Puan vermedi·64 syf.··
2022 84. kitabı
Üvercinka, Cemal Süreya’nın 1958’de yayımlanan ilk şiir kitabıdır ve İkinci Yeni şiirinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ünlü şiirle özdeşleşmiştir ve Türk şiirinde modern bir kırılma noktası yaratmıştır. Kitabın Genel Özellikleri ve Önemi Temalar: Aşk, erotizm, tutku, kadın bedeni, yalnızlık, özgürlük, modern yaşam ve toplumsal/politik eleştiri iç içedir. Şiirler bireysel deneyimi evrenselleştirirken, ironik ve şok edici bir üslup kullanır. Süreya, “şok” etkisini ön plana çıkarır. Yayımlanma ve Etkisi: 1953-1957 arası şiirlerden seçilen 29 şiirle (sonraki baskılarda artmıştır) çıkan kitap, kısa sürede tükenmiş ve 1959 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır. İkinci Yeni’nin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir; alışılmadık imgeler, dil oyunları, erotizm ve bireysel duyarlılıkla Garip şiirine tepki niteliğindedir. Dil ve Biçim: Serbest vezin, yeni kelimeler (neologizmler), imge yoğunluğu, konuşma dili unsurları ve anlam çok katmanlılığı öne çıkar. Şair, kelimeyi zorlayan bir şiir anlayışı benimser. Kitap, Süreya’nın erotizmi direnç ve özgürlük aracı olarak kullandığı, bireysel ile toplumsal olanı harmanladığı bir dönüm noktasıdır. “Üvercinka” Şiirinin Analizi Şiir, kitabın kalbidir ve Süreya’nın otobiyografik bir deneyiminden beslenir. “Üvercinka”, şairin eşi Seniha hamileyken tanıştığı ve tutkulu bir ilişki yaşadığı bir kadına taktığı isimdir (gerçek kimliği gizemini korur). Şiir, bu tutkulu aşkın, ayrılık kararının ve duygusal karmaşanın yansımasıdır. Aşk ve Erotizm: Şiir, bedensel tutkuyu (boyun, saç, sevişmek) çarpıcı imgelerle betimler. Kadın figürü hem fiziksel hem simgeseldir; özgür, cesur ve hayat vericidir. “Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor” gibi dizeler, sevgiliyi canlı ve çoğul kılar. Özgürlük ve Dayanma: “En uzun
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Gerçek bir yaşam öyküsü Firuze'nin annesinden farklı bir kaderi vardı. Boyun eğmek zorundaydı, çünkü çocukları onun her şeyiydi. Katlanılmaz bir evliliğin hayatınızın sonuna kadar esiri olur muydunuz? Çaresizlik mi korkaklık mı? Bahane mi mecburiyet mi? Sizin değil, belki annenizin ya da büyükannenizin gerçeği. Okumadan inanmazsınız.
Senin Adın FiruzeArzu Sunar Özcan · Alan Yayıncılık · 20242 okunma
Reklam
10/10
·500 syf.··
2026 21. kitabı
Daha önce hiç karşılaşmamış iki insanın buluşması! Dağlarla çevrili bir kasabada yaşayan Mitsuha isimli lise öğrencisi bir kız, günlerini kırsaldaki hayatın sıkıcılığından yakınarak geçirmektedir. Bir yandan belediye başkanı olan babasının seçim kampanyası sürerken, diğer yandan aile üyeleriyle birlikte tapınakta aile geleneklerini yerine getirmektedir. Bu küçük kasabada herkesin gözlerini üzerinde hissetmesiyle birlikte, büyük şehre gitme arzusu da her geçen gün artmaktadır. Tam da o günlerden birinde Mitsuha, rüyasında kendisini bir erkeğin bedenine girmiş hâlde görür. Daha önce hiç görmediği bir odada, kim olduklarını bilmediği insanların arasında, uçsuz bucaksız Tokyo sokaklarında yürürken bulur kendini. Şaşkınlık içinde kalan Mitsuha, hep hayalini kurduğu şehir hayatının tadını doyasıya çıkarmaktadır. Diğer yandan, Tokyo’da yaşayan Taki isimli lise öğrencisi bir oğlan da tuhaf bir rüya görmüştür. Daha önce hiç gitmediği, dağlarla kaplı bir kasabada, liseli bir kız öğrencisine dönüşmüştür. Bu iki gencin gördükleri rüyaların sırrı ne