"Bekle!" “Sorun değil, burada bitirelim.” "Söylemek istediğim bu değil.” “Ne peki?" (Gitme) “Neden benimle bunun hakkında konuşmadın?” (Gitmeni istemiyorum.) “Evet, bu..." “İşinin senin için önemli olduğunu biliyorum. Amerika'ya gitmen sorun değil. Yoluna çıkmayacağım.” (Sonsuza dek birlikte olacağımızı sanıyordum.) “Ama en azından..." (Böyle düşünen sadece ben miydim?) “Benimle konuşmanı isterdim. Gayet iyi biliyorsun ki hiçbir şey söylemeden gitmeye karar vermen adilik..." (Ben gerçekten, tüm kalbimle...) “Bu sadece... şey bilirsin.” (... seni seviyorum.)
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Alıntı
"İnsan aşağılamak istedi mi o kadar çok şey bulunur ki saymakla bitmez. Ancak asıl aşağılanması gereken, asıl adilik, başkalarının ıstırabını küçümsemektir. Karşındaki insanın bir zamanlar genç, hatta senin şu anda olduğundan da daha genç olduğu, farkına bile varmadan adım adım küçük adımlarla bu acıdığın hale gelmiş olabileceği hiç aklına gelmedi mi?"
Sayfa 59·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
böyle düzen olur mu? :D
“İnsan ömürünün ikiyüz yıla çıkacağına inanıyorum. İkiyüz yıl yaşamayan insana gerçek insan demem. Eğer gayeniz insanı ikiyüz yıl yaşatmaksa mübarek insanlarsınız. İnsana iki şey verildi. Hayat aşkıyla kısa hayat. İnsana bu reva mıydı? On yıl sonra ölmem zulüm değil mi? Haksızlık, adilik, namussuzluk değil mi? İnsanın bir tosbağa kadar yaşamak hakkına sahip olmaması düpedüz itoğlu itlik değil mi? Böyle idare, böyle düzen olur mu?"
Sayfa 268 - UMUT YAYIMCILIK 7. BASKI: MAYIS 1998·Kitabı okuyor
Alıntı
Ben de isterdim olmadı
“Benimle konuşmanı isterdim. Gayet iyi biliyorsun ki hiçbir şey söylemeden gitmeye karar vermen adilik.”
Sayfa 54
Alıntı
EY TÜRK EDEBİYATÇILARI!
(...) Şimdi size sorayım, ey Türk edebiyatçıları: Siz, Ulysses tekniği ile bir Türk romanı yapabilir misiniz? Ulysses tekniği’ni taklid edemezsiniz demiyorum; onunla bir Türk romanı yapabilir misiniz? Bir deneyin bakalım: Ortaya “çakma bir Adidas”, “çakma bir Levi’s”, “çakma bir Rolex”ten başka ne çıkar?.. En iyi taklid, en kötü orijinâlden eksiktir… Nerede sizin markalarınız, nerede sizin teknikleriniz, nerede hassasiyetiniz?.. “Nerede” olduğunun bile sorulamayacağı bir yerde olmasın sakın? Yâni, Ulysses tercümesi karşısında, Kültür Bakanlığı’nın aval aval bakacağı, hiçbir görüşünün olmayacağı, en kötü ihtimâlle şöyle bir tebliğ bile yayınlayamayacağı bir yoklukta: "James Joyce’un bu pek kıymetli eserinin zaten can çekişen edebiyat dünyamızda bünyeleştirilemeyeceği, zaif edebiyat bünyemizin bu ağırlığın altından kalkamayacağı ve Türk edebiyatına böyle bir tercümenin yarardan çok zarar sağlayacağı anlaşılmış olup, tercüme ve neşrinin behemehal durdurulması…"
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
İnsan aşağılamak istedi mi o kadar çok şey bulur ki saymakla bitmez . Ancak asıl aşağılanması gereken , asil adilik başkalarının ıstırabını küçümsemektir…
Sayfa 59 - Yapı Kredi·Kitabı okuyor