“ Bir adım bile yakından göremediğim atların Şimdi bu kalbimde işi nedir? “
"Kaçtığım bütün savaşların yaralarını taşıyorum." diyordu bir yerde. Bu böyledir; kalıcı izler yeni adım attırmaz.
Reklam
Türk Dış Politikasının Sınırları
Sürdürülebilir Muğlaklığın Jeopolitiği: 2026 ABD-İran Krizi ve Ankara NATO Zirvesi Ekseninde Türk Dış Politikasının Sınırları Bu makale, 2026 yılının ilk yarısında küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan şok dalgalarını, makroekonomik bilanço yanılsamaları ve "transaksiyonel jeopolitik" kuramı çerçevesinde incelemektedir. 28 Şubat 2026’da patlak veren ABD-İran savaşı, ardından gelen 7-8 Nisan 2026 ateşkesi ve 19 Haziran 2026’da imzalanması planlanan Cenevre Mutabakat Muhtırası (MOU), küresel jandarmalık rolünün sınırlarını netleştirmiştir. Çalışma, iktisadi sefalet içindeki bir aktörün (İran) asimetrik zafer kazanabileceğini, dünyanın en borçlu süper gücünün (ABD) ise borcu bir kaldıraç olarak kullanabileceğini tarihsel analojilerle (Osmanlı İmparatorluğu ve 16. yüzyıl İspanyası) ortaya koymaktadır. Bu küresel kırılma zemininde, 7-8 Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi arifesinde Türkiye’nin "vazgeçilmez müttefik" statüsünden "kaçınılmaz ortak" konumuna geçişi ve "ipte yürüyen cambaz" metaforu üzerinden taktiksel deha ile stratejik atalet arasındaki denge tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel NATO, Stratejik Muğlaklık, 2026 Ankara Zirvesi, Kaçınılmaz Ortak, Yapıcı Muğlaklık. 1. Giriş ve Kuramsal Çerçeve: Bilanço Yanılsaması ve Gücün Yeniden Tanımlanması Uluslararası ilişkiler literatüründe liberal ve neorealist kuramlar, bir aktörün jeopolitik kapasitesini çoğunlukla makroekonomik rasyonalite, bütçe dengeleri ve "kusursuz bilançolar" üzerinden okuma eğilimindedir. Oysa 2026 yılının ilk yarısında küresel sistemde yaşanan asimetrik kırılmalar, bu doğrusal korelasyonun teorik bir kör nokta barındırdığını kanıtlamıştır. 21. yüzyıl jeopolitiğinde güç; kusursuz verilere sahip olmakla değil, mevcut yapısal zayıflıkları (kronik enflasyon, vekil güç yıkımı veya devasa
Siyaset
Bazı insanlar vardır; ne olursa olsun hatayı kendilerinde aramaz. Konu ne olursa olsun, bir yolunu bulup yükü sana bırakırlar. Anlatırsın, açıklarsın, yine değişmez... çünkü gerçekten görmek istemezler. Sürekli magdur kalan biriyle mücadele etmek ise insan içten içe yıpratır. Bir noktadan sonra sunu fark edersin: Bu bir tartışma değil, bitmeyen bir döngü. Ve sen ne kadar çabalarsan çabala, o döngü kırılmaz. İşte tam orada kendini seçmek gerekir. Her şeyi düzeltmek zorunda değilsin, herkesi ikna etmek zorunda da değilsin. Bazen en güçlü adım; geri çekilmek, mesafe koymak ve o yükü artık taşımamayı seçmektir. Çünkü huzur, haklı çıkmaktan daha değerlidir.
Sırat-ı Müstakim
Allah için bir adım, sen at bin bir adım. Gel Allah'a doğru adım adım. Kaybolma bu yolda, sırat köprüsü dar gelir. Kendini hor görme, bu fani dünya bir anda zindan olur.
1000Kitap
Soner Sarıkabadayı-buz
Kim bakar ardına sen mi ben mi Adın ne senin Gül mü diken mi Yana yana ben yandım benim adım korken senin adın buz mu söyle erimez mi
Müzik
Reklam
Reklam