olabilir? Daha önce hiç karşılaşmamış iki insanın buluşması. Bir kız ve bir oğlanın gizem dolu hikâyesi şimdi sizlerle! KİŞİSEL İNCELEME: Animesini izlediğimde çok etkilenmiştim. Özgün ve bağımsız kurgusuyla kalbimi fethetti. Kurgunun çok ince detaylarla anlam kazandığı, yerli ters köşeleriyle eminim birçok izleyicinin bir numaraya koyacağı bir eser olduğu kanısındayım. Laf aramızda aynı günde tam iki kez üst üste izledim, o kadar diyorum... Film ve manga arasında ufak farklar olsa da, kurgu her iki kategoride güzel işlenmişti. Giriş ve gelişme kesinlikle filmde tadı çıkarken, sonuç kısımdaki o ince restoran detayı, arkadaşların bir arada olması, mangada yer verilmiş ve hoş bir ayrıntı olarak filmden daha güzel bir sonuç elde
Manga
Senin AdınMakoto Shinkai · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 20202,303 okunma
10/10
·444 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
İsmi bile bir roman gibi olan, kendi rızamla okumadığım için söve söve başladığım fakat daha ilk sayfasından beni mest eden, okuduğum en etkileyici ve en nefis romanlardan biri Gün Olur Asra Bedel. Issız bir bozkırın ortasındaki bir tren istasyonunda başlayıp, galaksiler arası kozmik düzleme kadar uzanan bir hikâyesi var. İnsan, zihninde canlandırmakta zorlanıyor ama Aytmatov bunu öyle nefis kurgulamış ki, okurken ufacık bir pürüz hissedilmiyor. Özünde insanın “insan kalabilme” mücadelesini anlatırken, bize modernleşme(!) ile birlikte geçmişini ve kimliğini unutan modern mankurtlardan bahsederek sosyal eleştiriler sunuyor. Hafızamızı ve bizi biz yapan değerleri yitirirsek, modern dünyada ne kadar gelişirsek gelişelim bir mankurttan farkımız kalmaz, diyor. Bir yandan kozmik seyehatlerin yapıldığı, yeni gezegenlerin ve orada yaşayan canlıların keşfedildiği dünyada, diğer yanda insanların kendi tarihi simgelerini korumaması, örneğin Sarı Özek’lilerin Ana Beyit mezarlığına sahip çıkamaması ile birlikte köklerinden kopup mankurtlaşmalarını anlatıyor. Bir yandan da insanlığın, kendisinden daha gelişmiş ve güçlü olanla iletişime geçmek yerine, kendi türünü yönetmeye ve izole etmeye devam etmek istediği bir kurgu ile bize totaliter sistemlerin insanları nasıl izole ederek yönettiği gösteriyor. Ruhsuzlaşan tüm bu düzen karşısında ise kitabın ana karakteri olan Yedigey, insanlığın son kalesiymiş gibi dimdik duruyor. Bir yandan kaybettiği dostu Kazangap’ı layıkıyla defnetmeye çalışırken, öte yandan kendi değerlerini, inancını, köklerini, geçmişini, insanlığını korumak için mücadele ediyor. Ve bu esnada bize yaşamındaki bazı kırılma noktalarını anlatarak, içindeki acılara da şahit ediyor. Kitabın sonlarında gökyüzünde beyaz bir kuş uçuyor ve modernleşirken mankurtlaşmış olan tüm
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202156bin okunma
Üç Kadın, Bir Örgü, Bir Dayanışma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 104. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 12:41
