Mustafa aleyhisselâm'ın "Kur`ân'ın zâhiri var. bâtını var. bâtr- nin da yedinci bâtına kadar bâtını var" 47 hadisinin tefsiri
Bil ki Kurân'ın bir zâhiri var... zâhirin de gizli ve pek kuwvetli bir de içyüzü var
○ bâtının bir bâtını, onun da bir üçüncü bâtını var ki onu akıllar anlayamaz, hayran kalır.
Kurân'ın dördüncü bâtınıysa eşsiz, örneksiz Tanri`dan başka kimse görmemiş, kimse bilmemiştir.
Oğul, sen Kur'ân'ın dış yüzüne bakma ... Şeytan da Adem in 'opraktan ibaret gördü, hakikatine eremedi!
Kur ân'ın zâhiri, insana benzer... sureti görünür, meydandadı da canı gizli!
Çokça utandırılan kişilerdeki içe dönük hal, utanma hissinin yoğunluğundan değil, bu duygunun kaybolup yerine suçluluk ve değersizlik hissinin gelmesiden kaynaklanır.
Keşküller bittikten sonra, boş kaplar masanın üzerinde dururken Leyla’nın ince uzun zarif parmaklı eli milim milim yaklaşıp genç adamın eline dokunduğunda sanki Michelangelo’nun Âdem’in yaratılışı freskindeki gibi tanrı ve insan birbirine değmiş oldu. Yürekleri aynı ritimde atmaya başlamıştı. 
Çok şeyler var; vücudu bizce bedihî olduğu halde, mahiyeti bizce meçhul... İşte şu cüz'-i ihtiyarî, öyleler sırasına girebilir. Herşey, malûmatımıza münhasır değildir. Adem-i ilmimiz, onun ademine delalet etmez.