Tarlakuşuydu Juliet
Puan vermedi
Öncelikle kitabı henüz bitirmiş değilim. Ama bana yeni aydınlanmalar yaşatan bu kitabın öyle bir noktasına geldim ki "işte bir işaret!" dedim. :D Halbuki kitap işaretleri, mistisizmi reddedip bilimsel bir bakışaçısından aşkın tanımını kabule ikna ediyordu. Kitap bu noktaya kadar aşkı daha önce üzerine kafa yormadığım ve muhtemelen çoğu insanın da üzerine uzun uzun düşünmeyeceği bir açıdan ele alıyor ilk sayfalarda. Kitaba göre hepimizin çocukluktan gelen romantik imgeleri var. Ve bunları aileden ya da yakından gördüğümüz ilişkilerden öğrendik. Onlar gibi olmak yada tam tersi. Yıllar içinde kendi imgelerimizi ve beklentilerimizi oluşturduk. Sonra bu imgelere uygun olduğunu düşüdüğümüz biriyle karşılaştık. Alın size aşk :D Belki bir görünüştü imgelemimiz, belki de bir gülüş, bir ses, bir koku, duruş, düşünce tarzı... Öyle yaşatmışız ki içimizde; "Seni yıllardır tanıyor gibiyim." Bu cümle bize mistik bir düşünce kapısı açıyor. Halbuki bizim aşk süzgecimiz, hayalimiz buydu zaten. Görmeden yaşattık. Sonra bulduk... Oldu ya bu kişiyle romantik bir ilişki ve evlilik yoluna girdik. Bu aşamada mutlu olmak ve elbette mutsuz olmak riski yarı yarıya. Masallar da zaten risk almayıp bu noktada bitiyor. :)) Leyla ile Mecnun kavuşsaydı, gene öyle severler miydi birbirlerini, diye düşünmüşsünüzdür belki. Yıllar önce bir tiyatro izlemiştim. "Tarla Kuşuydu, Juliet" Lise yıllarımda ailecek gittiğimiz ilk tiyatro gösterimiydi bu. Kitabı okurken hep aklıma bu tiyatro geldi. Ve 3. bölüm de bu tiyatro alıntısıyla başlayınca hala romantik imgelemlerimin oluşmakta olduğu yıllara doğru bir seyahate çıktım. Ve neden bilmiyorum aşkın bu tarifi hoşuma gitti. Galiba sürekli mistik bir şeyler arıyordum aşk denince. Herkesten farklı, kimsenin hissetmediği, kutsal, çok kutsal bir şey. Evet hala çok
1000Kitap
Çiftlerde TükenmişlikAyala Malach Pines · İletişim Yayınevi · 201750 okunma
Zamanı düşünce silsilesinde durdurmak mı ???
Puan vermedi·50 syf.·
2026 21. kitabı
Merhaba , edebiyat dünyasına çok taze ve etkileyici bir adım atan yazarımızın ilk kitabını incelemeye çalışacağım. Karakterlerin eylemlerinden ziyade düşüncelerin, içsel sorgulamaların ve zamana meydan okuyan felsefi aforizmaların yönettiği bu eser, adeta roman kılığına bürünmüş bir deneme niteliğinde. Kitapta dikkat çeken ilk katman , bireyin kendi kibri ve sınırları üzerinde kurduğu o katı ajanda. İnsan dışarıdaki risklere karşı kendini güvende hissetmek için etrafına 'kontrollü parantezler' açıyor , ancak bu parantezler zamanla kendi hapishanesine dönüşüyor. Bu duygu baskın olarak yansıtılmış. Eserin en güçlü olduğu tematik alanlardan biri de şüphesiz 'zaman' kavramı . Zaman çoğu yerde bir zihinsel direniş biçimine dönüşüyor. Yazar işte tam bu direnişin ortasında ; acılarla , çelişkilerle, anlaşılmayı isteyen bir karakter yaratmış . İlk kitaptan beklenemeyecek kadar olgun ve keskin, bir dil var. Eğer bu kitabı soluk soluğa bir macera veya klasik bir olay hikayesi okumak için elinize alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ancak her sayfada durup düşünmek, altını çizdiğiniz cümlelerin üzerine şerhler düşmek istiyorsanız mutlaka okunmaya değer, başarılı bir eser. Kendi içsel labirentlerinizde kaybolmaya hazırsanız , kesinlikle listenize eklemelisiniz . Keyifli okumalar.
