Sessiz çöpçü
Ben gürültülü sokakların Sessiz çöpçüsü. Ben en aykırı hislerin Çok bağıranı. Yüzülür derilerim Benim canımda can yok. Ruhum bir yerlerde Kendini arıyor. Savaşım içimde benim, Her yer kan,kemik ,et parçaları. Yoksunluğunda yaşıyorum sevginin. Ben acıları çok pahalıya alıyorum. Suratım asıkmış öyle diyorlar. Ruhumdaki yaraları görmeden. Gömebilir mi insan onca acıyı? Hortlamaz mı mezarlarından acılar? Ruhumda depremler, Ruhumda katliam var. Ben baharı dışımdan yaşarım İçimde bilinmez kör kuyular. Emine Öztürk
Başka bir dünya olduğunu, o dünyada esas hayatların sürdüğünü, yaşadığımız dünyanın ise o dünyadaki suç işleyenlerin sürüldüğü bir sürgün âlemi olduğunu düşünmeye başladım... Bir çeşit cehennem olarak düşünüyorum bu dünyayı... Yeryüzü bir cezalandırma çukuru, insan insanın zebânisi... İnsanların yaşadıkları acılar, savaşlar, katliamlar, zulümler, yaşam kavgası, bünyesinde taşıdığı, acı duyma, hasret çekme, kazanma hırsı, kaybetme korkusu, kin, korku, nefret, kıskançlık, haset, hatta sevgi duyguları bile gönderildiği dünyadaki işlediği suçun cezası olarak yerleştirilmiş... İnsanların yaşlanarak, elden ayaktan düşerek, âciz bir şekilde ölmesi, hastalıklarla erimesi, bitmesi, yatalak olup tükenmesi başka nasıl izah edilebilir? Hayri Varol
Reklam
Şehrime inmiş yine ay ışığın Acılar geçmez yalnızca alışırız'
Şarkı sözü
Tekbirlerle coşan bir Anadolumuz var Ağızları çok laf yapan ama beyinleri çalışmayan insanlar…” Victor Hugo İnsan ettiği laf ile değil yaptığı işinden belli olur bu yüzden ziya paşa ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diyor ağzın çok laf yapması kişiyi yalan söyler hale getir ve söyleyeceği yalanı düşünen kişinin ise zamanla beyni çalışmaz olur error verir oysaki yol alıp yürüyen biz Türklerinde bir molaya dinlenmeye ihtiyacı var bu güzel mola için sizleri balkanlara yürüyen ve belkide şehit olmadan son molayı verip son kez istirahat edip bu köyde savaşa gitmeden önce eğlendik dinlendik şimdi yürüme zamanıdır tek saf tek dirsek ve tekbir Allahu ekber diyedikleri son durak trakya inecik köyü evet biz türkler savaşı bir eğlence bilip tek saf halinde omuz omuza Cenabı Hakka koşan bir milletiz geçmişin en kalabalık köylerinden birisi fakat bugün bize balkan savaşının acısını hatırlatıyor ve göz yaşlarını silecek bir mendil bekliyor selam olsun güzel insanların yurdu anadoluya savaşlardaki acılar yetmezmiş gibi 1970 lerde başlayan köyden kente göç sayesinde ilçenin nüfusu giderek azalmış durumda Victor Hugonun dediği gibi Ağızları çok laf yapanlar beyinleri çalışmayan insanlardır o insanlar sadece savaşı ve yok etmeyi oysaki bizler tefekkür medeniyetiyiz o mimariyi yeniden inşa edeceğiz çünkü bizim tekbirlerle coşan Anadolumuz var
Din
En zoruma gideni yap hegame getir Çel beni tökezlet tuttur çitlere Ahla istida edecek ahval değil Kim bana kıymazsan bilebilir Dünya dedikleri samut küp Acılar tıkandıkça bende Hep seni seslendirir
Şiir
bir evvel zamandı.. gün karardı rengi lal'a dönen dudaklarımızda.. eğer bakılsaydı kırk yıl öteden görülebilirdi sesimizin kalpten akla kırılan oktavı.. bir zaman evvel susmak neyse öyle susmuştuk.. deli gibi susmuştuk.. bıyık altından naklen gülme nakli yaparken hayat, biz manyak gibi susmuştuk... ... yağmurlar yağdı sonra.. ıslak yağmurlar.. varlığında hem bereket hem felaket taşıyan ve kent yağmalayan yağmurlar ... yaratma ve geri alma kudretine sahip olana yöneldi memleket.. bir kanadı bir yıkıldı… biz dönüp dolaşıp kendi kalbimizin ekseninde aşka geldik yine.. bir hayal nasılda kesiyordu nefesimizi.. nasılda istasyon kuruyorduk beklemelere.. sonra yağmurlar yağdı işte.. buzul yağmurlar.. çatlaklarımızı ovan yağmurlar... susamadık.. Ne ayak dedik şu kaybolup duran yıldızlar.. Şu inleyen rüzgâr.. Alçı tutmaz kırık yağmurlar.. Cam arkası üşümeden ve ıslanmadan ruha figüranlık yapmak ne ayak! Şu acılar.. şu sapan bileyen çocuk ölümleri.. bir annenin kalbinden uçup giden insanlık meziyeti… İhbar edilen ten yazgıları.. atsan atılmaz assan asılmaz nazlı bir boyunluk.. şu kimsesizlik yurdu şu Allah’ına kadar bihodluk… Ruha figüranlık yaparken en kral sahnemizdir kelimeler.. kuşandık parmakları susamadık.. feyz kariha
Reklam
Reklam