Miraç

Miraç
@adiosdevil
Bedenimi kitaplara ruhumu şarkılara sattım.
57 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
"İşte size karnımdan yumurtladığım mükemmel bir fikir; unutmayın, maymunlar karınlarıyla düşünür."
Dedem hep anlatırdı: “Yaşam, şaşkınlık verecek denli kısa. Belleğimi zorluyorum, örneğin bir ata atlayan bir delikanlının, kötü rastlantıları hiç hesaba katmasak da, mutlu bir akışla ilerleyecek sıradan bir yaşamın yetersiz kalabileceğinden korkmadan, en yakın köye gitme kararını nasıl alabildiğine şaşırıyorum şimdi.”

Miraç

, bir kitap okudu
7/10
·69 syf.·
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Franz Kafka
7/10 · 7,5bin okunma
Yılar geçtikçe hafif bir rahatsızlık duymamın, meselenin gerçek anlamıyla hiçbir alakası yok; var olan öfkenin yetersizliğini bilsek bile, kim olursa olsun mutlak bir sıkıntı kaynağı olmak katlanılması imkansız bir şeydir; insan rahatsız olur, yalnız fiziksel anlamda bir sezgiyle oluşacaklarına asla inanmadığı yargıları beklemeye başlar. Yine de, bir bakıma, bu sadece ileri yaşlarda oluşan bir olaydır; tatsız ayrıntılar gençliğin sonsuz güç pınarında kaybolurlar; eğer insan, henüz genç bir çocukken etrafa biraz şüpheli gözlerle bakıyorsa, bu onun yüzüne vurulmaz, farkına bile varılmaz, hatta kendisi bile fark etmez; ileri yaşlara kadar hayatta kalan şeyler kalıntılardır, hepsi gereklidir, hiçbiri yinelenmeyecektir, her biri dikkatle gözden geçirilir ve geçkin bir adamın şüpheyle bakan gözleri, bariz bir şekilde şüpheyle bakıyordur; bunu görmek çok zor değildir. Fakat bu gerçek ve somut bir kötüye gidiş değildir. Bu yüzden, hangi gözle bakarsam bakayım gerçek olan şu ki; -bu fikre tamamen katılıyorum- bu küçük sorunu, elimle hafifçe örtmeye devam ettiğim sürece, kadın ne kadar öfkeye boğulsa da, hayatımı diğerleri tarafından rahatsız edilmeden şimdiye kadar olduğu gibi özgürce sürdüreceğim.
"Ben hiçbir zaman başkalarının zevkine ortak olmadım. Ya katı bir duygu, ya mutsuzluk duygusu engel oldu bana. Yaşam derdi, yaşam güçlüğü. Bütün sorunların içinde en önemlisi insanlarla uğraşmak Kokuşmuş toplumun şerri, yiyecek giyecek belası, bunların hepsi, durmadan gerçek varlığımızın uyanmasına engel oluyorlar. Vaktiyle onların arasına karışmıştım; başkalarını taklit edeyim dedim. Baktım, soytarıya dönmüşüm. Adına zevk dedikleri her şeyi denedim; gördüm ki başkalarının zevki bana yaramıyor. Her yerde, her zaman yabancı olduğumu hisseĴim. Diğer insanlarla aramda en ufak bir ilgi dahi yoktu. Başkalarının yaşam tarzına ayak uyduramazdım. Kendi kendime derdim ki hep: Bir gün toplumdan kaçacağım; bir köyde, gözden ırak bir yerde kendi köşeme çekilip yaşayacağım. Ama inziva hayatını şöhret için istemiyordum. Kendimi birinin düşüncesine mahkûm etmek, birinin taklitçisi olmak değildi istediğim. Nihayet zevkime göre bir oda yapmaya karar verdim. Sadece kendimin bulunacağı, düşüncelerimin dağılmayacağı bir yer."