İşlediğimiz günahın kefaretini ödüyoruz. Bir adam tarafından kandırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmamızın kefaretini; baş kaldıran insan tanımını unutma, bencillik, öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatöre boyun eğme, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini.
O, kimsenin dikkat etmediği insandan bile sayılmayan, varlığı fark edilmeyen sakat çocuğun sesini ilk kez duyuyorduk ama bu çığlığı duyanların bir daha unutabileceklerini sanmam. Öfke ve isyan yüklü bir çığlıktı bu; dünyanın bütün haksızlıklarına, bütün zulümlerine karşı atılmış müthiş bir çığlık.
Adalılar korku dolu gözlerle içine düştükleri dehşet duygusundan akıllarını kaçıracak hali gelerek evlerinin teker teker yok oluşunu izliyordu yapacak hiç ama hiçbir şey yoktu!
“Gerçek eleştiriye hayran ola ola ulaşılır. Bugün insanların sorunu, hiçbir şeye hayran olmayı bilmemeleridir;
ya da tamamen "karşı"lar, her şeyi kendi boylarına göre düşünüyorlar, gevezelik edip oylamaya geçiyorlar.