Mukaddes'e aşık olacaksınız!
8/10
·128 syf.··
2026 73. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:13
Kitap hem anlatıcımız hem de baş karakterimiz olan Şerif'in, enstitü sınavlarına girmek için belgelerini getirdiği gün Mukaddes'i koridorda görüp ilk görüşte aşık olması ile başlıyor ve ondan sonra hiçbir şey Şerif için aynı olmuyor. "Mukaddes" saf ve masum bir aşk hikayesi evet ama aynı zamanda arka planda Sovyetler Birliği dönemindeki Türkistan coğrafyasının sosyo-politik yapısını sert biçimde eleştiriyor. Dönemin yozlaşmış eğitim sistemini, devlet kademelerine sızan bürokrasiyi ve torpil gerçeğini açık bir şekilde anlatıyor.
1000Kitap
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000140 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 133. kitabı
Hayat Adil Görünmediğinde Ne Yapmalısın, çocukların haksızlığa uğradıklarını düşündükleri anlarda yaşadıkları duyguları anlamalarına yardımcı olmayı amaçlayan bir kitap olması itibari ile çok kıymetli yön gösterici fikirler sunuyor. Kitapta, başkalarının sahip olduklarına imrenme, kendini yetersiz hissetme ya da istediği bir şeyi elde edemediğinde üzülme gibi durumlar ele alınmış. Çocuklara bu hislerin doğal olduğu anlatılırken, duygularını sağlıklı biçimde ifade etmeleri ve kendi güçlü yönlerini keşfetmeleri için çeşitli öneriler verilmiş. Etkinlikler ve örneklerle desteklenen içerik, çocukların özgüvenlerini güçlendirmeyi ve olumsuz duygularla başa çıkma becerilerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Eserin temel amacı, çocuklara yaşamın her zaman eşit ve kusursuz olmayabileceğini, ancak karşılaşılan zorlukların doğru bir bakış açısıyla aşılabileceğini göstermektir. Bu yönüyle kitap, çocukların duygusal dayanıklılık kazanmalarına ve olaylara daha olumlu bir gözle bakabilmelerine katkı sağlayan yol gösterici bir kaynak niteliği taşıyor bence. Kitabın içerisindeki eğlenceli etkinlikler sayesinde çocuklar yaşama karşı duygularını dengede tutabileceklerdir diye düşünüyorum. Böylelikle hem kendi yaşamlarını hem de çevrelerindeki yaşamları kıyas yapmadan anlama yoluna gideceklerdir. Diğer yandan kendilerinin de kıskanılabileceğini dolayısıyla başkalarının duygularını kontrol edemeyeceklerini ama onlara karşı nazik ve düşünceli olabilmeleri ile empati duygusunu geliştirmeleri noktasında yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.
Hayat Adil Görünmediğinde Ne YapmalısınJacqueline B. Toner · The Kitap Çocuk Yayınları · 202634 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
8/10
·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Dil adaletin temelidir; Türkçeyi korumak hakka ve vatana borçtur.
Puan vermedi
Akademik disiplinin ve entelektüel namusun omuzlarıma yüklediği o sarsılmaz mesuliyetle, adaletin sadece mahkeme salonlarında veya yayınevi koridorlarında değil, tarihin, sosyolojinin ve en nihayetinde dilin kalbinde aranması gerektiğine inanan bir fani olarak bu satırları kaleme alıyorum. İsmimin ve inandığım hakkaniyet ilkelerinin hakkını vermek adına, bugüne kadar emeğin sömürülmesine karşı verdiğim her mücadelede olduğu gibi, kültürel mirasımızın ve anadilimizin sömürülmesine karşı da sesimi yükseltmek benim için sarsılmaz bir ahlaki ödevdir. İşte tam bu noktada, dünya bilim arenasının zirvesine henüz 26 yaşında Amerika’da profesör unvanı alarak çıkmış dahi bir vatan evladının, Oktay Sinanoğlu’nun Türk kültür tarihinin en büyük uyanışçı çığlıklarından biri olan "Bye Bye Türkçe" adlı eserini masaya yatırmak, sıradan bir kitap incelemesinin ötesinde, bu topraklara borçlu olduğumuz vatandaşlık bilincinin mutlak bir gereğidir. Sinanoğlu bu başucu eserinde, bir milletin varoluşsal gayesini sadece kuru bir tarihsel kronolojiyle değil; dili, sosyolojiyi, şehir tarihini ve kültürel mirası bütüncül bir potada eriterek ele alıyor ki, bu analitik ve tavizsiz yaklaşım benim de hayatım boyunca savunduğum o yüksek entelektüel standartlarla kusursuz bir biçimde örtüşmektedir. Kitabın ana konusu ve yegane amacı; dilini ve dolayısıyla kültürünü kaybeden bir toplumun hafızasını, liyakatini ve en nihayetinde bağımsızlığını nasıl kaybedeceğini gözler önüne sererek, plansız ve programsız eğitim politikalarına karşı milli bir duruş sergilemektir. Eserde beni derinden sarsan ve adalet arayışımın dil boyutundaki o asil karşılığını bulduğum şu satırlar, Sinanoğlu’nun bakış açısının ne denli haklı ve keskin olduğunu kanıtlar niteliktedir: "Kendi diliyle eğitim yapmayan bir ülke,
