Visar Zhiti, hayatı ve eserleriyle belki de ulusunun tarihini en iyi yansıtan Arnavut yazarıdır. (...)
(...)1973'te, Tiran'da Komünist Parti'nin Dördüncü Genel Kurul Toplantısı'nda güya Liberallerin Tasfiyesi olayı patlak verdiğinde, Rapsodia e jetes se trendafilave' (Güllerin Hayatının Rapsodisi) derlemesini hazırlıyordu.
Naim Frasheri yayınevinin editörlerien gönderdiği derlemenin taslağı o saatten sonra büyük ideolojik hatalarla malul addedilir oldu ve sosyalist gerçekliği kararttığı yönünde yorumlandı.
Parti'Nin Demokles Kılıc altında yıllarını belirsizlik içinde geçirdikten sonra, 8 Kasım 1979'da o sıralar hala öğretmenlik yaptığı Kukes'te tutuklandı.
Akıl sağlığını korumak için 100'ün üzerinde şiir yazdı ve ezberledi. Nisan 1980 tarihli sahte bir duruşmada 13 yıl hapis cezasına çarptırılınca, Tiran'da hapishaneye götürüldü, oradan da Sovyet gulagkarına benzeyen kötü şöhretli toplama kamplarına. Sıra sıra her birinde kalmak üzere kuzeydeki izole dağlara transfer edildi. Bu kamplardan Spaç'taki canlı cehennem bakır madenlerinde kalmış, sonra da Qafe-bari'nin buzul dağı hapishanesine götürülmüştü. Onunla birlikte kalan mahpusların pek çoğu kötü muamele ve yetersiz beslenmeden ötürü hayatını kaybetti yahut delirdi. Visar Zhiti 28 Ocak 1987'de bırakıldı ve sonrasında da Parti kendisinin Lushnja'da bir tuğla fabrikasında çalışmasına 'izin verdi'; burada da diktatörlük son buluncaya kadar göze batmayacak şekilde var oldu.
1991 güzünde Arnavutluk kaos içindeyken, Visar Zhiti İtalya'ya geçmeyi başardı ve Milano'da çalışmaya başladı. (...) Arnavutluk'a dönünce, gazeteci olarak çalışmaya başladı ve bir zamanlar kendisini kaderin ellerine terk eden Naim Frasheri yayınevine yayın yönetmeni tayin edildi.
(...)
(...) Ayrıca Azize Teresa dualarını, Frederico Garcia Lorca,