Hayat yeniden kendini keşfetme ve yeniden kendini inşa etme süreci esasında. Fark etmek ve çaba harcamak insanı değişime götürüyor. Bazılarına gücümüz yetiyor bazılarına ise yetmiyor. O yüzden acizsiz de aslında bir yerde. Ama acziyet bizi kurban psikolojisine sokarsa irade dediğimiz asıl gücümüzü de yok sayarız. Esas olan yine denge.
Psikoloji
Allah insana hata yapma ve hatasından dönme fırsatı vermişken, insanlar çoğu zaman birbirine aynı merhameti göstermiyor. Üstelik hiç kimse kusursuz değilken, başkalarının hatalarını yargılamak çok kolay geliyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ahir Zaman Direnişi
İnsan, fıtratı gereği günaha ve hataya meyilli bir varlık olarak yaratılmıştır; bilhassa yaz mevsiminin gelişiyle hem değişen hormonlar hem de esneyen içtimai ortam, nefsi günahın sınırlarına daha fazla zorlar. Mevsimsel bu devingenlik gençliğin deli ruhuyla birleştiğinde, hataya düşme ve gayrimeşru heveslerin peşinden gitme arzusu daha da müştak bir hal alır. Öncelikli olarak bilinmelidir ki bu zafiyet, istisnasız tüm insanlar ve özellikle gençler için umumi bir kanundur; nitekim çevrenizde bu insan asla günaha girmez dediğiniz kim varsa, perde arkasında mutlak bir acziyet ve günahkarlık barındırır, zira Allah fıtratımızı bu zaaflarla halk etmiştir. Elbette böyle yaratıldık diyerek mesuliyetten kaytarmak mümin vakarına yakışmaz; Rabb ismi şerifi terbiye eden anlamına geldiğine göre, arıza çıkarmaya meftun olan nefsimizin sıkı bir terbiyeye ihtiyacı olduğu aşikardır. Bu terbiye metodunda en kusursuz örneğimiz hayatıyla önümüzde duran Efendimiz (sav), ardından da ömürleri birer hidayet tablosu olan sahabe efendilerimizdir. Ahir zamanın bu buhranlı ikliminde, bilhassa erkekler için sokaklar ve dışarısı günah deryasıdır, lakin bu savaşı kazanmanın yolu kendi içine rücu edip içtimai hayattan tamamen soyutlanmak değildir. Bilakis, i'la-yi kelimetullahı hal diliyle muhataba anlatabilmek adına sosyal yaşantımıza önem verecek ve hayatın tam merkezinde bulunacağız. Her nefis bir şekilde günaha girer ancak her nefis günahtan korunma eğiliminde ve derdinde değildir; nefsin terbiyesine göre ahlakı şekillenen ferdin imtihanı daha da kuvvetlenir ve adeta derecesi yükseldikçe şeytanın daha şiddetli musallat olmasıyla karşı karşıya kalır; zira kaçtıkça kovalanmak bu imtihanın bir parçasıdır. Nikah, bu yönüyle harama karşı bir set teşkil ederken, sair günahlardan korunmak için de bir
Din
Görülmemek…. Görülmek istemek…. Ah o acziyet ne muazzam eziyet….
#𝙇𝙊𝙆𝙈𝘼𝙉_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🌐 Kıyâmetin ne zaman kopacağının bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Yağmuru O indirir. Rahîmlerde olanı da O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz, her şeyi hakkıyla bilen, her şeyden hakkıyla haberdâr olan yalnız Allah’tır. 34 #Tefsir: 📖 📖 İnsan için son derece mühim ve kritik olan bu zamanları Cenâb-ı Hakk’ın gizli tutması ve peygamberlerine dahi bildirmemesinin şüphesiz pek çok hikmeti vardır. Bizim anlayabildiğimiz en mühim hikmet, kulun hiçbir an gaflete düşmeksizin ihsan şuuruyla bir kulluk hayatı sürdürmesi ve son nefesinde imanla âhiret âlemine intikâl edip edememe endîşesi içinde olmasıdır. Yağmuru yağdıran ve onu ne zaman, nereye, ne miktar ve ne şekilde yağdıracağını bilen; bütün rahimlerdekini, onların erkek mi dişi mi, beyaz mı kırmızı mı, tam mı noksan mı olduğunu ve her birinin sahip olduğu tüm özellikleri bilen Allah, kıyâmetin de ne zaman kopacağını bilir ve vakti gelince onu koparır. Bu konuda Peygamberimiz (s.a.s.) bile, kıyâmet ne zaman kopacak sorusuna: “Sorulan sorandan daha âlim değildir” diye cevap vermiştir. (bk. Buhârî, İman 37; Müslim, İman 1, 5) İnsana gelince, ondaki hâkim vasıf cehâlettir. (bk. Ahzâb 33/72) Bilgisi azdır. Onun bilemeyeceği şeyler, bileceklerinden çok fazladır. Zâten ilâhî ferman ona ilimden çok az şey verildiğini beyân eder. (bk. İsrâ 17/85) Yalnız burada sözün akışına uygun olarak ehemmiyetine binâen, kıyâmetin vaktine ilâve olarak hususiyle şu iki hususu da hiç bilmediği belirtilir: › Hiçbir nefis yarın kazanacağını bilemez. Başına nelerin geleceğini, eline ne geçeceğini, hayır mı yoksa şer mi elde edeceğini bilemez. Bu sebeple kul rızık konusunda başka şeye değil Allah’a güvenmek, O’na tevekkül etmek ve O’ndan istemek
Yüzümüzde belirgince dolaşan gece rüzgarı Tek başına öylesine parlayan yıldız... arzulanan sessizliğin kan götürmez gövdesi... müziğin avuntuya döşek açan ritmi... ölemiyoruz abdurrahman.. senin Allahına mahcup oluyoruz her fırsatta... yaradandan saklamaya çalıştığımız yaralarımız eyyüp sabrı nedir bilmiyor... İnsan nankör. İnsan ilk fırsatta çirkinleşmeye tav... Nefsimiz de pas veriyor şu yanaklarımızı yalayan gece rüzgarına... gece, kimine bihod karanlıkları, kimine yar aydınlığı sarılmanın sandığında... Yazmayı doktor edindiğimizden beri hatrı sayılır bir şeyiz kendi insafımızda...neden sevmiyorlar insanlar, insanları bir şeylemeyi... niye acziyet daha süslü geliyor öfkeyle hediye edilen kelamlarda... Gitmek güneşe çıkarılmayan küf kokusu. Karışmak hırçınına bir sektenin... Kalbimizden geçiyor ne varsa.. her ne geçiyorsa kalbimizde izleri. Ölemiyoruz.. Allaha mahçup kalıyoruz etimizden kemigimizden ve çok sevgili nefsimizden....