"Sarayda babamın odasında bazı belgeler buldum" dedim, masada daha da önüne gelip Cassie'ye yaklaşarak. O da kitabı kucağına indirip masaya eğildi
"ne tür belgeler?"
"belge değil, mektuplar. Bir sürü.. mektup, aşk gibi ne bileyim daha farklı."
Ufak şeytan gözlerini birkaç kez kırpıp sessizce "Aşk mı?" dedi. O kadar şaşkın görünüyordu ki ona gülmek istedim. Ama şu an gülmeyecektim. Cass parmaklarını birleştirerek gözlerini onlara dikti.
"Baban Lilith'e aşık mıymış?"
"Kent öyle ölüydü ki gün ağaramıyordu. Öyle ölüydü ki ağaçlar korkuyordu yeşile çalmaktan ve öyle ölüydü ki tek bir an bile hayal kurdurmuyordu. Nefesime, sıcaklığıma, bilhassa edeceğim tebessüme dahi düşmandı. Ruhlar şehri, bedenimin sonsuzluğa karışacağı günü iple çekiyordu. "
"Neden uyumaya devam edip tüm bu saçmalığa bir son vermiyorum."diye düşündü.
...
Pencereden günün ağarmaya başlayışını tanıklık etti bir kez daha. Ve son nefesi burun deliklerinden yavaşça çıkarken istemsizce önüne düşüverdi başı.