8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
“İnsan,kendisini anlamak için göğe bakar;varlığını anlamak için içe bakar.Teleskopla evrenin uçurumuna eğilir,mikroskopla kendi derinliğine” Petrikor..Bilmeyenler için;yağmur damlalarının kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o meşhur ve ferahlatıcı toprak kokusunun bilimsel adı..Hadi o kokuyu burnumuza getiren sayfalara bir göz atalım.. Yokluk ülkesindeyiz,haritalarda aramayın;bulamazsınız!Hepimizin en az bir kere uğradığı ülke burası.Geç kalmaların,ifade edilememiş söz ve duyguların,birbirlerine ulaşamamış insanların,ihtimallerin ülkesi.Ve burada ismi olmayanlarla beraberiz;adam ve kadın ile.Kendini ve anlamını bulma hikayesi bu,hoş geldiniz! Kadın ve adam..Lapis ve Oasis gezegenleri..Gezegenler üzerinden insan ruhunu aralıyoruz.Her gezegenin de kendine ait bir karakterinin bir ruhunun olduğunu görüyoruz.Ve tabi ki adam ve kadın..Bir ofis ortamında iletişimden uzak bir çekimle başlayan bir ilişki.Adam gayet sıradan,insan ilişkilerinde samimi,başarılı,yalnızlığın huzurunu değerli bulan,kendi yolunda ilerleyen biri.Kadın ise mesafeli,yer yer değişken. ‘Adam artıydı, kadın eksi;aralarındaki denge tam da bu’demiş kitap,katılmamak ne mümkün.Birbirlerine yaklaşmaması gereken Lapis ve Oasis gezegenleri gibi onlar..Birbirlerinin çekim güçlerine dayanamayan iki ruh ve onların sessiz savaşı okuduğumuz. Aşk nedir?Fedakarlık adı altında,kişinin kendisinden vazgeçmesine aşk denilebilir mi? Beklentisiz başladığım bu kitabı bitirdiğimde hala karakterlere kızmaya devam ediyordum. Aşk’ın o sıcak yumuşatıcı etkisine kapılmak,akışta süzülmek varken neden kaya gibi olmayı seçer insan?Ya da neden azıcık kendini de düşünmez,gözünü açmaz kişi?Kendi kendime kızdım tamam da yok mu sanki çevremde/çevremizde böyle toksik sayılabilecek ilişkiler?Sağlıklı ilişki kuramayıp da gel
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202677 okunma
Yağmur Dindi, Rüzgâr Kaldı...
8/10
·184 syf.·
2026 87. kitabı
"Aşk neydi sence?" Birini severken gözünün kör olması mıydı? Karşılık beklemeden sevmek, seni görmeyen birini yıllarca aynı heyecanla beklemek miydi? Yoksa sevdiğin insanın sana bir kez gülümsemesiyle bütün kırgınlıklarını unutup yeniden ona doğru yürümek miydi? Bana İkimizi Anlat kitabını okurken kendime bu soruları defalarca sordum. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değildi. Sayfaları çevirdikçe sevmenin bazen ne kadar güzel, bazen de ne kadar ağır bir yük olabileceğini hissettim. Rüzgâr'ın hikâyesi çocukluğunda başlıyor. Daha küçücük bir çocukken komşusu Yağmur'a âşık oluyor ve o sevgi yıllar geçse de hiç eksilmiyor. Yağmur ise onu hep en yakın arkadaşı olarak görüyor. Ne zaman canı yansa, ne zaman hayat onu yorsa, dönüp dolaşıp Rüzgâr'ın yanına geliyor. Rüzgâr ise her defasında biraz daha kırılıyor ama Yağmur'un küçücük bir gülümsemesiyle bütün yaralarını unutuyor. İnsan okurken bazen "Bu kadar sevilir mi?" diye düşünmeden edemiyor. Kitap boyunca yağmur sadece gökyüzünden yağmıyor; sanki Rüzgâr'ın kalbine de yağıyor. Rüzgâr ise adı gibi esiyor ama içindeki fırtınaları kimseye göstermiyor. Yağmur'un kokusunu her rüzgârda arıyor, onun mutlu olması için kendi mutluluğunu ikinci plana atıyor. En çok da Rüzgâr'ın sessiz sevgisi etkiledi beni. Çünkü bazı insanlar sevgilerini söyleyerek değil, susarak yaşar. Ama kitabın beni en derinden sarsan kısmı Rüzgâr'ın annesiyle ilgili olan bölümdü. Yağmur'a çok kırıldığı bir gün her şeyden kaçmak istiyor. Telefonunu kapatıyor, kimse ona ulaşamasın diye evi terk ediyor. O sırada annesi defalarca onu arıyor ama Rüzgâr hiçbirini göremiyor. Eve döndüğünde ise annesini cansız bir şekilde buluyor. O satırları okurken gerçekten boğazım düğümlendi. Çünkü Rüzgâr, yıllarca Yağmur'u severken
Bana İkimizi AnlatAhmet Batman · Destek Yayınları · 201410,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eros
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 98. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en iyi yazılmış kitaplardandı. Hemen hemen her sayfasının altını çizdiğim mitolojinin başlangıcından sonuna kadar içinden geçen bir başucu kitabı olmuş. Açıkçası okurken kitapta en sevdiğim şey neyin nerden ve ne zaman ne şekilde başladığı ve bu başlangıcın nasıl devam edip son bulduğuydu. Kitabın adı sadece Eros olabilir ama asla sınırlanmamıştı. Aşkın nasıl ortaya çıktığı, sevilme ihtiyacının nasıl oluştuğu tek tek dökülmüş satırlara... Peki bu kadar tanrının arasında Eros nasıl dokunmuştu insanoğluna ne vaadetmişti. Eros'un dokunduğu yerde bilgi artmadı,hafıza çözüldü.Eros korkuyu yok etmedi.Sadece korkunun arkasındaki isteği hatırlattı. Eros birleşmeyi öğretmedi,bölünmüşlüğü görünür kıldı.Çünkü hatırlamak birleşmek değildi yarım olduğunu kabul etmekti. Ya sonra o (Eros) hiç aşık olmadı mı ? İşte kaçınılmaz son onun ilk aşkı Psykhe O an olan oldu ve insan gibi hissetmeye başladı Eros ! Ama Psykhe nin imtihanı ve alacağı dersler henüz başlıyordu.Bunlar onun gerçek aşka kavuşmasının tek gerçeğiydi. Ruh ve kalp ancak böyle birleşebilirdi. İşte o zamandan bu zamana emek verilerek elde edilen aşk her zaman daha güçlü oldu.
