Herhangi bir kişi kâinat üzerinde, sathî bir sûrette de olsa, tefekkür etse, gözünün önünde şu hakikatlerin tecellî ettiğini görür: Bu âlemde her varlığın bir vazifesi vardır ki, onun şahsına, nev’ine has olan kemâli, o vazifeyi hakkiyle îfâ etmesine bağlıdır.
Batıda kadınların ahlâkını kirleten bütün noksanlıklar, erkeklerin, kadınları terbiye meselesinde tabiat kanunundan yüz çevirmelerinden kaynaklanmaktadır. Lâkin eğer insanlar, kadınları terbiye hususunda İslâmî terbiye kanun-ı hakikîsine uymuş olsaydı, bugün kadınların hâli, Batı şehirlerindekiler gibi zulüm ve sapkınlığa misal olmaz; işleri güçleri süslenip gezmeye çılgınca can atmaktan ibaret kalmazdı. Zira Müslümanlar arasında öyle kadınlar bulunuyor ki, kendilerinde cinsî kemalleri lâyıkıyla yetkinlik kazanmış, mükerrem tabiatlatı İslâmî âdetlerin tesiriyle feyizlenmiş...