Yılar geçtikçe hafif bir rahatsızlık duymamın,
meselenin gerçek anlamıyla hiçbir alakası yok;
var olan öfkenin yetersizliğini bilsek bile, kim olursa olsun mutlak bir sıkıntı kaynağı olmak
katlanılması imkansız bir şeydir; insan rahatsız
olur, yalnız fiziksel anlamda bir sezgiyle
oluşacaklarına asla inanmadığı yargıları
beklemeye başlar. Yine de, bir bakıma, bu
sadece ileri yaşlarda oluşan bir olaydır; tatsız
ayrıntılar gençliğin sonsuz güç pınarında
kaybolurlar; eğer insan, henüz genç bir
çocukken etrafa biraz şüpheli gözlerle
bakıyorsa, bu onun yüzüne vurulmaz, farkına
bile varılmaz, hatta kendisi bile fark etmez; ileri
yaşlara kadar hayatta kalan şeyler kalıntılardır,
hepsi gereklidir, hiçbiri yinelenmeyecektir, her
biri dikkatle gözden geçirilir ve geçkin bir
adamın şüpheyle bakan gözleri, bariz bir şekilde
şüpheyle bakıyordur; bunu görmek çok zor
değildir. Fakat bu gerçek ve somut bir kötüye
gidiş değildir.
Bu yüzden, hangi gözle bakarsam bakayım
gerçek olan şu ki; -bu fikre tamamen
katılıyorum- bu küçük sorunu, elimle hafifçe
örtmeye devam ettiğim sürece, kadın ne kadar
öfkeye boğulsa da, hayatımı diğerleri tarafından
rahatsız edilmeden şimdiye kadar olduğu gibi özgürce sürdüreceğim.