Ah Min-el Aşk
8/10
·95 syf.··
2026 219. kitabı
Bu haftayı sadece Ferit Edgü okuyarak geçirmeme sebep olan o şiir kitabı... Şiirini hayli sevdim. Açık, sade, anlaşılır ve aynı zmaanda çok katmanlı, derin oluşuyla beni kendine çekti. Doğaya olan tutkusu ise bir bakışta anlaşılıyor. Öyle ki gürül gürül akan bir nehrin yanındaymışçasına hissettiren güçlü şiirleri var(mış). En sevdiğim alıntılar ise şöyle: Derin soluyuşlar Yordu beni. Benim gönlüm Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık Bir türkü gibisin bende. Ezgisi dudaklarımda Sözcükleri unutulmuş. Bir çırpıntı gibidir yüreğimde yazılı adın. Nicedir yaşamayı unutmuş gibi yaşıyorum
Ah Min-el AşkFerit Edgü · Ada Yayınları · 1984533 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2022 84. kitabı
Üvercinka, Cemal Süreya’nın 1958’de yayımlanan ilk şiir kitabıdır ve İkinci Yeni şiirinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ünlü şiirle özdeşleşmiştir ve Türk şiirinde modern bir kırılma noktası yaratmıştır. Kitabın Genel Özellikleri ve Önemi Temalar: Aşk, erotizm, tutku, kadın bedeni, yalnızlık, özgürlük, modern yaşam ve toplumsal/politik eleştiri iç içedir. Şiirler bireysel deneyimi evrenselleştirirken, ironik ve şok edici bir üslup kullanır. Süreya, “şok” etkisini ön plana çıkarır. Yayımlanma ve Etkisi: 1953-1957 arası şiirlerden seçilen 29 şiirle (sonraki baskılarda artmıştır) çıkan kitap, kısa sürede tükenmiş ve 1959 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır. İkinci Yeni’nin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir; alışılmadık imgeler, dil oyunları, erotizm ve bireysel duyarlılıkla Garip şiirine tepki niteliğindedir. Dil ve Biçim: Serbest vezin, yeni kelimeler (neologizmler), imge yoğunluğu, konuşma dili unsurları ve anlam çok katmanlılığı öne çıkar. Şair, kelimeyi zorlayan bir şiir anlayışı benimser. Kitap, Süreya’nın erotizmi direnç ve özgürlük aracı olarak kullandığı, bireysel ile toplumsal olanı harmanladığı bir dönüm noktasıdır. “Üvercinka” Şiirinin Analizi Şiir, kitabın kalbidir ve Süreya’nın otobiyografik bir deneyiminden beslenir. “Üvercinka”, şairin eşi Seniha hamileyken tanıştığı ve tutkulu bir ilişki yaşadığı bir kadına taktığı isimdir (gerçek kimliği gizemini korur). Şiir, bu tutkulu aşkın, ayrılık kararının ve duygusal karmaşanın yansımasıdır. Aşk ve Erotizm: Şiir, bedensel tutkuyu (boyun, saç, sevişmek) çarpıcı imgelerle betimler. Kadın figürü hem fiziksel hem simgeseldir; özgür, cesur ve hayat vericidir. “Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor” gibi dizeler, sevgiliyi canlı ve çoğul kılar. Özgürlük ve Dayanma: “En uzun
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Gerçek bir yaşam öyküsü Firuze'nin annesinden farklı bir kaderi vardı. Boyun eğmek zorundaydı, çünkü çocukları onun her şeyiydi. Katlanılmaz bir evliliğin hayatınızın sonuna kadar esiri olur muydunuz? Çaresizlik mi korkaklık mı? Bahane mi mecburiyet mi? Sizin değil, belki annenizin ya da büyükannenizin gerçeği. Okumadan inanmazsınız.
