Puan vermedi
Benim açımdan Serinin en iyi kitabı diyebilirim. Malach karakteri dizi de aynıydı Ve kendisine verilen adın Sadece bir ironi olduğunu hissettiriyordu. Tabii favorim bu değil. " Başlangıç ” her daim favorimdir.
Alıntı
Kayıp SembolDan Brown · Altın Kitaplar · 202520,3bin okunma
ÇEVİRMENLER İŞİNE ÖZENMELİ.
5/10
··
Beğendi
Kitabın çevirisinin çok kötü olduğu bir gerçek, Exit gibi özel bir adın Çıkın diye değiştirilmesi saçmalık. İsimleri değiştirmiyorsanız hayvanlara da yapmayın bunu. Anlam veremediğim bir kısım var (belki benim hatamdır) bölümün başında Nimh yazıyor (onun ağzından bir bölüm) ve ondan sonra seni Nimhara'ya götürelim diye bir kısım geçiyor kız da olmaz diye çıkışıyor, Nimhara'yı Nimhara'ya mı götürüyorsunuz? Can ana gibi garip laflar Türkçe'ye acayip yama duruyor, şu çevirilere özenin lütfen. Yazarın yerinde olsam bu çeviriye çok kızardım. Kitaptaki üçlü ilişki de hiç hoşuma gitmedi, erkek karakterin böyle bir olaya ihtiyacı kesinlikle yoktu. Amie Kaufman Dünyanın Sonunda Bir Yer Meagan Spooner
Edebiyat
Dünyanın Sonunda Bir YerAmie Kaufman · Ephesus Yayınları · 2023199 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ah Min-el Aşk
8/10
·95 syf.··
2026 219. kitabı
Bu haftayı sadece Ferit Edgü okuyarak geçirmeme sebep olan o şiir kitabı... Şiirini hayli sevdim. Açık, sade, anlaşılır ve aynı zmaanda çok katmanlı, derin oluşuyla beni kendine çekti. Doğaya olan tutkusu ise bir bakışta anlaşılıyor. Öyle ki gürül gürül akan bir nehrin yanındaymışçasına hissettiren güçlü şiirleri var(mış). En sevdiğim alıntılar ise şöyle: Derin soluyuşlar Yordu beni. Benim gönlüm Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık Bir türkü gibisin bende. Ezgisi dudaklarımda Sözcükleri unutulmuş. Bir çırpıntı gibidir yüreğimde yazılı adın. Nicedir yaşamayı unutmuş gibi yaşıyorum
Ah Min-el AşkFerit Edgü · Ada Yayınları · 1984534 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2022 84. kitabı
Üvercinka, Cemal Süreya’nın 1958’de yayımlanan ilk şiir kitabıdır ve İkinci Yeni şiirinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ünlü şiirle özdeşleşmiştir ve Türk şiirinde modern bir kırılma noktası yaratmıştır. Kitabın Genel Özellikleri ve Önemi Temalar: Aşk, erotizm, tutku, kadın bedeni, yalnızlık, özgürlük, modern yaşam ve toplumsal/politik eleştiri iç içedir. Şiirler bireysel deneyimi evrenselleştirirken, ironik ve şok edici bir üslup kullanır. Süreya, “şok” etkisini ön plana çıkarır. Yayımlanma ve Etkisi: 1953-1957 arası şiirlerden seçilen 29 şiirle (sonraki baskılarda artmıştır) çıkan kitap, kısa sürede tükenmiş ve 1959 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır. İkinci Yeni’nin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir; alışılmadık imgeler, dil oyunları, erotizm ve bireysel duyarlılıkla Garip şiirine tepki niteliğindedir. Dil ve Biçim: Serbest vezin, yeni kelimeler (neologizmler), imge yoğunluğu, konuşma dili unsurları ve anlam çok katmanlılığı öne çıkar. Şair, kelimeyi zorlayan bir şiir anlayışı benimser. Kitap, Süreya’nın erotizmi direnç ve özgürlük