Evsiz kalmış olabilirdi, ama bütün dünya onun evi haline gelmişti. Maaşını kaybetmiş olabilirdi, ama paraya olan bağımlılığı da ortadan kalkmıştı. Ailesini ve arkadaşlarını kaybetmiş olabilirdi, ama tanıdığı herkes ailesi haline gelmişti.
Hepsi idealin serhaddinde susmuş bu insanların hikmetinde kaybolmuş bir dünyayı arıyorum. İstediğime onlarla erişemeyince şiire, yazıya dönüyorum. Onu musikinin kadehinden istiyorum; kadeh boşalıyor, susuzluğum olduğu gibi kalıyor; çünkü sanat da aşk gibidir, kandırmaz, susatır. Ben seraptan seraba koşuyorum.
Mazi daima mevcuttur. Kendimiz olarak yaşayabilmek için, onunla her an hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz.
Beş Şehir işte bu hesaplaşma ihtiyacının doğurduğu bir konuşmadır.