Özlem

Özlem

, bir kitap okudu
10/10
·248 syf.··
2018 27. kitabı
Hasan Ali Toptaş
7.7/10 · 22,1bin okunma
Reklam
10/10
·248 syf.··
2018 27. kitabı
Kuşlar Yasına Gider'in aile özlemini şiddetlendiren, Ege insanını sevdiren, yeni türküler kazandıran, içimize hitap edebilen bir eser olduğu kanaatindeyim. Türkçe kullanımının efsane oluşundan falan bahsetmiyorum, bunu edebiyatçılar yorumluyorlar zaten. Ama ben ilk defa bir kitapta cağıl cuğul ikilemesinin kullanıldığına şahit oldum. "De gidi müslüman de" söz kalıbını gördüm. Bunlar egelilerin dillerinden düşmeyen sözler hep. O yüzden zaman zaman sırıtarak okudum sanki bir hemşerim ile sohbet ediyormuşum gibi. Bunun dışında ilk defa okuduğum hembembe sekmek, hapahap karşılaşmak gibi sözler de vardı. Bunlar güzel ayrıntılar. Ben çok sevdiğim bazı bölümlerden bahsetmek istiyorum, okumayanlar için küçük bir 'spoiler içerir' uyarısından sonra. Anlatıcının, gördüğü rüyayı eşine anlattığı bir bölümü hatırlıyorum. Anlattıktan sonra rüya hakkında yorum yapmak da istiyor anlatıcı. Fakat eşinin zekasına ayıp etmemek için susuyor. Yine aynı naiflikle, kendisi hakkında yazılan biyografinin yalan yanlış şeylerle dolu oldugunu görünce sinirleri bozuluyor ve fakat babası "Neyin var?" diye sorunca derdini paylaşmıyor; babasını bunca derdinin arasında yormak istemeyerek ve kendi derdinin önemsizliğine canı sıkılarak. Israr üzerine anlatiyor sonra. Bu sayede "Sana da aldatılmak yakışırdı oğlum." gibi muazzam bir cümle hayatımıza giriyor. Böyle incelikler barındırıyor kitap. Sonra kendi hayatınızda yakınlarınızı düşünerek yaptığınız ya da sizin için yapılan düşünceli ve maneviyatı göklerde olan hadiseleri anımsatıp gülümsetiyor. Detaylarla dolu bir büyük güzellik bence kitap. Zübeyir ile Cavit arasında geçen sohbette muhatapsız kalmak ile domuzun ölmemesindeki ilişkinin anlatılışı, Ayperi'nin kuyruğu kısa olan Boncuk adlı kedinin adını da Cu olarak kısaltması ve Martesi soyadını
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Ee, dedi Cavit; domuz n'oldu, öldü mü? Ölür mü hiç, diye hayıflandı Zübeyir, benim karıyla baldız vaveyla koparır da domuz ölür mü hiç? Ne alakası var yahu, dedi Cavit. Hiddetlenmişti Zübeyir, burnundan soluyordu. Var, dedi Cavit'e dönerek; vurduğunda bağırıp çağırır yahut herhangi bir ses çıkarırsan, yarası ne kadar ağır olursa olsun, sese tutunup ayağa kalkar domuz, imkanı yok ölmez! O yere yıkıldı mı sessiz olacaksın bu yüzden, gıkını bile çıkarmayacaksın. Allah Allah, dedi Vakkas Dayım, ben hiç duymamıştım bunu. Öyledir, dedi Zübeyir; bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor.
Bütün çağların trajedisi bu. Ku-ya-ra; 'Kumda yatma rahatlığı.' A-da-ko: 'Ağaç dalı kompleksi.' Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona

Özlem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·59 syf.·
2018 26. kitabı
İlhami Algör
6.2/10 · 34,8bin okunma