İnceleme
BuluşmaOğuzhan İsmail Varol · 40 Kitap · 20253 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·496 syf.··
2026 11. kitabı
KURŞUN KURDA ATILDI AMA KARACAYI DELDİ. Arkadaşımın "Sen de bu kitabı oku, beraber okuyalım" demesiyle başladım. Açıkçası ilk sayfalarda çok büyük bir beklentiyle okumuyordum. Hatta kitap biraz yavaş ilerlediği için birkaç kez bırakmayı bile düşündüm. Ama iyi ki devam etmişim. İlk başta klasik bir Wattpad kitabı okuyormuş gibi hissettiriyor.mFakat sayfalar ilerledikçe hikâye kendini açıyor ve sizi içine çekmeye başlıyor. Beyza'nın kalemi gerçekten çok akıcı. Kitap yavaş ilerlese bile sıkmadan, tadına vara vara okutuyor. Karakterlerin gelişimini ve aralarındaki ilişkilerin zamanla oturmasını okumak keyifliydi. Bu yüzden ilk bölümler biraz sabır istese de sonrasında bunun karşılığını veriyor. Genel olarak beklentimin üzerinde çıkan, keyifle okuduğum bir kitaptı. Eğer ilk sayfalarda çok etkilenmezseniz hemen bırakmayın; çünkü asıl hikâye biraz ilerledikten sonra başlıyor. Bence bir şansı hak ediyor. Okuyun, okutturun!
Siyam 1 - Kış GüneşiBeyza Aksoy · Epsilon Yayınevi · 20223,577 okunma
Fareler ve İnsanlar
8/10
·112 syf.··
2026 22. kitabı
Fareler ve İnsanlar, Büyük Buhran döneminde Kaliforniya’da mevsimlik işçi olarak çalışan iki arkadaşın hikâyesini ele alıyor: zeki ama yoksul George Milton ile saflığı ve fiziksel gücüyle bana Yeşil Yol filmindeki John Coffey’i anımsatan zihinsel engelli Lennie Small. George ve Lennie’nin en büyük hayali kendi çiftliklerine sahip olup kimseye bağlı yaşamamak. Ancak Lennie’nin iyi niyetli fakat kontrolsüz davranışları trajik olaylara yol açıyor. Hikâye dostluk, yalnızlık, hayaller ve acı gerçekler etrafında şekilleniyor. Son olarak kitabın adı, İskoç şair Robert Burns’ün bir şiirinden geliyor: “En iyi planlar fareler ve insanlar için çoğu zaman ters gider.” Maalesef George ve Lennie için de böyle oluyor. Sonu kalbimi kırdı...
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023212bin okunma
10/10
·338 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 10:49
Kitabı bitirir bitirmez yorum yapmak istedim. Çoook iyi bir gerilim kitabiydi bayıldım. Ana dilde okuduğum için biraz uzun sürdü bitirmesi ama Türkçe versiyonu sanırım üç günde biter, o kadar sürükleyici ve merak uyandırıcı. Kitap üçleme şeklinde. Ikinci kitap Hizmetçinin Sırrı", üçüncü kitap "Hizmetçi izliyor". Ikinci kitapla üçüncü kitap arasında da kısa bir öykü kitabı yayınlamış yazar. O da " Hizmetçinin Düğünü". Hepsini okumak icin sabırsızlanıyorum :) Gerçekten çok iyiydi. Üç ana karakter var en başta sinir olduğunuz kişiye kitabın sonunda acıyor ve hak veriyorsunuz. Gelgitli ruh hali yaşatan bir kitap oldu. Hikayeyi de iki karakterin bakış açısından görüyorsunuz. Sözün özü ben çok sevdim. Siz de sevin:)
The HousemaidFreida McFadden · Grand Central Publishing · 202211,6bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün Orhan Kemal’den bir kitapla geldim 72. Koğuş gerçekten insanın içine oturan bir kitap.. Hani böyle okurken “ay çok üzüldüm” deyip geçemiyorsun, içinden bir şey eksiliyor gibi oluyor. Orhan Kemal öyle büyük büyük cümleler kurmuyor, kimseyi kahraman yapmıyor. Sadece o koğuşun kapısını açıyor ve “buyurun, bakın” diyor. Açlık var, çaresizlik var, gurur var… Ama en çok da insan olma mücadelesi var. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görmek beni en çok sarsan şey oldu. Bir lokma ekmek için verilen mücadele insanın içini acıtıyor gerçekten. Şunu düşündüm okurken: Bu insanlar kötü değil ki… Sadece şartlar kötü. İnsanın onuru ne kadar dayanabilir? Açlık karşısında herkes aynı kalabilir mi? Kitap bitti ama o sorular kalıyor. Kısacık bir kitap aslında ama etkisi hiç kısa değil. Okuduktan sonra bir süre başka kitaba geçmek istemedim ben. Hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor. Gerçek, sert ama çok samimi bir hikâye. Eğer insanı anlatan, iç burkan ama bir o kadar da gerçek metinleri seviyorsan, bunu mutlaka oku derim. Ben gerçekten iyi ki okudum #cansununkitapligi #orhankemal #72.koğuş #okudumbi̇tti̇ #kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma