Yine sabahlayrak kitap bitirdiğimiz birgün 2:50
10/10
·336 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:23
Hepinize selamm! Hizmetçinin ikinci kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Hem spoilerli hem de spoilersiz olacak. Ona göre uyarı koyacağım. Öncelikle başlarında sıkıntıdan baygınlık geçirdim. Hizmetçi de başından itibaren olayların içine giriyorduk ve her bölüm sonu heyecanlı bitiyordu. Sürekli sayfaları çevirmek istiyordum. Ama bu kitapda böyle olmadı maalesef. Ne olduysa son 100 sayfada oldu. Ama o 100 sayfayı da soluksuz okuduğumu söyleyebilirim. Sonuyla Hizmetçi yi açık arayla geçti. Bakalım diğer kitapta ne olacak? SPOİLERLİ KISIM Şimdi... Okurken şöyle dedim Wendy şeytana pabucunu ters giydirir. Ama sonra fikrimi değiştirip Millie'nin daha tehlikeli olduğuna karar verdim. Kız iki dakikada iki insanın da sonunu getirdi. Ayrıca olayları bu kadar iyi planlayıp buna bir intihar süsü vermesi de zekiceydi. Öte yandan Wendy... Herşeyi güzel planlamıştı fakat belli ki sonunu hesaba katmamış. Hele o adam yok mu? Russell. Adamın ne ... olduğu belli değil. Karısını aldatacak kadar aciz, ama adam öldüremeyecek kadar iyi kalpli. Başta aldatıyor karısını sonra da "ben söylerim boşanırız, sonra da senle evleniriz" yok ya. Ee madem başta karına söyleseydin ben senden boşanacağım diye. Wendy'de keşke sevse adamı. Adamı sevdiği için yapmıyor ki. Wendy kendine koca aramıyordu, kocasını öldürmesine yardım edecek bir aptal arıyordu ve buldu. Tabi o adam bir "melek" çıkınca işi kendisi yapması gerekti, adam görevini yerine getirmemiş oldu ve o da bunu açıkça belirtmek için şu cümleleri kurdu: "Russel gülümsediyse de yüzünde bir gerginlik vardı. Douglas'ı öldürmek istemediğini saklamamıştı. Kendisi mutfakta saklanırken pis işi bana yaptırmasına hâlâ inanamıyordum. Eh, mutlu değilse şirret karısına geri dönebilirdi, ben kendime milyon dolarımın tadını birlikte çıkaracak yeni
Hizmetçinin SırrıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20237,3bin okunma
10/10
·96 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:46
"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Dostoyevski !!!(Spoiler içerir, rahatsız olacak olanlar okumayabilir, ancak sonunu bilseniz de kesinlikle okumak isteyeceksiniz. ) Akakiy Akakiyeviç, Rusya'da silik, utangaç, kendi halinde işini çok iyi yapan,kimsesiz bir devlet memurudur. St.Peterspurg dondurucu derecede soğuktur ve Akakiy'in yalnızca bir paltosu vardır. Onu senelerce dikip, yamayıp giymiştir. Ama artık paltosu eskimiş, kullanılmaktan incelmiş, perişan bir hale gelmiştir. Terziye gider, ama terzi paltoyu onarmayı reddeder, çünkü palto çok kötü bir durumdadır. Ona yeni bir palto dikmeyi önerir. Ama Akakiy'in palto diktirecek parası yoktur. Yeni palto onun için servet değerindedir. Akakiy'in dünyası başına yıkılır. Aylarca düşünür, hesap yapar, o arada maaşına da zam gelince çok üşüdüğü için paltoyu diktirmeye karar verir. Terzi ona muhteşem bir palto diker, o kadar mutlu olmuştur ki hemen giyer ve işe gider. Arkadaşları bu duruma çok sevinirler. Yeni paltoyu giyip işe gittiği ilk gün meslektaşları onun onuruna bir parti verir. Akakiy, gece evine dönerken zorbalar tarafından önü kesilir ve yeni paltosu gasp edilir. Akakiy kahrolmuştur. Çalınan paltosunu bulmak için polise ve dönemin yüksek rütbeli bürokratlarına başvuran Akakiy, herkesten azar işitir ve hor görülür. Polis ,devlet memurları ve 'mühim insanlar' tarafından derdi küçük görülür. Bürokrasinin bu umursamazlığı ve soğuk hava karşısında ağır bir hastalığa yakalanan Akakiy Akakiyeviç hayatını kaybeder. Sonunda, ölen memurun hayaleti sokaklarda dolaşıp insanların paltolarını sırtlarından çalarak intikam almaya başlar. Burda hayalet, hortlak ve gerçeküstü kavramlar Gogol tarafından bilinçli yapılmıştır. Ezilen insanların görünmezliğinin dramını yazmıştır. Dönemin Rusya'sında alt sınıfın karşılaştığı
PaltoNikolay Gogol · Ayrıntı Yayınları · 201546,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·48 syf.··
2018 113. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2018 00:00
Yazarın #uçurtmaavcısı ve #binmuhteşemgüneş kitaplarını yıllar önce okumuştum. Her ikiside hala hatırladığım ve asla unutmayacaklarım arasında. Şimdi onlara bir yenisi daha eklendi. Onlar gibi bir anlatımı yok, onlar gibi romana dönüştürülmemiş ama etkisi aynı. Belki de şahit olduğumuz için daha fazla... Resimli bir hikaye kitabı gibi görünüyor. İçi mi? İster bir babanın dile getirdiği dua deyin, ister kimsesizlik deyin, ister bilinmezliğe duyulan çaresizlik deyin... Bu ağıtı hangisi tarif ederse artık. Çünkü 3 yaşındaki bir bebeğin kısacık hayatından esinlenerek yazılmış. Savaşın o çirkin yüzünden kaçarken, Akdenizin soğuk sularından kıyıya vuran bir bebek... "Sen babanın en değerli yüküsün. Babanın gözlerinin ışıl ışıl nurusun. Hırpalanmış kalbimin sultanısın. Bunu bilmesi için denize yakarıyorum..." "Sana dedim ki "elimi tut korkacak bir şey yok". Bunlar yalnızca söz. Baba sihirbazı derler buna. Ama bu, senin ona olan güvenin, babanı mahvediyor. Çünkü tek düşünebildiğim, denizin ne kadar derin, engin ve umursamaz olduğu. Ve seni ondan korumaktan ne kadar da aciz olduğum..."