aracı olarak kullandığı, bireysel ile toplumsal olanı harmanladığı bir dönüm noktasıdır. “Üvercinka” Şiirinin Analizi Şiir, kitabın kalbidir ve Süreya’nın otobiyografik bir deneyiminden beslenir. “Üvercinka”, şairin eşi Seniha hamileyken tanıştığı ve tutkulu bir ilişki yaşadığı bir kadına taktığı isimdir (gerçek kimliği gizemini korur). Şiir, bu tutkulu aşkın, ayrılık kararının ve duygusal karmaşanın yansımasıdır. Aşk ve Erotizm: Şiir, bedensel tutkuyu (boyun, saç, sevişmek) çarpıcı imgelerle betimler. Kadın figürü hem fiziksel hem simgeseldir; özgür, cesur ve hayat vericidir. “Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor” gibi dizeler, sevgiliyi canlı ve çoğul kılar. Özgürlük ve Dayanma: “En uzun
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Gerçek bir yaşam öyküsü Firuze'nin annesinden farklı bir kaderi vardı. Boyun eğmek zorundaydı, çünkü çocukları onun her şeyiydi. Katlanılmaz bir evliliğin hayatınızın sonuna kadar esiri olur muydunuz? Çaresizlik mi korkaklık mı? Bahane mi mecburiyet mi? Sizin değil, belki annenizin ya da büyükannenizin gerçeği. Okumadan inanmazsınız.
Senin Adın FiruzeArzu Sunar Özcan · Alan Yayıncılık · 20242 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 1980'lerin Türkiyesi'ni hep tek boyutlu düşünürdüm: darbe oldu, özgürlükler kısıtlandı, insanlar susturuldu. Gürbilek'i okuyunca fark ettim ki asıl mesele çok daha karmaşık ve çok daha sinsi bir yerde duruyor. Denetimin en güçlü biçimi yasaklamak değil, serbest bırakmakmış . Örneğin, darbe sonrasında çok şey serbest bırakılmış. Arabesk televizyona çıkmış, cinsellik konuşulur olmuş, özel hayat kamusal alana taşınmış. İlk bakışta bu bir söz hakkı, özgürlük, bir nefes alma gibi görünüyor. Ben de öyle düşünürdüm. Ama Gürbilek şunu fark ettiriyor: Neyin serbest bırakıldığı, neyin hâlâ yasak tutulduğu kadar önemlidir. Arabesk çalınabilirdi ama sınıf eşitsizliği konuşulamazdı. Beden görünür olabilirdi ama emek sömürüsü sorgulanamazdı. Piyasa çok şeye izin verdi ama tam da sistemi rahatsız etmeyecek şeylere. Tam olarak iktidarın izin verdiği özgürlüğün aslında gerçekten özgürleştirmediğini fark ettiriyor. Yalnızca tehlikeli olanı zararsız olanla değiştiriyor. Yine en çok üzerinde durduğu vitrin, bir sergileme alanıdır. İçindeki şey gerçektir ama dokunulamazdır, camın arkasındadır, seyredilmek için oradadır. Artık yaşanmaz, teşhir edilir. Günümüzle kıyaslayınca fark ettim ki bu sadece 80'lere ait bir şey değil. Bugün ben de vitrindeyim. Paylaştığım her fotoğraf, yazdığım her şey, kurduğum her cümle, bir tür vitrin. Ve o vitrini doldurmak için zaman zaman gerçekten yaşamaktan uzaklaşıyorum. Başka bir mesele , Arabesk. Başlangıçta bu müzik, gerçek bir acıdan gelmiş, köyden kopmuş, şehre tutunamamış, ne buraya ne oraya ait olmuş milyonların sesi. O seste sahici bir şey var. Ama sonra şunu gösteriyor Gürbilek: O ses vitrine çıktığı anda bir şey değişti. Artık o insanların acısı değil, o acının imgesi satılıyordu ve bu imge gerçeğin önüne geçtiğinde,
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,010 okunma