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma
El Kızı
Puan vermedi·400 syf.··
2026 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:58
Orhan Kemal’in bu romanı insanın içine sessizce yerleşen, bittikten sonra bile uzun süre etkisini kaybetmeyen eserlerden biri oldu benim için. Başta sıradan bir aile hikâyesi gibi başlayan roman, ilerledikçe insanın içini parçalayan bir yalnızlık, ihanet ve vicdan hikâyesine dönüşüyor. Roman boyunca en çok Nazan’ın yaşadıkları canımı yaktı. Evet, fazla saf, fazla boyun eğen bir kadındı. Belki biraz daha güçlü olsa hayatı başka türlü olabilirdi. Ama yıllarca ezilen, aşağılanan ve değersiz hissettirilen insanların bir noktadan sonra kendilerini gerçekten “yük” gibi görmeye başlamasını çok acı biçimde hissettiriyor Orhan Kemal. Nazan’ın oğlunun karşısına çıkamaması sadece korku değil; kendi sefaletinden utanmasıydı. Mazhar ise romanın en trajik karakterlerinden biri bence. Çünkü kötü doğmuş biri değil ama zayıf bir karakter. Annesinin etkisinden çıkamayan, karısına sahip çıkamayan, hayranlık duyulmaya ihtiyaç duyan bir adam. Jale’yle ilişkisinde bile asıl yıkıcı olan Jale değil, Mazhar’ın acımasızlığıydı. Karısını yalnız bıraktı, ihanet etti ve sonunda Nazan’ı kendi hayatından sessizce sildi. Aslında yuvayı yıkan kişi Jale değil, Mazhar’ın korkaklığı ve vicdansızlığıydı. Jale karakteri ise romanın en şaşırtıcı insanlarından biriydi. Toplumun gözünde “bar kızı”, “evli adamla birlikte olan kadın” gibi görülebilecek bir karakterin, namuslu geçinen çoğu insandan daha vicdanlı çıkması çok çarpıcıydı. Nazan’a gerçekten acıyan, sahipsiz çocuğa kol kanat geren, bazı anlarda romandaki en insani davranışları gösteren kişi oydu. Orhan Kemal burada toplumun ahlak anlayışını da sorguluyor aslında. Çünkü gerçekten kötü olanlar bazen namazında, tesbihinde, saygın görünen insanlar olabiliyor. Hacer Hanım karakteri beni en çok öfkelendiren kişi oldu. Sürekli din, namaz, tesbih içinde
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Aydınlanma Düşüncesi
Puan vermedi·138 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Yazar, Aydınlanma’nın hem dolaylı ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla hem de "akılsal devrim" sürecine zemin hazırlayarak modern toplumun entelektüel temellerini oluşturduğunu belirtir. Yazara göre bir kalkınma olacaksa bu, hayatın bütün müsveddelerinde mürekkep olmalıdır; ancak bunu hem bilimsel hem de ekonomik açıdan eş zamanlı yürütmek oldukça zordur. Nitekim dönemin İngiltere’si sanayide bir öncü (ekol) hâline gelmiş, Rusya dâhil birçok Avrupa ülkesi bu kalkınma modelini örnek almıştır. ​Toplumsal alanda ortaya çıkan yapısal farklılıklara rağmen eğitim, bireyin doğuştan gelen eşitsizliklerini ortadan kaldırmaya yönelik en önemli araçtır. Condorcet’nin de vurguladığı gibi bilgi, ampirik (deneysel) içeriğine sadık kalındığı sürece bireyden başlayarak tüm insanlığın gelişimini ve yetkinleşmesini sağlayacak bir güçtür. Bu yönüyle insanlığın ilerleme tarihi, bilginin gelişimiyle neredeyse eş değerdir. Aydınlanma'nın bu evrensel ilkeleri, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde yer alan "tüm insanların eşit yaratıldığı, kendilerine Yaratıcı tarafından yaşama, hürriyet ve mutluluğu arama gibi devredilemez haklar bahşedildiği" vurgusuyla pratik bir siyasi reforma dönüşmüştür. ​Yazarın üzerinde durduğu bir diğer önemli konu ise insanın "doğa durumu" (tabii hal) içerisindeki konumudur. İnsanların doğuştan eşit olduğunu ve bireylerin rızasına dayanmayan hiçbir gücün meşru bir otorite kuramayacağını savunur. Buna rağmen, toplumsal ilişkilerde bir tahakküm aracı olarak beliren otorite biçimleri, temelde belirli bir toplumsal işlevi yerine getirmek üzere varlık gösterir. Yazar, bu noktada Thomas Hobbes’un karamsar doğa durumu fikrine karşı çıkarak, devlet öncesi bu ilk evrede insanların eşit ve adil bir biçimde yaşadığını ileri sürer. Bu tezi emek ve mülkiyet ilişkisi üzerinden
Aydınlanma DüşüncesiAhmet Çiğdem · Vulgus Yayınları · 202453 okunma