Öldü, biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yine de sevebilirim, değil mi? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?
Kitabı okumadan önce Aylin Balboa ve onun abisi hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Bunu bilip okuyunca normalde hissedeceğiniz acının belki 4. kuvvetini falan almış olacaksınız ama bilmeyip okununca da tadı çıkmaz diye düşünüyorum. Akıcı bir dili var ve ara sıra tebessüm ettiriyor. Benzer acıları yaşamış olduğunuzu görüp oh be diyeceğiniz bölümler olabilir. Oh be. Bir ben değilmişim.
"Abiye araba mı çarptı?" Ama insan gerçekten seviniyor, kontrolsüz bir şekilde. Hayır, sevincini gizlemeye de çalışmıyorsun işin ilginci. Hayat öyle güzel oluyor herhalde. "Abiye araba çarptı di mi?" Çünkü evet dersen sevineceğim. Ooh süper. Demek ki contaları yakan yalnız biz değiliz. Hadi bi' çay içip araba tarafından ezilmemiş, o tip acıları hiç bilmemiş, hatta genel olarak hiçbir şey bilmemiş o sıradan ve zavallı insanlara olan nefretimizi masaya yatıralım. Ben çilekli limonata da içebilirim. Çünkü neden içmeyeyim?
Hiçbir şeye benzemeyen bir şey yaşadığınızı düşünürken, benzer bir şey yaşayan biriyle karşılaştığınızda duyduğunuz sevinç neresinden baksanız acıklıdır.