(...) Şimdi size sorayım, ey Türk edebiyatçıları: Siz, Ulysses tekniği ile bir Türk romanı yapabilir misiniz? Ulysses tekniği’ni taklid edemezsiniz demiyorum; onunla bir Türk romanı yapabilir misiniz? Bir deneyin bakalım: Ortaya “çakma bir Adidas”, “çakma bir Levi’s”, “çakma bir Rolex”ten başka ne çıkar?..
En iyi taklid, en kötü orijinâlden eksiktir… Nerede sizin markalarınız, nerede sizin teknikleriniz, nerede hassasiyetiniz?.. “Nerede” olduğunun bile sorulamayacağı bir yerde olmasın sakın? Yâni, Ulysses tercümesi karşısında, Kültür Bakanlığı’nın aval aval bakacağı, hiçbir görüşünün olmayacağı, en kötü ihtimâlle şöyle bir tebliğ bile yayınlayamayacağı bir yoklukta:
"James Joyce’un bu pek kıymetli eserinin zaten can çekişen edebiyat dünyamızda bünyeleştirilemeyeceği, zaif edebiyat bünyemizin bu ağırlığın altından kalkamayacağı ve Türk edebiyatına böyle bir tercümenin yarardan çok zarar sağlayacağı anlaşılmış olup, tercüme ve neşrinin behemehal durdurulması…"
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.