Deniz DuasıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 20185bin okunma
9/10
ateş kadehi, 4. kitap. olayların iyice düğüm olduğu kitapta diyebiliriz tabi. harry, ron ve hermione'nin artık çocukluktan çıktığı bu kitap hikayeyi biraz daha derinlemesine ele alırken bir yandan da geliştiriyor. hep uzaklarda olan ve bi şekilde bir gün dönmesi beklenen "karanlık lord" çok dallı budaklı bir planla karşımızda. evet arkadaşlar, bu kitap düğümün düğüm olduğu, voldemort'un sahalara döndüğü o kitap. kitabı azıcık karakterler üzerinden ele almak istiyorum bu sefer çünkü zaten hikaye ortada. harry- istemediği ve asla heves etmediği bir turnuvaya katılmak zorunda bırakılıyor. ve harry bu kitapta oldukça aciz bırakılmış bir konumda. asla çözüm üretemiyor yarışma süresince. aslında kimse yardım etmese, ejderha gerçektende işini bitirebilirdi. ama yardım ettiler. herkes onu o kupaya taşımaya yemin etmiş gibiydi. ron: tam bir kıskançlık krizi geçiriyo bu kitapta. hem harrye karşı hemde hermione'ye karşı. duygularını tavanda yaşıyor. burnu da düşse almıyor. napalım, ergenliği en çok yaşayan ve ergen olduğu hissettirilen karakter kitapta. hermione: bildiğiniz gibi. kız hep akıllı ve hep haklı. ikizler: gelecek telaşına düştükleri bir kitap bu, ne yaparız, nasıl yaparız kurguları var hep arka planda. weasley ürünleri geliyorum diyor. sirius : gerçekten seri boyunca harry'nin maruz kaldığı tek aile duygusunu sağlayan karakter. onun için endişeleniyor. bilgi paylaşıyor, yönlendirmeye çalışıyor. kol kanat gerici bir vaftiz baba görüyoruz onda. baba sıcaklığına en yakın duygu sanırım, içimi ısıtan canım karakter. dumbledore: bi insan bu kadar mı sır küpü olur canım profesör. azıcık şu çocuğa durumları açıklasan keşke. yine sinir olduğumuz bir karakter bu kitapta da dumbledore eksik olmasın. deligöz moody: gerçeği ile tanışmayı ve tüm yıl dersleri gerçekten onun
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 200136,2bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ÜMİTSİZLİKTEN KURTULUŞ YOLLARI" "Manevi hastalıklar içinde ilki ve en büyüğü yeistir. Kişinin fıtratı yaralandığında ilk ümitsizlik doğduğu gibi, herhangi bir konuda yaralanmış fıtratını tedaviye kalkışan kişilerin karşısına da ilk çıkan hastalık yine ümitsizliktir. Şeytanın âciz insanı en çok vurduğu nokta orası olduğu gibi insana ilk saldırdığı cihet de orasıdır. Üstad Bediüzzaman yeisi hem yapısı, hem yayılışı, hem öldürücülüğü noktasından, hem de manevi müşahedesine dayanarak "Seretan" (kanser) hastalığına benzetir." İnsan, madde ve manadan, ruh ve bedenden müteşekkil hassas bir varlıktır. Onu anlamaya çalışan her yaklaşım, bu ikili yapıyı ve aralarındaki derin etkileşimi gözetmek zorundadır. Aksi takdirde insana dair söylenen her söz eksik, her iddia temelsiz kalır. İşte bu bütünlük içinde insan hayatının en temel dinamiklerinden biri de ümitsizlik meselesidir. Ümitsizlik, ruh ve beden bağlantısına vurulan ilk ve en derin darbedir. Öyle bir darbedir ki, bazen en uzman gözler dahi onun teşhisinde âciz düşer. Öyle öldürücüdür ki, kişinin hem fiziksel hem de manevi hayatını sessiz sedasız katleder. Ümitsizliği bir karadeliğe benzetebiliriz: Tıpkı evrendeki karadelikler gibi etrafındaki her şeyi –umudu, enerjiyi, yaşama sevincini– yutar ve kişiyi kendi içine çökertir. Sonunda insan, kendi varlığını kendine bir zindan olarak hissetmeye başlar. Peki ümitsizlik nereden doğar? İnsanın ruhuyla bedeni arasındaki sağlıklı etkileşim bozulduğunda. Modern dünyanın insanı çoğu zaman beden üzerinden tanımladığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa insan yalnızca etten ve kemikten ibaret değil. Aynı şekilde sadece ruhtan oluşan bir varlık da değil. İnsan; beden ve ruhun birbirini tamamladığı, birbirinden ayrı düşünülemeyecek hassas bir bütündür. Yazar, yalnızca psikolojik bir meseleyi
Edebiyat
Ümitsizlikten Kurtuluş YollarıErdem Akça · Foliant Yayınları · 20261 okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
Reklam
Reklam