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202615 okunma
Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi
Puan vermedi·444 syf.··
2026 21. kitabı
Piraye'de olduğu gibi yine eğitimli, aşka mesafeli ve uçarı bir kız; zengin ve bunu göğüslemeye çalışan bir erkek, yazlık ve çalıştığı için buraya gelemeyen baba, erkeğin ailesinin kızı istememesi, sevgilisi olan en yakın arkadaş (tam Türk dizisi) senaryosudur. O eserde de karakter davranışlarında bir şımarık çocuk tutarsızlığı, sinamekilik tadında olaylar cereyan ederken bunda da benzerleri yaşanır. Canan Tan'ın çok derinlikli bir yazar olmadığını düşündüm. Bence Elif Şafak çok çok daha derin bir isim. Aslı Bursa'da yapılacak akademik bir etkinlik için rektörden davet alır. Hem tez yazmaktadır ve az bir zamanı kalmıştır hem de maziden kalan bir yara olan ve konuşma yapacağı yere Bursa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılacak olan Murat Alkanlı'yı davetliler listesi içinde görmüştür. Yine de ismi görünce daveti kabul eder. Aslı özgürlüğüne düşkün ve uçarı bir kızdır. Murat onun üniversite aşkıdır. Kızlar ona hayrandır ancak onun ilgisi Aslı'nın üzerindedir. Aslı da ondan hoşlanmaktadır ancak onun aşık olmak konusunda bir yetersizliği vardır. Aslı'nın babası İTÜ inşaat fakültesi mezunu bir mühendistir. Aydın ve solcu, bababacan bir adamdır. Aslı da İTÜ İşletme Fakültesi'ni kazanır. En yakın arkadaşı Ferda da aynı fakülteyi kazanmıştır ve birlikte okurlar. Ferda'nın dersaneden Bursalı Emre isminde bir erkek arkadaşı vardır. Çocuk sürekli Murat isimli çok yakın bir arkadaşından bahseder. Alkanlı Holding'in veliahtı, hazırlık okumamak için İngiltere'ye dil okuluna gitmiş, sırf dershane okumak için İstanbul'a gelip arkadaşını da yanında götürmüş bir gençtir. Sosyalist temayülle büyütülen Aslı daha hiç tanımadan çocuk hakkında adeta bir sınıf kini duyar. Sonunda Murat'la tanışırlar ve Aslı'nın çocuğu oldukça beğenir. Murat'ın arabası olmasına rağmen okula
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,7bin okunma
İnsan Başarınca Değil, Anlaşılınca Yaşar
9/10
·517 syf.··
2025 20. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 21:25
Spoiler içermez. Martin Eden’i sadece “çalıştı, başardı” hikâyesi gibi okumak bence kitaba haksızlık olur. Çünkü Jack London burada başarıyı parlatmıyor; tam tersine, başarının bazen insanın içindeki boşluğu daha görünür hale getirdiğini gösteriyor. Martin’in en acı tarafı başarısız olması değil, kimsenin onu zamanında anlamaması. Yazarken, çabalarken, reddedilirken yanında kimse yok. Ama adı duyulunca aynı insanlar bir anda ona değer vermeye başlıyor. Bu da kitabın en rahatsız edici sorusunu bırakıyor: İnsanlar bizi gerçekten biz olduğumuz için mi sever, yoksa başkaları bizi değerli bulduktan sonra mı? Benim için Martin Eden, kişisel gelişim romanı değil; kişisel gelişim fikrine sert bir uyarı. İnsan yükselirken, bazen yükselmek istediği dünyanın ne kadar sahte olduğunu da görüyor. Kitaptan bana kalan his şu: Başarı önemli, ama insanı her zaman kurtarmıyor. Bazen sadece yalnızlığını daha görünür yapıyor.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,284 okunma