BİLİNÇ: Kitaplarla Bir Analiz
Bilinç Problemi Üzerine Beş Kitabın Ardından: Bir Okur Olarak Vardığım Kanaat Adam Zeman'ın Bilinç Kullanım Kılavuzu, Sultan Tarlacı'nın Bilinç, Saffet Murat Tura'nın Histerik Bilinç, Türker Kılıç'ın Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: Yaşamdaşlık ve İsmail Hakkı Aydın'ın Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm adlı eserlerini okuyup incelemelerini yazdıktan sonra.. #306074760 #305868796 #304908089 #304509986 #303378558 ..zihnimde giderek netleşen bir kanaat oluştu: Bilinç problemi, bugün hâlâ çözülmüş değildir. Fakat daha önemlisi, bilinç probleminin çözülememiş olması onun yok olduğu anlamına da gelmemektedir. Bu yazarların hiçbiri bilinci açıklamış değildir; fakat hiçbirisi de bilinci yok saymamaktadır. Çağdaş bilinç tartışmalarında asıl ayrım burada ortaya çıkmakta sanırım. Aslında bu beş kitabın ortaklaştığı temel nokta tam olarak budur. Uzun yıllar boyunca modern bilim, özellikle de nörobilim, insan zihnini açıklama konusunda büyük başarılar elde etti. Beynin hangi bölgesinin hangi işleve karşılık geldiği, hafızanın nasıl oluştuğu, duyuların nasıl işlendiği, nöronların nasıl iletişim kurduğu ve düşünmenin hangi biyolojik süreçlerle ilişkili olduğu konusunda muazzam bir bilgi birikimi ortaya çıktı. Ancak bütün bu başarıların ortasında hâlâ cevaplanamayan bir soru durmaktadır: Beyin faaliyetleri neden öznel deneyim üretmektedir?
Bilim/Felsefe
"Kendime bile açıklayamadığım bir şeyleri, başkaları için anlaşılır kılmak gibi bi niyetim hiç yoktu."
Alıntı
Reklam
24 yaşında gencecik öğretmeni hayattan kopardılar. Milli eğitim bakanı açıklama yaparken gülüyordu. Bunca şeref yoksunu içinde biz hayatta kalmaya çalışırken bu nefretin ateşi öyle bir yayılıyor ki her yere o gün geldiğinde siz o ateşin içinde cayır cayır yanacaksınız.
Hayranlarıma açıklama ahxhdh
Az önce kitap arkadaşlığı ilanı verdim kusuruma bakmayın burada yeniyim🤭 takip ve takipleşme şeyini bilemedim 😂🤭 ama kitap arkadaşı olabiliriz 🫠 sağlıcakla 🩷
Alıntı
Bardağı taşıran son damla öfke değil, yorgunluktur. Çünkü insan yorulduğunda bakış açısı değişir. Artık açıklamaz, peşinden koşmaz, yalvarmaz, beklemez, çabalamaz. Eskisi kadar önemsemez.Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür, perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu yerde bırakır. Nokta.
Sevgi dili 31..
“Sevgi dilin ne?” diye sorsalardı bana… Uzun uzun düşünürdüm belki. Çünkü bazı insanlar “seni seviyorum” demez, ama bir cümlenin içine saklar sevgisini. Bir sessizliğin içine, bir “dikkat et”e, bir “eve varınca yaz”a… — Peki sen nasıl sevilmek isterdin? “Bana kendimi eksik hissettirmeyen biri tarafından…” Çünkü insan bazen sevgiden çok, yanında kendisi olabildiği bir kalp arıyor. — Çiçek almak mı sevgidir? Bazen evet. Ama asıl sevgi, çiçek solduktan sonra bile aynı inceliği sürdürebilmektir. — Mesaj atmak önemli mi? Hem de çok. Çünkü bazı insanlar “ne yapıyorsun?” demez aslında. “Bugün de aklımdasın” der. Bir bildirim sesi bile bazen insanın içindeki yalnızlığa dokunur. — Peki ya geç cevap vermek? İnsan sevdiğine bazen geç dönebilir.
Duygular
Reklam
Reklam