Bugün katıldığım kitap etkinliğinde Fransız yazar Laetitia Colombani tarafından yazılan Saç Örgüsü kitabı üzerine düşünce ürettik. Bugün sadece bir kitap konuşmadık; aynı zamanda farklı bakış açılarını dinledik, düşündük ve birbirimize dokunan hikayeler kurduk. Bugünün en özel taraflarından biri de, kitabın karakterleri üzerinden ve kendi ağızlarından mektup yazmamızdı. Yani aslında sadece bir metin üretmedik; empati kurduk, bir başkasının gözünden konuşmayı denedik. Bu bile başlı başına çok kıymetliydi. Saç Örgüsü üzerinden düşününce, üç farklı kadının hikayesi bize şunu gösteriyor: İnsan her zaman kaderini seçmez ama yaptığı seçimlerle kendi yolunu belirler. Bu noktada en güçlü karakter olarak Smita benim için çok net bir şekilde öne çıkıyor. Çünkü o, kast sisteminin en alt tabakasında, neredeyse köle düzenine yakın bir yaşamın içinde, hiçbir maddi karşılık almadan sadece hayatta kalmak için çalışıyor. Buna rağmen sisteme boyun eğmeyip bir çıkış yolu araması, gerçekten güçlü bir başkaldırı. Ama diğer yandan şunu da görmek gerekiyor: Zor hayat sadece en görünür olan hayat değildir. Sarah için de durum farklıdır. Onun hikayesinde mücadelenin görünmeyen bir tarafı var. Sarah’ın o noktaya gelmek için neler yaşadığını, hangi bedelleri ödediğini kitap bize tam olarak söylemiyor. Ama bildiğimiz bir şey var: O, erkek egemen iş dünyasında Cam Tavan Sendromu’nu aşarak bir yere gelmiş ve orada kalmak için de mücadele etmeye devam eden bir kadın. Üstelik bunu ciddi bir hastalıkla birlikte yürütüyor. Bu da onun hikayesini görünmez ama çok ağır bir mücadeleye dönüştürüyor. Bugün ayrıca kendi yazdığım mektupta İtalya’daki Giulia’nın babasının ağzından konuşmaya çalıştım. O mektupta aslında hem bir özür hem de bir güven vardı. Şöyle yazmıştım: “Merhaba sevgili kızım Giulia,
Duygu ve Düşünce
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
Belki de sana düşen, bulmak değil aramaktır.
9/10
·136 syf.··
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 09:02
“Yaşarken kibrinden geçilmeyen insanoğlu, ölünce sinekleri toplamaktan başka bir işe yaramıyor.” Jorge Luis Borges Yanılıyorsun sevgili okur! İsmine bakıp yanılıyorsun! Resmine bakıp yanılıyorsun! Sapiens, Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi gibi bir kitap değil gördüğün. İnsanın tarihinde fiziksel olarak geçirdiği evrelerden çok daha fazlası var. Bir “düşün tarihi” var, kendini aradığı, kim olduğunu, neden var olduğunu, hayattaki amacının ne olduğunu bulmaya çalıştığı, çoğu zaman başarısız olduğu bir tarih… “Haddini bilmeyene haddi bildirilir de kendini bilmeyene ne bildireceksiniz.” Gözlerinizi kapayın ve bir düşünün… Bir sabah gözlerinizi açtığınızda kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz. Bir pansiyondasınız ve size kendinize dair bilgi verecek hiçbir şey, hiç kimse yok; ne bir insan ne bir kimlik! Öldünüz mü yoksa? Böyle mi olur ölünce? “Neredeyim ben, neresi burası?” Kim olduğunuza dair ilk tahmininiz ne olurdu? “Belki kiralık katil, belki hırsız, belki ajan, belki de muhasebeciyimdir.” Mesleğinizi bilmiyorsunuz mesela, ilk hangi işi yaptığınızı düşünürdünüz? İyi biri misiniz yoksa kötü mü? İyi nedir, kötü ne? Belki de hatırlamayı istemeyecek kadar kötü bir hayatınız olmuş ve Allah size bu lütfu bağışlamıştır değil mi, kim bilir? “Adam doğdu, yaşadı ve öldü.” Hep bir şeyleri unutmak istemiyor muyuz? Hayallerimizdeki gibi gitmediğinde hayat, hep bir sil baştan başlama isteği… Sahi, sıfırdan başlasak ne olurdu? Yine aynı hatalara düşer miydik? Bizi biz yapan hayatın yollarında yürüdüğümüz adımlar değil mi? Hayatımız üzerine böyle etraflıca düşünmek için belki de her şeyi unutmak gerekiyor bir gün. Bir Adem olduğumuzu, hayatın doğup, yaşayıp, ölüp gitmekten ibaret olduğunu ve her şeye gereğinden fazla anlam yüklediğimizi anlamak için şu içinde bulunduğumuz koşturmadan
İnsanın Acayip Kısa TarihiGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 20212,387 okunma
Reklam
Reklam