillendi. Yabancı bir dil yabancı bir kültür yabancı bir dünya… Orada rüyalarına sızan o gizemli kız...Karakız. Halil İbrahim geçmişinden kaçmaya çalışırken geleceğiyle yüzleşmeye zorlandı.Bir çocuk gibi güçsüz bir adam gibi cesur…
Bir Bedende İki Masum Kardeş IMehmet Tuncay Duruk · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202534 okunma
Reklam
Reklam