Öyle bir roman düşünün ki eserin karakterlerinden bir tanesi gelmiş geçmiş en önemli filozoflardan biri Nietzsche, diğer tarafta psikanalizin kurucusu Freud, devrinin en önemli doktorlarından biri olan Josef Breuer ve tabii ki güzelliğiyle etrafındaki erkekleri kendine hayran bırakan, adı Nietzsche, Rilke hatta Tolstoy'la aşk dedikodularına karışmış, başına buyruk ve önemli edebi eserler ortaya koymuş olan Lou Salome. Böyle bir kadronun varlığı bile o kitabı çekici kılıyor, okuma isteği oluşturuyor. Roman olmasının yanında edebi anlatımı, felsefik, psikolojik ve tarihi içeriğiyle de dolu dolu bir eser.
Doktor Breuer ve Nietzsche kitabın iki ana karakteri olarak görülmektedir. Yukarıda saydıklarım ve sayamadığım diğer karakterler de yan karakterleri oluşturmaktadır. Ümitsizlik içerisindeki Nietzsche'yi tedavi etmeyi üstlenmiş Doktor Breuer ile Nietzsche arasında bu tedavi sürecinde aralarında geçen diyaloglar kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Tabii ki hasta koltuğundaki isim Nietzsche olunca zamanla roller değişiyor ve Nietzsche, Breuer'ın doktoru oluyor. Günden güne iyice birbirine açılan bu iki insanın içsel yolculukları, tıkındıkları yerde birbirlerine yardım edişleri, ikili arasında gerçekleşen felsefe, psikoloji içerikli entellektüel sohbetleri benim için tadına doyum olmaz nitelikteydi.
Yazarın anlatımı da ekstra bir alkışı hakediyor. Benim gibi çok felsefe içerikli eserler okumayanlar bile bu anlatım şekliyle kitabı okumakta ve anlamakta çok zorlanmayacaktır.
Gönül rahatlığıyla bu güzel eseri okumayan herkese tavsiye eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.