Ne yapmak gerek peki?
Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
“Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek…
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı.
Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı.
Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Lise arkadaşlıklarının, üniversite arkadaşlıklarının hiçbir zaman kalıcı ve gerçek olacağına inanmadım. İnsanları hep geçici veya bir süreliğine uzun gibi sınıflandırdım. Bunun sebebi çocukken birlikte büyüdüğüm birinin arkadaşlığını ve ilgisini kaybettiğimi görmekti. Bir de fiziksel zarar görmekti. Üstelik çocuktum. Suçum da yoktu. Öte yandan hangi ortama girsem yıldız değil, yan sanayi oldum. Unutuldum. Yok sayıldım veya düpedüz arkadaş olarak istenmediğim kötü bir şey yapmadığım halde yüzüme söylendi. Zamanla anladım. Belki sorun kadınlardadır diye düşünüp erkeklerle arkadaş olmayı üniversitede denedim ama erkekler arkadaş gibi bana yaklaşmıyordu. Geçici sohbetler edip gittim. Sonra en az 5 ilişki denedim. Madem arkadaşım yoktu. Ben de sevgili yaparım diye düşünmüştüm. Başka çarem yoktu. Ama içten içe biliyordum. Onlar da geçiciydi. Ben değişirler diye yersiz ümitlere girmiştim. Yalnızlık böyledi. Sonra onları da kökten nedenler bulup veya yaratıp bitirdim. Şimdi mi? Yalnızım. Arkadaş olmaya çalışan benimle geçen aylarda kadın oldu. Denedim. Konuşacak konu bulamadım. Ben pek buluşmayınca o da arkadaşlığımı sorguladı. Geç oldu ama özür diledim. Şimdi hala konuşmuyoruz ve o aramadıkça, yazmadıkça aramıyorum. Yani düzeleceğim sözünü de tutamadım. Kimi kandırıyordum ki? O da beni terk edecek. Biliyorum. Bu yüzden o beni terk etmeden terk edecek neden bulup gitmeliyim. Terk edilmekten korkuyorum. Terk edilmemek için insanları kendimden uzaklaştırıyorum artık bir negatif en ufak şey bile sezsem. Öyle ki elimden gelse ve param olsa ayrı eve ve hatta şehre çıkıp alıştıktan sonra bütün herkesten kopacak bir adım yapmayı düşünüyorum. Telefonumu değiştirmek ve kimseye vermemek. Adres de dahil. Zaten gün içinde işi düşmedikçe ne arayan ne soran var. Eskidendi o sözde merak