Afrodit'in aşkından doğan pembe güller
Bugün akışı bu güzel pembe güllerin enerjisiyle renklendirmek isterken, arkasındaki o hüzünlü ve büyüleyici mitolojik hikayeyi de sizlerle paylaşmak istedim. Mitolojiye göre yeryüzündeki ilk güllerin hepsi aslında bembeyazdı. Aşk ve Güzellik Tanrıçası Afrodit, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu aşkı Adonis yaralandığında ona koşarken gül dikenleri ayaklarını sızlatır. Afrodit'in damlayan kutsal kanı o bembeyaz gülleri yıkar ve güller o an renk değiştirerek işte görseldeki o güzel pembe ve kırmızı tonlarına bürünür... Bazen doğadaki bir güzelliğin arkasında böyle derin hikayeler bulmak okur ruhumuzu daha da besliyor. Ruhumuzu hem mitolojiyle, hem sayfalarla hem de böyle güzel detaylarla beslediğimiz harika bir gün olsun. Sizin mitolojide en sevdiğiniz hikaye veya çiçek hangisi? Yorumlarda buluşalım!
1000Kitap
Not
Michael, Giuliano'nun hikayesinden çok sert ve pragmatik bir ders çıkarır: İdealizm zayıflıktır. Giuliano halkına, ideallerine ve dostlarına (Aspanu'ya) duygusal bir güven duyduğu için ölmüştür; sistemi yöneten Don Croce ise tamamen rasyonel ve acımasız olduğu için kazanmıştır. Yani Sicilyalı kitabında Puzo'nun o "ayrı düşünen ve sağ çıkan" zihni, Giuliano'nun trajedisini bir laboratuvar deneyi gibi izleyip buradan kendi liderlik stratejisini çıkaran Michael Corleone ve olayları tarihsel bir perspektifle okuyan Hector Adonis üzerinden kendini gösterir. Puzo, "sistemi duygularla değiştirmeye çalışırsan yok olursun, ancak kuralları soğukkanlılıkla okursan hayatta kalırsın" mesajını bu iki gözlemci üzerinden verir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Visar Zhiti
Visar Zhiti, hayatı ve eserleriyle belki de ulusunun tarihini en iyi yansıtan Arnavut yazarıdır. (...) (...)1973'te, Tiran'da Komünist Parti'nin Dördüncü Genel Kurul Toplantısı'nda güya Liberallerin Tasfiyesi olayı patlak verdiğinde, Rapsodia e jetes se trendafilave' (Güllerin Hayatının Rapsodisi) derlemesini hazırlıyordu. Naim Frasheri yayınevinin editörlerien gönderdiği derlemenin taslağı o saatten sonra büyük ideolojik hatalarla malul addedilir oldu ve sosyalist gerçekliği kararttığı yönünde yorumlandı. Parti'Nin Demokles Kılıc altında yıllarını belirsizlik içinde geçirdikten sonra, 8 Kasım 1979'da o sıralar hala öğretmenlik yaptığı Kukes'te tutuklandı. Akıl sağlığını korumak için 100'ün üzerinde şiir yazdı ve ezberledi. Nisan 1980 tarihli sahte bir duruşmada 13 yıl hapis cezasına çarptırılınca, Tiran'da hapishaneye götürüldü, oradan da Sovyet gulagkarına benzeyen kötü şöhretli toplama kamplarına. Sıra sıra her birinde kalmak üzere kuzeydeki izole dağlara transfer edildi. Bu kamplardan Spaç'taki canlı cehennem bakır madenlerinde kalmış, sonra da Qafe-bari'nin buzul dağı hapishanesine götürülmüştü. Onunla birlikte kalan mahpusların pek çoğu kötü muamele ve yetersiz beslenmeden ötürü hayatını kaybetti yahut delirdi. Visar Zhiti 28 Ocak 1987'de bırakıldı ve sonrasında da Parti kendisinin Lushnja'da bir tuğla fabrikasında çalışmasına 'izin verdi'; burada da diktatörlük son buluncaya kadar göze batmayacak şekilde var oldu. 1991 güzünde Arnavutluk kaos içindeyken, Visar Zhiti İtalya'ya geçmeyi başardı ve Milano'da çalışmaya başladı. (...) Arnavutluk'a dönünce, gazeteci olarak çalışmaya başladı ve bir zamanlar kendisini kaderin ellerine terk eden Naim Frasheri yayınevine yayın yönetmeni tayin edildi. (...) (...) Ayrıca Azize Teresa dualarını, Frederico Garcia Lorca,
10 Gün 10 çiçek : Gün 4 Gül
Antik Yunan efsanelerine göre aşk tanrıçası Afrodit, sevdiği kişi Adonis için büyük bir aşk besliyormuş. Bir gün Adonis yaralanınca Afrodit ona ulaşmak için dikenli çalıların arasından koşmuş. Beyaz güllerin üzerine düşen kanı onları kırmızıya çevirmiş. Bu yüzden kırmızı güller aşkın, tutkunun ve bazen de acının simgesi olmuş. Eskiden insanlar birine kırmızı gül verdiğinde sadece “seni seviyorum” değil, “senin için acıya bile katlanırım” anlamı taşıdığına inanırmış.
Gardenya
"Çiçeklerin en farklısıdır Gardenya... " Bana öyle bakma Gardenya Aklımı şaşırtıyorsun  Çek gözlerini gözlerimden  O yeşilliğiyle kör ediyorsun  Gülme öyle Gardenya Haddimi aşacak sorular soruyorum Tanrı tek ise  Neden bu kadar baş döndürüyorsun Tutma elimi Gardenya  Hazır değilim ben böyle aşka Ne sen Afrodit  Be ben Adonis  Daha da acıklı olur bizim hikayemiz  Bükme dudaklarını Gardenya
Şiir
Benden nefret etmiyorsun. Yaratmış olduğun benim görüntümden nefret ediyorsun ve bu görüntü, ben değilim, o sensin.” Adonis