Senin Adın FiruzeArzu Sunar Özcan · Alan Yayıncılık · 20242 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 1980'lerin Türkiyesi'ni hep tek boyutlu düşünürdüm: darbe oldu, özgürlükler kısıtlandı, insanlar susturuldu. Gürbilek'i okuyunca fark ettim ki asıl mesele çok daha karmaşık ve çok daha sinsi bir yerde duruyor. Denetimin en güçlü biçimi yasaklamak değil, serbest bırakmakmış . Örneğin, darbe sonrasında çok şey serbest bırakılmış. Arabesk televizyona çıkmış, cinsellik konuşulur olmuş, özel hayat kamusal alana taşınmış. İlk bakışta bu bir söz hakkı, özgürlük, bir nefes alma gibi görünüyor. Ben de öyle düşünürdüm. Ama Gürbilek şunu fark ettiriyor: Neyin serbest bırakıldığı, neyin hâlâ yasak tutulduğu kadar önemlidir. Arabesk çalınabilirdi ama sınıf eşitsizliği konuşulamazdı. Beden görünür olabilirdi ama emek sömürüsü sorgulanamazdı. Piyasa çok şeye izin verdi ama tam da sistemi rahatsız etmeyecek şeylere. Tam olarak iktidarın izin verdiği özgürlüğün aslında gerçekten özgürleştirmediğini fark ettiriyor. Yalnızca tehlikeli olanı zararsız olanla değiştiriyor. Yine en çok üzerinde durduğu vitrin, bir sergileme alanıdır. İçindeki şey gerçektir ama dokunulamazdır, camın arkasındadır, seyredilmek için oradadır. Artık yaşanmaz, teşhir edilir. Günümüzle kıyaslayınca fark ettim ki bu sadece 80'lere ait bir şey değil. Bugün ben de vitrindeyim. Paylaştığım her fotoğraf, yazdığım her şey, kurduğum her cümle, bir tür vitrin. Ve o vitrini doldurmak için zaman zaman gerçekten yaşamaktan uzaklaşıyorum. Başka bir mesele , Arabesk. Başlangıçta bu müzik, gerçek bir acıdan gelmiş, köyden kopmuş, şehre tutunamamış, ne buraya ne oraya ait olmuş milyonların sesi. O seste sahici bir şey var. Ama sonra şunu gösteriyor Gürbilek: O ses vitrine çıktığı anda bir şey değişti. Artık o insanların acısı değil, o acının imgesi satılıyordu ve bu imge gerçeğin önüne geçtiğinde,
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,010 okunma
10/10
·500 syf.··
2026 21. kitabı
Daha önce hiç karşılaşmamış iki insanın buluşması! Dağlarla çevrili bir kasabada yaşayan Mitsuha isimli lise öğrencisi bir kız, günlerini kırsaldaki hayatın sıkıcılığından yakınarak geçirmektedir. Bir yandan belediye başkanı olan babasının seçim kampanyası sürerken, diğer yandan aile üyeleriyle birlikte tapınakta aile geleneklerini yerine getirmektedir. Bu küçük kasabada herkesin gözlerini üzerinde hissetmesiyle birlikte, büyük şehre gitme arzusu da her geçen gün artmaktadır. Tam da o günlerden birinde Mitsuha, rüyasında kendisini bir erkeğin bedenine girmiş hâlde görür. Daha önce hiç görmediği bir odada, kim olduklarını bilmediği insanların arasında, uçsuz bucaksız Tokyo sokaklarında yürürken bulur kendini. Şaşkınlık içinde kalan Mitsuha, hep hayalini kurduğu şehir hayatının tadını doyasıya çıkarmaktadır. Diğer yandan, Tokyo’da yaşayan Taki isimli lise öğrencisi bir oğlan da tuhaf bir rüya görmüştür. Daha önce hiç gitmediği, dağlarla kaplı bir kasabada, liseli bir kız öğrencisine dönüşmüştür. Bu iki gencin gördükleri rüyaların sırrı ne olabilir? Daha önce hiç karşılaşmamış iki insanın buluşması. Bir kız ve bir oğlanın gizem dolu hikâyesi şimdi sizlerle! KİŞİSEL İNCELEME: Animesini izlediğimde çok etkilenmiştim. Özgün ve bağımsız kurgusuyla kalbimi fethetti. Kurgunun çok ince detaylarla anlam kazandığı, yerli ters köşeleriyle eminim birçok izleyicinin bir numaraya koyacağı bir eser olduğu kanısındayım. Laf aramızda aynı günde tam iki kez üst üste izledim, o kadar diyorum... Film ve manga arasında ufak farklar olsa da, kurgu her iki kategoride güzel işlenmişti. Giriş ve gelişme kesinlikle filmde tadı çıkarken, sonuç kısımdaki o ince restoran detayı, arkadaşların bir arada olması, mangada yer verilmiş ve hoş bir ayrıntı olarak filmden daha güzel bir sonuç elde
Manga
Senin AdınMakoto Shinkai · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 20202,303 okunma
Yarın da okunacak bir şey yok
6/10
·160 syf.··
2026 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 21:15
Kitap, bir savaş bir virüs bir deprem ve bir aşk konusunu işlemiş. Geçmiş ve gelecek bu konular arasında sıkışmış. Toplumsal bazı olaylara taraflı şekilde yaklaşılmış klasik solcu yazarın tüm konuyu sığlaştırma şekli. Bu arada Ayşe Kulin e ait okuduğum ilk kitaptı. Kitabın adın da olduğu gibi, yarın da okunacak bir eser olmamış. Yarın Yok kitabını okumadan önce umarım yorumumu okursunuz.
1000k
Yarın YokAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20232,210 okunma